Kadının hayatı

İnsanın yalnızca kendi acısına dönmesinin dünyanın sonunu hazırlayan ilk şey olduğunu düşünüyorum. İnsan yalnızca kendi acılarına kulak kesildiğinden beri insanlık kendi çöküşünün ağzında...
Haber: EYLEM Ö. TUFAN / Arşivi

İnsanın yalnızca kendi acısına dönmesinin dünyanın sonunu hazırlayan ilk şey olduğunu düşünüyorum. İnsan yalnızca kendi acılarına kulak kesildiğinden beri insanlık kendi çöküşünün ağzında...
Kadın olmaksa hiçbir zaman kendi acına tam anlamıyla dönemeyişte kilitleniyor. Kadın başkalarını düşünerek yaşamak için büyütülüyor, erkek etrafına bakarak... Kadının acıları en son kendinde tecelli buluyor.
İnsan ve kadın üzerine böyle dalıp gitmek, bir süredir kaldığım Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Jinekolojik Onkoloji Bölümünde edindiğim gözlemlerim sonucunda şekilleniyor. Bir hastane yatağında ameliyat olacağın ve sonucun temiz çıkmasını dileyen ilk hasta değilsin diyorum kendi kendime ve yan odada bir gün önce rahmi alınmış kızıl saçlı 50 yaşlarındaki kadın bunları düşünürken dirayetle hastanenin koridorlarında yürümeye çalışıyor. Koridorun girişindeki odada kemoterapi gördüğünü anladığın genç kadının yüzüne bakmaya cesaret edemiyorsun. Oysa ki yan odada yoğun ağrılar çektiğini geceleri sesinden anladığın kadın, ikinci kez ameliyata alınma evresini kafasına takmayacak kadar hayatta...
Koridorlarda yürümeye çalışan kadınlar, hiçbir devlet hastanesi servisinde gözlemlemediğin ihtimam dolu davranışlar ve tedavi, doktorlar, sabahları hiç duymadığın bir günaydın tonuyla içeriye giren hastabakıcı ve yine de hastanenin zamanı geçmiyor, geçemiyor. Tüm bunlar kadınların duygularının merkezine yöneliyor. Hani eski çağlardan beri bilinir, kadınların duyguları cinsel organlarının bölgesinden beyinlerine doğru yayılır. Çünkü her şeyden önce doğurabilmeyi başarırlar. Titreşimler vücuda yayılır, aşık olur, birleşir ve çocuk doğururlar. Hastanenin içinde duygu dünyaları karışacak hastalar acayip bir sessizlikle zamanı bekliyorlar. Sırası gelen hasta ameliyata girecek, alınan parça gönderilecek ve kanser vakası olma durumlarına göre yaşantılarını yeniden düzenleyecekler.
Temiz
Hemşire içine bir şey enjekte ederken, karşı binadaki psikiyatri hastalarından birinin bağırdığını duyuyorsun: "Seçim günü darbe olacak". Dışarıda hayat devam ediyor ve aklını kaçırdığı düşünülenler aslında hayatı yakından takip edebiliyor.
Sonuç: Temiz, malign hücreye rastlanmadı.
Rahim ağzı kanserinin enfeksiyon yoluyla dahi bulaşabildiği kısacık aralıkta (HPV virüsünün bu kanser türüne neden olduğu biliniyor) kimbilir kaç kadın içinde malign hücre (kanserli hücre) ile yaşıyor, kimbilir kaç kadın bu hücreleri taşıdığını bilmeden ölüp gidiverecek. Gazetenin bir sayfasında ne zamandır toplumsal haberini okumadığın ve şaşırarak çarpıcı röportajını okuduğun yazarın yazdıklarında tüylerin diken diken oluyor. Uyuşturulmadan kürtaj olan ve kocasının her gece rüyasında onu sevmeye devam ettiği kadını okuyorsun. Kadınlar bilgisizlik, yalnızlık ve başkalarının hayatını yaşamak yüzünden çok daha büyük bir tehlike içindeler.
Ne yazık ki, hiçbir acıyı yaşamadan kadın da olsan başkalarının acılarına yaklaşamıyorsun. Birbirimizin acılarına yaklaşmak için o durumu paylaşmak gerekiyor. Kadınlar birbirlerinin acısını yeterince paylaşabilseler belki yükleri hafifleyecek ama kadınlar yırtıcı dünyanın öğrettiği yeni bilgilerle birbirleri için yeterince iyi dost olmuyor. Oysa kadın dünyanın en paylaşabilen canlısı çünkü doğurabiliyor.
Kadınların, daha yenilerde kendi aralarında konuşabildikleri kadınlık hastalıkları ile ilgili sorunlar gibi, kadın olmaktan dolayı taşıdıkları hassas hastalıklar, kadın hastalıkları doktorlarına ziyadesiyle az gidildiği için çok geç keşfediliyor. Köyleri ve küçük yerleşim bölgelerini bırakalım, kentli kadınlar bile kadın hastalıkları uzmanlarına gitmeyi daha yakın yıllarda yaygınlaştırdılar.
Sonuç: Kadın olmanın yarattığı son derece titreşimsel ağın, zihinsel ve ruhsal dünyanın dışarıdaki bencil, sıradan hayatla savaşı.
Kadın üstündeki tülü atamadığından, özel duygulanımların yarattığı stresi de en çok kadınlık organında, rahminde biriktirir. Çocuğunu da aynı yerden doğuracaktır ve titreşimsel ağını da giyinebilecek kadar da cesaretlidir. Çünkü kadındır.
Serviste hastalarla büyük bir titizlikle ilgilenen doktorların tedavisi, bu bölüm için özel seçilmiş hemşireler; kadınların dünyanın duygu merkezi olduğunu hissettirdikleri iktidar sessizliğinden ve kemoterapi hastalarının metanetli duruşlarından öğrenecek çok şey var.
Hayat kadın olunca bir çığlık kadar keskin ve rüzgar gibi yalnız...