Kadının ışığı

Joni Mitchell, Bob Dylan ve Leonard Cohen gibi isimlerle beraber 20. yüzyılın en büyük şair-şarkıcılarından biri. Hatta biraz daha ileri gidecek olursak...
Haber: DONAT BAYER / Arşivi

Joni Mitchell, Bob Dylan ve Leonard Cohen gibi isimlerle beraber 20. yüzyılın en büyük şair-şarkıcılarından biri. Hatta biraz daha ileri gidecek olursak, her ne kadar şairliğini belli isimlerle kıyaslayabilsek de, Mitchell'in müzisyen olarak, tüm popüler müzik tarihi içinde kolay kolay kimsenin yaklaşamayacağı özel bir yerde durduğunu söyleyebiliriz. Peki, kariyerine 60'lı yılların ortasında, kendi yazdığı şarkıları tam da dönemin ruhuyla çakışacak biçimde, folk geleneği dahilinde çalıp söyleyen bu Kanadalı şarkıcıyı bunca ayrıcalıklı kılan nedir? Her şeyden önce o öncü bir şarkıcıdır. Sözleri itibarıyla o güne kadar neredeyse kimsenin söylemediği şeyleri, kimsenin söyleyemeyeceği kadar ustalıklı ve bir o kadar da açık şekilde şarkılarında haykırmayı başardı. Mitchell ardından gelecek tüm kuşakları etkileyecek biçimde, neredeyse tamamen erkek egemenliğinin hüküm sürdüğü popüler müzik alanını, kadın öznelliğinin bedeninin kutsandığı, kutlandığı bir alana çevirdi. Müzisyen olaraksa, aşağı yukarı 40 yıldır folktan popa, rock'tan avangarda, caza, dünya müziğinden klasik müziğe kadar sayısız müzik türü arasında dalgalanıp dururken popüler müziğin olanaklarını genişletti, gerek melodik, gerek armonik gerekse form açısından yepyeni bir şarkı dili geliştirdi.
Kendi kendine öğrendi
Asıl adıyla Roberta Joan Anderson, 1943'te Kanada'da dünyaya geldi. İlk gençlik yıllarında kendi başına gitar çalmayı öğrendi. David Crosby'nin prodüktörlüğünü yaptığı, kendi adını taşıyan ilk albümünü 1967'de yayınlayan Mitchell, kısa sürede kusursuz vokal tekniği, şaşırtıcı şarkı sözleri ve melodi bulmadaki ustalığıyla dönemin en ilgi çekici isimlerinden biri oldu. 1968-71 yılları arasında şarkıları Tom Rush'dan Crosby, Stills, Nash & Young'a kadar birçok isim ve grup tarafından coverllnadıysa da, Both Sides Now, Big Yellow Taxi ve Woodstock gibi şarkıları müzik listelerine üst sıralardan girdiyse de, Joni Mitchell'i popüler müzik tarihinin kült figürlerinden biri haline getiren, 1971 yılında yayınladığı Blue isimli albümü oldu. Bu albümle Mitchell, sadece itirafçı kadın şarkıcı geleneğinin yolunu açmakla kalmadı, aynı zamanda kimi zaman karanlık bir piyano ya da bir gitar eşliğinde kaydedilmiş şarkılarıyla, klasik şarkı formunun ulaşabileceği en üst noktalardan birine ulaştı.
Mitchell'ın ilk büyük liste başarıları 1972 tarihli For the Roses ve 1974 tarihli Court and Spark isimli albümleriyle gerçekleşti. Bu albümler Mitchell'ın artık müzikal anlamda farklı topraklarda gezinmeye başladığının da ilk işaretlerini veriyordu. 1975 tarihli The Hissing of Summer Lawns'la Mitchell kendini, popüler müzikte eşine benzerine kolay kolay rastlanmayacak, cesaret isteyen arayışların içinde buldu. Değişik toplumlara ait ritmik yapılar, şarkıların düzenleme, melodi yapısı ve formlarına hakim olan avangard caz etkisi, şair-şarkıcının yeni müzik dilinin başlıca elementleriydi. Bunu takiben yayınlanan Jaco Pastorius'la kaydedilmiş Hejira (1976), içinde Larry Carlton, Wayne Shorter ve Chaka Khan gibi isimlerin de yer aldığı Don Juan's Reckless Daughter (1977) ve Joni Mitchell'ı, T.S. Eliot'in Four Quartets'ini besteleyeceği yeni projesinde beraber çalışmak üzere stüdyoya davet eden, ancak projeyi tamamlayamadan ölen Charles Mingus'la girişilmiş ortaklık sonucu çıkan Mingus (1979), sadece Mitchell'ın değil aynı zamanda bütün bir popüler müzik tarihinin en ilgi çekici, en yenilikçi ve güçlü işleri arasında üst sıralara yerleştirilebilir.
Öfkeye bağlı emeklilik
Birçok diğer büyük isim için olduğu gibi, Mitchell için de 80'ler pek parlak geçmedi. Wild Things Run Fast, Dog Eat Dog, Chalk Mark in a Rain Storm gibi albümler yer yer müzik listelerinde boy gösterse de, ondan beklenenin çok altında bir noktaya işaret ediyordu. Sanki Mitchell'in dehası, öncülüğü 70'li yılların sonunda takılıp kalmıştı. Ancak 1991 tarihli Night Ride Home'u takiben yayınlanan Turbulent Indigo ve Taming the Tiger gibi albümler tüm gözlerin tekrar Joni Mitchell'e dönmesini sağladı.
Mitchell 2000'li yıllara kocaman bir orkestranın eşliğinde girdi. Bu orkestrayla beraber iki albüm boyunca, gerek kendisine gerekse başkalarına ait sevdiği birçok şarkıyı kaydetti. Sonra birden kızdı, sinirlendi, müzik piyasasına etmediği hakareti bırakmayıp artık bu lağım çukurundan çıkmaya karar verdiğini açıkladı, 2002'de köşesine çekildi. Emekli olmuştu, artık albüm yapmayacaktı. O günden bugüne şarkılarına el atmayan kalmadı. En son, geçtiğimiz aylarda Prince'den Björk'e, Elvis Costello'dan Sufjan Stevens'a kadar birçok ismi biraraya getiren yeni bir Joni Mitchell'a saygı albümü yayınlandı. Bunu takiben Herbie Hancock da, Joni Mitchell'in çağımızın en büyük dehalarından biri olduğunu açıklayıp onun eserlerinden yola çıkarak kaydedilmiş bir albüm yayınladı. Tam bu tip albümlerde teselli bulup Mitchell'in yokluğunu en az hasarla atlatmaya çalışırken, 10 yıl aradan sonra, neredeyse tamamı yeni şarkılardan oluşmuş Joni Mitchell albümü Shine piyasaya çıktı.
Albümle ilgili, kafaları karıştırabilecek tek şey Mitchell'ın da tıpkı Bob Dylan ve Paul McCartney gibi Starbucks'a bağlı headmusic'le anlaşmış olması. Ancak bu tip tartışmalardan uzak durup ortaya çıkan işe bakacak olursak, Shine'ın her şeyden önce müzikal olarak Mitchell'ın diskografisinin en üst basamaklarından birinde durduğunu söyleyebiliriz. Albümdeki şarkıların tamamı Mitchell tarafından yazılmış, düzenlenmiş. Bunun da ötesinde, neredeyse tüm enstrümanları bizzat kendisi çalmış. Söz konusu olan çeşitli ritimlerin üst üste bindiği, caz akorlarının hakimiyeti ele geçirdiği kristal bir ses alanı. Yer yer klasik formda yazılmış şarkılarla karşılaşsak da, albümün geneline hakim olan, melodik yapıların kural tanımamacasına art arda yığıldığı şaşırtıcı bir şarkı anlayışı. Sözlere gelecek olursak, Shine yok olmak üzere olan doğal alanları, kötü düşleri, soykırımı, intiharları, savaşlarları eksenine oturtmuş uzun bir ağıt niteliğinde. Mitchell'a göre tarih güçlü ve yanlış olanın tarihi, erkeğin tarihi. O ise sadece, Ladies of the Canyon'dan atlayıp Shine'ın orta yerine park ettiği meşhur Koca Sarı Taksi'nin içinde yol alırken gördüklerini haykırıyor.
Joni Mitchell/ Shine/(Universal)Topkapı Müzik