Kanal D'nin asları

Başrolleri paylaşan üç erkeğiyle (Nejat İşler, Fikret Kuşkan ve Mehmet Günsür) "Bıçak Sırtı", yeni sezonun en merakla beklenen dizisiydi. İlk bölümde dağ fare doğurmadı ama beklenen etki de olmadı. Önce senaryo.

AB grubunun A'sI
Başrolleri paylaşan üç erkeğiyle (Nejat İşler, Fikret Kuşkan ve Mehmet Günsür) "Bıçak Sırtı", yeni sezonun en merakla beklenen dizisiydi. İlk bölümde dağ fare doğurmadı ama beklenen etki de olmadı. Önce senaryo. Bütün diziler gibi inandırıcılığının yeterli olmaması o senarist kadrosundan beklenmeyen bir şeydi. Belki biz, bizim saraylıları bilmediğimiz için yanılıyoruz ama oğluna kabadayılık dersi bile veren son şehzade biraz külhanbeyi gibiydi. Acaba iyi bir oyuncu olan Kuşkan "miscast" mı? Şehzade'nin Şehzade Jr.'a, o diziyi izlemek için toplanan AB grubunun şıp diye kestirdiği gibi, Küçük Prens'i okuması bir kör gözüm kör parmağına harikasıydı. Şehzade ile piyano öğretmeninin (neden bizden daha yükseklerde olduğunu düşünmemiz istenen insanlara hep piyano çaldırırlar?) sahneleri de hiç mi hiç iç gıcıklamadı ama belki de kuru olması istenmiştir. Neyse... İpek Bilgin Dame Maggie Smith, Tuğrul Çetiner ise Sir Ian McKellen olmaya çalışmadan rollerine cuk oturmuşlar. Melisa Sözen de iyi bir mutsuz asil olmuş.
Dizi sıradan kullara (Nejat İşler, Erkan Can, Leman Yavaş ve Vildan Atasever) gelince daha bir renkleniyor. Kimbilir belki de senaristler aristokrasinin sıkıcılığı ve sokağın canlılığı durumlarını (yoksa sınıfsal mı demeliydik?) vurgulamak için kasıtlı yapmışlardır. Ama ne var ki dizinin bu bölümünde de Yeşilçam ve Amerikan dizileri klişeleri kol geziyor. Nejat İşler'in kaçma girişimi nedense kötü akıllara "Prison Break"i düşürüyor. İşler'in cezaevinden çıkış sahnesi de 1960'lardan fırlamış gibiydi. Ayhan Işık-Suphi Kaner ikilisinin yerinde Nejat İşler ve Erkan Can. İkisi de ekran elektrikleri güçlü oyuncular. Aynı şey Vildan Atasever ve Leman Yavaş için de geçerli. İşler-Yavaş ikilisinin tanışma sahnesi pek Amerikan'dı ama sevişme sahnesinde yerlileştiler (en azından Avrupalılaştılar). Kuşkan ve Sözen'in yatak sahnesiyse, mizansen olarak, Rock Hudson-Doris Day ikilisinin "Yastık Sohbeti"nden (Pillow Talk) fırlamış gibiydi. Tek farkları birinin dram diğerinin komedi olmasıydı. Tabii başarılı çocuk oyuncu Batuhan Karacakaya'nın model uçağının (eskiden olsaydı bir top olurdu), tanımadığı biyolojik babası Nejat İşler'in önüne yuvarlandığı sahnenin tek eksiği, Batuhan'ın "Amca size de baba diyebilir miyim?" diye sormasıydı.
Sonuç: En azından iki bölüm daha şans verilmeyi hak ediyor. Çünkü Vahide Gördüm'e rağmen "Annem"den, Şerif Sezer'e rağmen "Yertsiz Yurtsuz"dan, holdinglere karşı küçük ve orta ölçekli işletmeleri tutan "Genco"dan ya da "Arka Sokaklar"dan birkaç gömlek yukarıda. Siz aldırmayın bizim tepeden baktığımıza.
Binbir Gece
Bu, en azından Türkiye'nin yarısının izlediği dizi de belli ki ne yaparsak olur havasına girmiş. Başrol oyuncusu Şehrazat'tan (Bergüzar Korel) ve Onur'un (Halit Ergenç) kocasından çok çekmiş annesinden (Meral Çetinkaya) başka kimsenin inanmadığı bir komplo üzerine kurulu gibi görünen dizi, herkesin hasta birini kurtarmak için cinsel ilişki kurduğu, kasalardan para tırtıkladığı ama aşk yüzünden yalanlarla doğruların karıştığı bir yapım olarak hatırlanacak. Paparazzilerin motorla Bergüzar Korel ve Tardu Flordun'u "acımasızca" izlediği bölümde herkesin yüreği ağzına geldi. Biliyorsunuz bir Lady Di örneğimiz var... Neyse, ne paparazzilere ne de kahramanlara bir şey olmadı da herkes rahatladı. Zaten o manasız takipten sonra gazetecilerin, nikahtan kaçan gelini ve de damadın yakın arkadaşını bekliyor olması karmaşası, daha sonra biraz tevil edilmeye çalışıldıysa da olmadı. Bir de paparazzi programları ne zamandan beri skandalları canlı yayın ekibiyle izliyor? Başladılar da biz atladıysak bağışlayın. Bu bölümde, başta inandırıcı olmayan ana çatışma olmak üzere, senaristler bol bol kendi kurdukları tuzaklara düşmüşler gibi. Bir de Ayla Algan ve özellikle Meral Çetinkaya'nın oynadığı karakterler "Bebek Jane'e Ne Oldu"dan fırlamış Bette Davis-Joan Crawford hemşireler gibiydiler. Bölüm boyunca Halit Ergenç en az iki kez "Beni asıl yıkan Şehrazat'ın buna inanması" dedi. İnanın seyircileri de yıkan bu oldu. Acilen başka bir "twist" gerek.
Sonuç: Halit Ergenç iyi oyuncu. Biz istediğimiz kadar senaristlere sataşalım bu dizi hep açık ara birinci olacak çünkü ayrıntılara ayıracak vakti yok. Zaten izleyici de ince işi sevmez. Değil mi?
Son not: 11 Eylül Pazartesi akşamı saat 21.00'de hem atv, hem Fox hem de TRT 1 Kemal Sunal filmi gösteriyordu. Hani Sunal filmleri tüketildi diyorlardı ya doğru değilmiş.