Kate Moss'a dişli rakip

Roxy Music'ten emekli Bryan Ferry, yeni bir cover albümüyle raflarda. Britanya'nın zarafet sembolü şarkıcı, 'Dylanesque'te Bob Dylan şarkılarını yorumluyor.

Roxy Music'ten emekli Bryan Ferry, yeni bir cover albümüyle raflarda. Britanya'nın zarafet sembolü şarkıcı, 'Dylanesque'te Bob Dylan şarkılarını yorumluyor. Biz de bu vesileyle müzisyenle bu ay GQ'da yapılan röportajı sunuyoruz. Tabii konuk Ferry olunca müzik kadar tarz da konuşuluyor, şarkıcının yeni yeni başladığı mankenlik kariyeri esas alınıyor.
Duvarlarda Andy Warhol tablosu, 1970'lerde bir modelle çekilmiş fotoğraflar, mod stilinde, Afrika usülü bir albüm kapağı var. Raflar, eski model klavye ve synthesizer'larla dolu. Binanın yanında bir Audi A8 W12 park edilmiş. Masanın üstünde yardım etkinlikleri için verilmiş bir davetiye, güzel Hint halıları, İtalyan tasarımı özenli ışıklandırma... Londra'daki bu stüdyoda Bryan Ferry'nin müzik yaptığını anlamak için kahin olmaya gerek yok.
Peki ya Ferry? Bu aralar daha az rock'n roll, daha çok 'country' takılıyor. Kahverengi 'loafer'lar, rengi kaçmış bir jean pantolon, iyi dikimli tüvit bir ceket, V yaka gömlek giymiş, kravat takmış.
Ferry'nin kravat bağlama tarzına -bilinçlice kısa tutulmuş ve bir lise öğrencisininki gibi gevşek- hayran olduğumu dile getirip böyle aksesuarları nereden bulabildiğini soruyorum. Röportajın başından beri biraz sessiz kalsa da giyimle ilgili bir soru yöneltildiğinde aniden canlanıyor. "Kısa olanlarını bulmak gitgide zorlaşıyor. Eskiden Paris'te bir dükkândan alırdım. Müzayedelerden de birkaç tane harika kravat almıştım. Ama diğer zamanlarda bir terziye gidip istediğim kadar kısalttırıyorum". Böyle bir şeyi Noel Gallagher'dan ya da Kasabian'daki o adamdan duymazsınız, değil mi?
Ferry de bu yüzden geçen sene vitrinlere çıktı. Şarkıcı, Marks and Spencer'ın bir koleksiyonu için ilk defa modellik yaptı. Fotoğraflar o kadar başarılı oldu ki Marks and Spencer, yeni koleksiyonu için Ferry'yi yine çağırdı. Ferry'nin fotoğrafları bu sefer rock yıldızlığından fotoğrafçılığa geçiş yapan Bryan Adams tarafından çekildi (bakınız üstteki iki yeni fotoğraf).
Ferry nasıl oldu da yetişkin manken olarak yeni bir kariyer edindi? "Sonunda olmalıydı değil mi? Fark etmeleri nasıl bu kadar uzun sürdü? Bilmiyorum, gerçekten bilmiyorum". Peki M&S ve Burberry kampanyalarını nasıl aynı anda yürütebildi? "Pardon ama Kate Moss, 20 farklı markanın tanıtımlarıyla bilbord'larda" diyor şakadan kızarak, "Bunun ona pek zararı dokunduğu söylenemez". Burberry'nin yaratıcı yönetmeni Christopher Bailey de Ferry'nin her yönüyle Kate Moss kadar fotojenik olduğu görüşünde.
Sandalet ve takım elbise
Geçen yıl Ferry mankenlik kariyerinin yanı sıra da epey çalıştı. Sonu gelmez konserlerden başka iki albümün hazırlıklarını yaptı: Bob Dylan cover'larından oluşan Dylanesque ve 1982'den beri çıkacak ilk Roxy Music albümü. Roxy Music, ortaya çıktığında etkileri daha çok imaj güdümlüydü. Yani, onların ilk albümünü dinleyen her erkek, saçını yeniden kestirdi, yeni bir pantolon aldı ve gözlerine kalem çekmeye başladı.
İlk üç albümleri 30 yıl sonra da göz kalemi satışını artıracak kadar sıradışı bir sound'a sahip. "Hâlâ Moby, Radiohead, Scissor Sisters, Arcade Fire gibileri yani son dönemdeki grupların daha iyilerinin birçoğu tarafından, referans verildiğimizi memnuniyetle söyleyebilirim".
Yine de yeni albüm için nefesinizi tutmayın çünkü çok yavaş ilerliyor. "Şarkı yazmak benim için kolay değil. 25 yaşında iken, ailem, evim, stüdyom ve bir ofisim yokken daha kolaydı. Yazmak için daha çok zamanım vardı". Bu sebeple Ferry, eski ve güvenilir bir dostuna dönmeye karar verdi, hızlıca bir Dylan albümü kaydetti. "Çabucak bir şeyler çıkarıp delirmediğimi ve bu işi hâlâ yapabileceğimi kendi kendime ispatlamak istedim".
Dylan hayranı değildim
Dylanesque, püristlere ve fanatiklere hitap etmeyebilir ama muhteşem bir albüm. Özellikle günde iki kere dinlenmesi icap eden açılış parçası Just Like Tom Thumb's Blues. "O şarkıyı çok seviyorum. Bana New York'u hatırlatıyor. Onu dinlediğim zaman Dylan'ın New York'un karlı sokaklarında kız arkadaşıyla kol kola yürüdüğü, James Dean'e benzediği o fotoğrafı (The Freewheelin' Bob Dylan albümünün kapağı) hatırlıyorum".
Her zaman bir Dylan takipçisi miydi? "Başlarda hiç hayranı değildim, daha çok soul adamıydım. Benim için Otis Redding ya da moher takım giyen başka herhangi birisi olmalıydı. Dylan da yakışıklı bir adamdı ama daha çok sakal bırakıp sandalet giyen tiplerdendi. Müziği de bana göre folka çok yakındı. Elektro gitara düşkündüm ve onun akustik icraatları benim estetik anlayışımın bir parçası değildi". Ama ne zaman ki süperstar ozan, Fender'ini prize taktı, modernist Ferry'nin de ilgisini çekti. "O zaman geriye dönüp tüm o akustik icraatlara baktım ve o muhteşem şarkıları, inanılmaz sözleri keşfettim".
Ferry Dylanesque'ten önce de Dylan'ı en azından üç kere cover'lamasına (ve bir keresinde İsveç'in müzik ödülleri için aynı mekânda bulunmasına) rağmen ikili, hiç tanışmamış. "Ben A Hard Rain'i çıkardıktan kısa bir süre sonra birileri Dylan'ın, şarkının yüksek tempolu bir versiyonunu hazırladığını söylemişti" diyor omuz silkerek, "Benim bunda bir payım var mıydı, bilmiyorum".
İnsan ikisinin biraraya geldiğinde sunacağı manzarayı merak etmeden duramıyor. Sandalet ve takım elbise, sakal ve perçem, kaş ve göz kalemi... Bizim de ikisini bu yüzden kutlamamız gerekiyor. Ferry, yılın sonunda Dylanesque albümünün turnesine çıkacak ama hangi tarzda giyineceğine karar veremiyor. Bıkkın bir şekilde "Pejmürde bir şeyler düşünüyorum" diyor. "Pejmürde, çok uygun olur değil mi?" Bir saniyeliğine düşünüyor ve kesin kararını veriyor "Evet ya pejmürde olacak ya da payetli bir şeyler".
Simon Mills'in GQ'daki röportajından kısaltılarak çevrildi. E.A.U.