Kar maskeli kent

Kar maskeli kent
Kar maskeli kent

Serpil Odabaşı?nın sergisinden, üstte ?Çocuk?, altta ?Şehir?.

Serpil Odabaşı, 15 yıl önce terk etmek zorunda kaldığı coğrafyanın acılarını, dertlerini resimlerinde yansıtıyor
Haber: MAHMUT KOYUNCU / Arşivi

Bu haftasonu Diyarbakır Keçiburcu Galeri’de ressam-aktivist Serpil Odabaşı’nın Kar Maskesi adlı sergisi var. Sanatçının aynı zamanda doğup büyüdüğü kent olan Diyarbakır’a 15 yıl sonra ilk gidişi bu. Kimi kişisel kimi politik sebeplerle kopartıldığı coğrafyaya, resmettiklerini götürüyor sanatçı. Odabaşı bu çalışmaları ile sanki bu ayrılığın ayrıntıları üzerine bir hesaplaşmayı bizlere göstermeye çalışmış.
Doğup büyüdüğünüz kentten benzeri sebeplerden dolayı kopartıla kopartıla çıkarılmış iseniz, o kente dair söyleyeceklerinizi bitirmeniz ömrünüzle ölçülebilir ancak. Kentle aranızdaki zamansal ve mekânsal mesafe uzadıkça hem siz değişirsiniz, hem kentin sizin imgeleminizdeki yeri değişecektir. Görünmez Kentler adlı şaheserinde Italo Calvino’nun, söylediği gibi o kentler birer gerçek kent olmaktan çıkarak arzuların kenti olmaya başlayacaktır. Kentlerin, coğrafyaların mitik tasvirleri ve uyandırdıkları arzuların tersine dönüp bir yaraya dönüştüğü yerler, zamanlar ve insanlar da vardır. Ressam- aktivist Serpil Odabaşı bu kopartılarak adeta dışarıya fırlatılmış milyonlarca insandan birisi olarak arzularının, yaralarının, hesaplaşmalarının kentine geri dönüyor ve o yaraları açıp görmemizi istiyor adeta.
Geçen yıl Atina Bienali’ne gidip döndükten sonra İstanbul’un alternatif sanat mekânlarından Hafriyat’ta ilk kişisel sergisini açan sanatçı, bu kez rotayı Diyarbakır’a çeviriyor. Tuvallerinde hem güncel hem de belleğe dayalı bir hesaplaşmanın izini sürüyor. Bu hesaplaşmanın temeline de, bölgede sembolik değeri en az “beyaz Toros” kadar korkutucu bir başka sembol olan kar maskesini koymuş. Kar maskesi onbinlerle ifade edilen faili meçhul cinayetler, kayıplar ve işkence vakalarının yanı sıra psikolojik boyutu da azımsanmayacak tahribatlara yol açmış bir şiddet aktörüdür. Sadece iktidar odaklarının kullandığı bir nesne olmaktan öte, toplum olarak herkese sirayet eden belli bir şiddet sarmalının kaynağı olarak da kar maskesini görür sanatçı.
Uzak kaldığı kentten hiç de uzak kalmadığını, bir kalp atışı gibi yanında taşıdığını hissettirir bize Odabaşı. Resimsel bir oyuna başvurarak iktidarın tahrip ettiği psikolojik ve sosyal alanlara çocukça bir “nanik” çekmek ister gibidir. Çünkü hem kişisel hem de toplumsal olarak yaratılmış kanlı tabloya büyük bir insanın aklı ile cevap vermek yetmeyecektir. Öyle ise çocukluğun tekinsiz ve her an yoldan çıkmaya hazır çizgileri vardır bu tabloya karşı durmak için. Bunlar kaçış çizgileridir. Yani hizadan çıkma eylemleridir bir yerde. Öznesizdir, kimliksizdir. Tek kimliği varsa o da çocuk olmasıdır. Bunun bilinciyle resmeder suratsız ifadeleri. Suratı olan tek figür kar maskelidir. Kentin her yerine yayılmışçasına kaplar ortalığı maske.
Sergisinde değişik şiddet kaynaklarını resmeden Odabaşı, 15 yıl önce terk etmek zorunda kaldığı coğrafyanın acılarını, dertlerini kişiselliği içine harmanlayarak geri dönüyor doğduğu kente. 1 Temmuz’a kadar Keçiburcu Galeri’de izleyici ile temas edecek sergi, izleyende çok etkileyici izler bırakacak cinsten.
Keçiburcu Galeri: 0412-2281718