Kaynak olarak porno

"Sinemacılar emekleme dönemlerinde porno tezgahından geçmeli" tezine yeni bir destek var. Bu hafta gösterime giren I Want Candy / Şeker Kız Candy (Stephen Surjik), pornonun komik yönlerini Britanya dekorunda gözler önüne seriyor.
Haber: ERMAN ATA UNCU / Arşivi

"Sinemacılar emekleme dönemlerinde porno tezgahından geçmeli" tezine yeni bir destek var. Bu hafta gösterime giren I Want Candy / Şeker Kız Candy (Stephen Surjik), pornonun komik yönlerini Britanya dekorunda gözler önüne seriyor. İki kafadar sinema öğrencisi, yapımcı Joe (Tom Riley) ve yönetmen Baggy (Tom Burke), tez projesi için yazdıkları uzun metrajlı senaryolarını maddi olanaksızlıklar yüzünden iki dakikaya sığdırmak zorunda olduklarını öğrenince farklı yollar denemeye karar veriyor. Senaryolarını, porno yıldızı Candy'yi (Carmen Electra) oynatacakları bir pornoya dönüştürmek gibi... Yani durum epey tanıdık. Onların yaşadığı aksilikler, daha öncesinde de birçok film karakterinin başına bela oldu. Zira pornonun dışı seyredeni, içi bulaşanını yakıyor; sinemacılar da fırsatı değerlendiriyor. Pornoyu kâh filmdeki karakterleri, kâh sinemadaki seyirciyi sarsmak için kullanıyor.
Karakterler söz konusu olduğunda en yaygın eğilim pornoyu komik bir öğe olarak kullanmak, farkında olmadan bu dünyanın içine dalanların şaşkınlığını aktarmak. Örneğin Woody Allen, Mighty Aphrodite/Sevimli Fahişe'sinde evlat edindiği oğlunun gerçek annesinin, porno filmlerde de oynayan telekız Linda (bu rolüyle Oscar kazanan Mira Sorvino) olduğunu öğreniyordu. Bu sarsıcı keşif, haliyle Woody Allen'ın bildik anksiyetelerini tetikliyordu. İspanyol komedisi Torremolinos 73/ Büyük Yönetmen'in kahramanı da ansiklopedi satıcılığından amatör porno yönetmen/oyunculuğuna geçiş yapıyor. Para kazanmak için karısıyla çektiği pornolar, adamdaki sinema hevesini körüklüyor. Kahramanımız, Bergman'a denk bir filmin hayallerini kurmaya başlıyor. The Girl Next Door / Komşu Kızı'nda ise komik olaylar, ergen kahramanı ve onun eski porno yıldızı komşusunun birbirlerine âşık olmasıyla sökün ediyor.
Pornografi, anaakımda genellikle abartılı yönleriyle gözler önünde. Yani malzemenin komediye elverişliliği ağır basıyor. Ama anaakımda pornografiye ilginin artışıyla, meselenin diğer boyutları da perdede es geçilmemeye başlandı. Bu ilginin çığır açıcı örneği ise Paul Thomas Anderson'ın Boogie Nights / Ateşli Geceler'i. Aslında Ateşli Geceler pornografiye takınılan farklı tutumları da kaynaştıran bir film. Pornografinin sakilliğini ve komikliğini de, toplumsal ikiyüzlülüğü su yüzüne çıkartma imkanını da, sarsıcılığını da layıkıyla kullanıyor. Umutsuz genç Eddie Adams'ın (Mark Wahlberg) porno yıldızı Dirk Diggler'a dönüşümüne endüstrinin 35 mm'den videoya geçiş dönemini fon yapması, filmin bu zenginliğinin müsebbiblerinden. Dirk Diggler'ın dahil olduğu, renkli karakterlerden oluşan porno klanı da 1980 başlarının bu kitsch dünyasını sinemacıların radarına sokan bir diğer ayrıntı.
Porno yıldızı John Holmes'un karıştığı bir cinayet vakasını konu alan Val Kilmer'lı Wonderland, ABD'nin ilk fetiş modeli olarak zamanında fırtına kopartan Bettie Page'in (her ne kadar bugünün pornosunun yanında esamesi okunmayacak bile olsa) Mary Harron imzalı biyografisi The Notorious Bettie Page / Seksi Bettie Page, yetişkin filmler dünyasının gerçek figürlerini merceğe alan yapımlar. 1970'lerin Yeşilçam seks filmleri de ancak yıllar sonra Ahmet Çadırcı'nın Renkli - Türkçe'siyle değerlendirilebildi. Porno oynatan bir sinemada makinistlik yapan Sabit'in 1970'lerin seks yıldızı Zerrin Öz'e saplantılı ilgisi, bu kayıp dönemi hikâyeleştirmeye çalışan ender filmlerden. 1980'lerdeki 'kayıp gençlik' temalı filmlerdeki absürd sahneler dışında Türkiye sinemasında pornoyu konu edinen örneklere rastlamak zor. Geçen sene gösterime giren ve bu yazının vesilesi Şeker Kız Candy'ye göbekten bağlı bir hikayeye sahip 2 Süper Film Birden ise istisnalardan biri. Orada da sinema heveslisi iki genç, ideallerindeki filmi gerçekleştirebilmek için önce bir porno çekmek zorunda kalıyorlardı.
Pornografik isyan
Tabii pornografiye zoraki bir basamak değil de sarsıcı bir başkaldırı aracı olarak bakanlar da mevcut. Bertrand Bonello'nun Le pornographe / Pornografi'sinin kahramanı 1970'ler ve 1980'lerde çektiği pornoları, isyankâr karşı kültürün ürünleri addediyor. (Karakterin, François Truffaut klasiği 400 Darbe'nin başrolündeki, Yeni Dalga sembollerinden Jean - Pierre Leaud'ca canlandırılması, gayet manidar). Porno ve karşı kültür etkileşimine bir de Inside Deep Throat / Derin Gırtlak'tan aşinayız. Geçen seneki festivalin hit belgeselerinden Derin Gırtlak alelade porno Deep Throat'un tüm Amerika'yı sarsan kültürel bir olay haline gelişini, feminizm, muhafazakârlık ve sansür meselelerinin ortasına düşmesini aktarıyor. Belgeselde aktarılan en ilginç Deep Throat anekdotlarından biri de filmin 'esas oğlanı' Harry Reemes'i Grease'te oynatarak anaakıma dahil etme planları. Bu planlardan vazgeçilmesi, Derin Gırtlak'ın yaratıcılarınca, anaakımla pornonun kaynaşması yönünde kaçmış bir fırsat olarak kabul ediliyor.
Grease'de fırsat kaçsa bile David Cronenberg, 1977 yapımı Rabid/Kuduz'unun başrolünde porno yıldızı Marilyn Chambers'ı oynatarak türler arasındaki bu kaynaşmayı gerçekleştirdi. Ama övgüler, porno yıldızı Rocco Siffredi'yi Romance'ında sonrasında da Anatomie de l'enfer/Cehennemin Anatomisi'nde oynatan Catherine Breillat'nın. Pornografiyle özdeşleştirilen gerçek seks sahnelerinin şok amacıyla kullanılmasının ilk akla gelen örneklerinden biri ise Lars von Trier'nin Idioterne/Gerizekalılar'ında mevcut. Filmin beklenmedik, sarsıcı orji sahnesi, işin 'ustalarına', gerçek porno oyuncularına emanet edilmiş. Söylenti o ki, bu sahnenin çekimlerinde diğer oyunculardan bir kısmı, seti terk etmiş. (Trier'nin pornoyla ilişkisi bununla da kısıtlı değil. Yönetmenin yapım şirketi Zentropa, Dogma kurallarının uygulandığı porno filmler de çekiyor. Hot Men Cool Boyz'la gey pornosuna avangard bir yaklaşım getirme iddialarıyla gazetecileri epey meşgul etmişliği de var.) Lukas Moodyson'un, Ett Hal i mitt hjarta / Yüreğimde Bir Delik'in sarsıcılığını ise ne yazık ki sansür yüzünden Türkiye sinemalarında tecrübe edemedik.
Ancak pornografinin sarsıcılığı da kullanıla kullanıla biraz aşındı. Anlaşılan işin sırrı, sadece pornografik görüntünün açıklığına bel bağlamamakta saklı. Tsai Ming-liang'in hayli deneysel filmi, absürd müzikal-porno karışımı The Wayward Cloud / Serseri Bulut, buna esaslı bir örnek. Tayvanlı yönetmenin Goodbye, Dragon Inn'inin devamı olarak çektiği film, bir porno oyuncusuyla, ona uzaktan âşık komşusunun hikayesini, birbirinden absürd müzikal sahnelerle bağlıyordu. Liang'in bilinçlice uzatıp komikleştirdiği porno çekim sahneleri de, salonda iğrenme nidalarıyla kahkahaların beraber yükselmesine vesile oluyordu. Yani bir bakıma pornonun bizi hâlâ afallattığını gösteriyordu.