Kadınların tarihi, erkeklerin kararı

Antalya Büyükşehir Belediyesi, Doğumevi, İnönü İlköğretim ve İsmet İnönü Kız Enstitüsü'nü yeraltı çarşısı yapmak için yıkmaya hazırlanıyor. Prof. Doğan Kuban, kentteki erken Cumhuriyet dönemi mimarisine sahip dört kamu...
Haber: HASAN ÜSTÜN / Arşivi

Antalya Büyükşehir Belediyesi, Doğumevi, İnönü İlköğretim ve İsmet İnönü Kız Enstitüsü'nü yeraltı çarşısı yapmak için yıkmaya hazırlanıyor. Prof. Doğan Kuban, kentteki erken Cumhuriyet dönemi mimarisine sahip dört kamu yapısından üçünün "gözden çıkarılmaları"nı "kentin tarihi hafızasının, kimlik tanımlamak açısından önemini kavrayamamış ya da böyle bir olguya inanmayan pragmatik, yüzeysel kültürlü ve toprak rantını temel belediyecilik görevi gibi gören bir anlayışın ifadesi" olarak tanımlıyor. Ben bu tespite katılmakla birlikte ek bir iddiada bulunuyorum: Doğumevi ve okulların sadece "kadınlara ve çocuklara mahsus" hizmet üretmiş olması, bu yapıların yıkım kararında belirleyicidir. Tezimi doğrulamak için yıkım kararlarının alındığı kurullardaki kadın-erkek dağılımına dikkat çekmeden önce, 1940'lı yıllarda hizmete açılan bu binaların yapılış koşullarını ve işlevlerini anımsatmak istiyorum.
Binalar ll. Dünya Savaşı yıllarında yapıldı. Kaynak ise, CHP'nin tek parti iktidarının popüler bürokratlarından Vali Haşim İşcan'ın "bağış" adıyla 'imar vergisi' toplamak için kurdurduğu Antalya'yı Güzelleştirme, İmar ve Tanıtma Cemiyeti'nce sağlandı. Va-Nu, Antalya 2. Dünya Harbinde Nasıl Güzelleşebildi kitabında bu yatırımları Antalya'da 1940'lı yıllarda hasıl olan 'ümran romantizmi' ile açıklar. Va-Nu'ya göre, halkla hükümet müşterek gayeler uğruna adeta 'cezbeye tutularak' el ele vermiş ve emellerin husule geldiğini görerek büsbütün coşmuştu. Bu coşkuyla da 'Mektepler, kütüphaneler, numune köyler, şoseler' yapılıyordu. Yaşanan sadece "coşku" muydu, yoksa "korku" da var mıydı ayrı bir tartışma konusu.
Kız Enstitüsü
Kökeni Osmanlı'daki Kız Sanayi Mektepleri'ne uzanan ve ABD'li eğitimci John Dewey'in "maarif raporları"ndan esinlenerek kurulan Kız Enstitüleri ilk kez 1928'de öğrenci aldı. Antalya'da Cumhuriyet döneminin ilk meslek okulu Kız Enstitüsü ise 1939'da "Akşam Kız Sanat Mektebi" adıyla Atatürk Evi'nde açıldı. Yeni okul binasının temelini 1941 yılında, Hasan Ali Yücel attı. Ev idaresi, biçki dikiş, nakış, çocuk gelişimi gibi derslerin okutulduğu okulda öğrenciler, dersliklerden daha çok meslek atölyelerindeki uygulamalı öğretimle yeteneklerine göre seçtikleri dallarda uzmanlaştı. Popüler deyimle, 'altın bilezik' diploma ile yaşıtlarından daha avantajlı hayata başladılar.
Doğum ve Çocuk Bakımevi de "önleyici halk sağlığı" uygulamaları için açıldı. Arsasını bir kadın bağışladı. Konyaaltı sahilinden at arabası ile kum taşınarak inşa edilen Doğumevi iki katlı ve 40 yataklı olarak 1945'te hizmete açıldı. Doğumevi sadece hastane değildi. Antalya'da ilk tıp eğitimi de burada başladı. 1950'lerin başında Doğumevi'nde açılan Köy Ebesi Okulu'ndan mezun ebeler -Köy Enstitülü öğretmenler gibi- köylere gönderildi. Okul, 1970'lerde Sağlık Koleji'ne dönüştürüldü. Doğumevi'nde, 40 yıl kadar amacına uygun hizmet üretildi. Türkiye'de sosyal devlet politikaları terk edilerek sağlık hizmetinin piyasaya açıldığı 1980'li yıllarda Doğumevi de, Devlet Hastanesi bünyesine taşındı.
"Kentsel dönüşüm"e kurban edilmek istenen aynı yerdeki üçüncü bina ise "çocuklara mahsus" hizmet üreten bir ilköğretim okulu. 1946'da iki katlı ve 10 derslikli olarak açıldı. DP 1950'de iktidara gelince "İnönü" yerine 'On derslikli okul' olarak anıldı. (Diğer okullar beş derslikliydi.) Okul, 'mülteci okul sığınağı' gibiydi. Antalya Lisesi'nin orta kısmından gelen 'mülteci' öğrencilerin sayısı arttıkça Merkez ve Hızır Reis adıyla iki ayrı ortaokul kuruldu. Milli Eğitim Müdürlüğü de 1973'e kadar İnönü'de hizmet verdi. Ayrıca Eğitim Araçları Merkezi de buradaydı.
Erkek meclisi: Yıkılsın!
Hastane, okullar ve yıkılan eski kütüphanenin bulunduğu bu bölge 1940'larda 25 bin nüfuslu Antalya'nın sağlık, kültür ve eğitim kampusu gibiydi. Üç nesil Antalyalının sivil ve resmi tarihinin, özellikle de Antalya'da kadınların modernleşme tarihinin merkezini oluşturan bu 'ümran eserleri'nin yıkım kararını kim verdi dersiniz? Bu kamu alanını ticaret merkezine çeviren kararı alanların yüzde 100'ü erkek. Çünkü, 44 kişilik Antalya Büyükşehir Belediye Meclisi'nin tek kadın üyesi Deniz Filiz, muhalefetteki CHP'yi temsil ediyor. Kadın tarihine kayıtsız bu erkek egemenliği siyasilerle sınırlı değil. Doğumevi ve okullar için "katli vaciptir" kararına "uygundur" diyen Büyükşehir'in İmar Danışma Kurulu'nda sözü geçen Mimarlar Odası, Şehir Plancıları Odası, ÇEKÜL ve ATSO gibi kurumların temsilcileri de erkek. 'Bu binalar yıkılsın' diyerek Koruma Kurulu'na başvuran ASEOB ve KALEDER başkanları ve onlara destek veren Kent Konseyi'nin komisyon başkanları da öyle!
Bu gelişme karşısında, Kız Enstitüsü'nden mezun ve emekli öğretmenler, Eğitim-Sen ve Tabip Odası gibi ilgili kurumların desteğiyle, Antalya Koruma Kurulu'na 12 Şubat 2007'de dilekçe vererek Doğumevi ve okulların ranta kurban edilmesine engel olmak istedi. Dilekçede Köy Enstitülerinin tamamının tescil edilmesi emsal gösterildi.
İki çocuğunu yarım asır önce Doğumevi'nde dünyaya getiren, bu çocukları İnönü İlkokulu'ndan mezun olan, Kız Enstitüsü'nün emekli beden eğitimi öğretmeni Feride Erol, Kurul kapısında okuduğu basın açıklamasında bu binaların önemini şöyle sıraladı: Kız Enstitüsü Antalya'daki en eski (1939) meslek okuludur, İnönü İlköğretim, Antalya'nın ilk (1946) 10 derslikli okuludur, Doğumevi Antalya'nın en eski hastanesidir, Doğumevi, onbinlerce Antalyalının "doğduğu ev", Anneler için de çocuk sahibi olduğu hastanedir, Kız Enstitülerinin tarihini anlatan ilk doktora tezi yayınlandı (1).
Kurul Müdürü Bülent Baykal, hayatında belki de ilk kez bir basın açıklaması yaparak "Kızların Sessizliği"ni bozan 79 yaşındaki Feride Erol ve arkadaşları için "şov yapıyorlar" demiş. Baykal, Doğumevi ve okullar için daha önce yapılan iki başvuruyu işleme koymadığı için idari yargıda dava açılmıştı. Baykal'ın 'ayak sürüyerek' işleme koyduğu Doğumevi ve okullarla ilgili başvuru, Kurulnun Mart ayı toplantısında ele alındı.
8 Mart'ta toplanan ve erkeklerin çoğunlukta olduğu Kurul, 9 Mart'ta Doğumevi ve okulları inceledi. Büyükşehir'e imar danışmanlığı yapan ve "Bu binaların mimari değeri yok, sadece anı değeri var" diyen Mimarlar Odası Başkanı Osman Aydın'ın mihmandarlığında yapılan inceleme neticesinde Kurul üyeleri de bu binaların "mimari bir değeri yok" kararı vermiş. Kurul, Köy Enstitüleri ve 1960'ta açılan Antalya Dokuma Fabrikası kararlarına da gerekçe yapılan, "Döneminin sosyoekonomik özelliklerini yansıtma" gibi, yoruma açık bir kritere göre karar verdiği için sonuca saygı duymak durumundayız.
'Kent müzesi' olabilir
Aynı zamanda "Yapıların kentsel belleğin bir öğesi olarak taşıdıkları anı değerlerinin ise farklı tasarımlarla sürdürülebileceğinin tavsiyesine" karar veren Kurul'un da belirttiği gibi Doğumevi ve okul binalarının tescil edilmemesi, mutlaka yıkılmalarını gerektirmiyor. Kepez Belediyesi'nin yıkmak yerine Modern Sanat Müzesi yapacağı Dokuma Fabrikası ana binası da Kurul'da tescil edilmemiş ve sadece "tasarım verisi" olarak değerlendirilmesi istenmişti. Bu nedenle Belediye, Antalyalı kadınların taleplerini ve Kurul'un da "anı değerini sürdürün" tavsiyesini dikkate alarak yıkım kararını gözden geçirebilir. Tarih Vakfı ile Antalya Kent Müzesi kurmaya hazırlanan Büyükşehir, bu yapıları da Müze'ye dahil edebilir. Doğumevi "Sağlık Müzesi", Kız Enstitüsü "Kıyafet ve Moda Müzesi" ve Inönü Ilköğretim de "Eğitim Müzesi" olabilir. Doğan Kuban'ın tasvir ettiği belediyecilik anlayışına bu öneriyi benimsetmek "deveye hendek atlatmak" kadar zor ama imkansız değil. Bu nedenle, "Kızların Sessizliği"ni bozarak Doğumevi ve okulların korunması talebiyle Kurul kapısına dayanan Antalyalı kadınların "şov yapıyorlar" suçlamasına aldırmadan seslerini daha fazla yükseltmesi gerekiyor!

HASAN ÜSTÜN: İstanbul üni., araş. gör.

1. Kızların Sessizliği/Kız Enstitülerinin Uzun Tarihi, Elif Akşit, İletişim Yayınları, 240 sayfa, 2005