Kalıcı bir problem

Sanat müzelerinin ortaya çıktığı 19. yüzyılın hakim fikirlerinden biri sanatın ebedi olduğu (veya olabileceği) fikridir. Bu fikir, her sanatı idealist kılan nedenlerden biridir.
Haber: DERYA YÜCEL / Arşivi

Sanat müzelerinin ortaya çıktığı 19. yüzyılın hakim fikirlerinden biri sanatın ebedi olduğu (veya olabileceği) fikridir. Bu fikir, her sanatı idealist kılan nedenlerden biridir. Müze ve galerinin sanatın ebedi olduğu fikrini destekleyen ilk işlevi ise muhafazadır. Bu işlev, sanat eserini 'hayatta' tutarak ona ölümsüzlük görüntüsü vermenin ve böylece eserin gelip geçiciliğine/dayanıksızlığına çare olmanın bir biçimidir. "Müzenin, esere verdiği bu ölümsüzlük görüntüsü" der sanatçı Daniel Buren, "egemen burjuva ideolojisinin esere yakıştırdığı ve sanatçının da memnuniyetle kabullendiği söyleme çok iyi hizmet eder." Bir nesneyi sergileyen müze, onu, nasıl bir duyguyla karşılanacağını öngörerek sanat yapıtı konumuna getirir. Aslında müze, iyi ya da kötü bir sanat yapıtını değil, 'sanatı' sergiler.
Müze ve galeri mekânlarının temel biçimi olan, "Beyaz Küp"ün, sanatın, hayata karışmamak ve onun tarafından kötüye kullanılmamak için saklanmaya çalıştığı bir sığınak olduğu iddia edilir. Böyle bir mekânda tüm nesneler özel bir statü kazanmaya başlar. Beyaz küpün içine bir şey koymak, sanatı "tırnak içine" koymakla aynı anlama gelir. Özellikle 1970'ler ve 1980'ler boyunca, beyaz küpün nötr bir mekân olarak görülemeyeceği artık herkesin kabul ettiği bir veri haline gelir. İlk dönemlerde dadacılar, sürrealistler ve Konstrüktivistler gibi akımların ele aldığı müze/galeri sorgulaması daha sonra kavramsal sanat, fluxus, land art, gövde sanatı/performans gibi sanat pratikleri tarafından gündeme getirilir. Sanat yapıtı, galeri duvarının, steril beyazlığının neden olduğu estetik kansızlığa direnmelidir. Bu amaçla, pek çok sanatçının üretimi/eylemi, müze ve galerileri, egemen olan erk yapılarını, değer sistemlerini ve uygulamaları eleştirmeye girişir.
Bugün, sanat ve sanatın tüketimi toplumsal bir pratiktir. Müzeler, çok uzun zamandır olduğu gibi bugün de, başyapıtların itibarını, sanatın geleceğe aktarımını, ölümsüz güzelliğini ve yüceliğini özelleştirilmiş bir hassasiyetle koruyor ve 'halka' sunuyor. Geçici bir müzede kalıcı bir problem üzerine üst başlıklı, 'Volkan Aslan İstanbul'da' isimli sergisiyle, bahsedilen hakim bellek yapısını ele alan ve bu bellek yapısı içerisindeki 'görme' diyalektiğini tasvir eden Volkan Aslan, müzelerin belirli bir görme biçimi dayattığının altını çiziyor.
Marcus Graf küratörlüğünde, gezici/geçici bir mekân olan Under Construction'da süren sergi, iddialı başlığıyla, özel müzelerin 'star sanatçı' sergileri yarışına ironik yaklaşımını üzerinde taşıyor. Maçka Parkı'nda, kırmızı bir konteynırın içinde son derece aydınlık ve steril bir mekânda, eseri koruyan özel güvenlik önlemleriyle, eserin tüketimine yönelik satış mağazasıyla, kısaca, bir müzenin sahip olduğu tüm fiziki şartlar sağlanmış biçimde, bir başyapıt, altın varak çerçevesi içinde sergileniyor. Eser, ulaşılamaz, dokunulamaz hatta 'görülemez' duruma geliyor. Volkan Aslan'ın yapıtı, sanatçının, eleştirel söylemini bir kez daha yineliyor.
Volkan Aslan, genç bir sanatçı. Onun sanatsal pratikleri, genel anlamda, 'sanatsal yaratı'nın biçim kazandığı 'nesne'yi yüceleştirmek yerine, gerçek ve geçici olanda anlam yakalamak üzerine. 'Volkan Aslan İstanbul'da', bu anlamda, günümüz sanatının eleştirel yaklaşımını ortaya koyan sergilerden biri. Güncel sanat pratiklerinin izlenebildiği ve genç sanatçıların mesajlarının izleyici ile buluşabileceği gerçek bir çağdaş sanat müzemizin henüz varolmadığı düşünülürse, Volkan Aslan'ın yakaladığı 'problem', suni, aldatıcı ve soyut değil, somut bir sorun üzerine. Bugün, sanatçının, 'var' olma problemi, söylemlerinin izlenebileceği bir mekânı zorunlu kılıyor. Aslan da, bu sergideki eylemiyle, sanatçıların varlıklarını onaylayan bir güç olarak, koleksiyoncu-müze-izleyici üçgenine doğrudan işaret ediyor.
'Volkan Aslan İstanbul'da' 4 Şubat'a kadar izlenebilir. Cumhuriyet Parkı, Maçka'da. Sergiyle ilgili bir açık sohbet toplantısı da 19 Şubat Pazartesi, Saat 19.30'da GalataPerform'da.