KCK operasyonlarının arkası

KCK operasyonlarının arkası
KCK operasyonlarının arkası

DTPkapatıldı.Şimdi sırada KCK operasyonu üzerinden BDP mi var?

Türkiye'de bütün Kürt açılımlarının "Kürtsüz Kürt açılımı" olacağını anlamak için ne kadar zaman geçmesi ve daha neler yaşanması gerekecek?
Haber: AHMET İNSEL / Arşivi

Barış ve Demokrasi Partisi, Meclis’te grubu olan dört partiden biri. Aynı zamanda 1483 üyesinin halen tutuklu olduğu bir parti. Buna rağmen, açılım adına ortada dişe dokunur pek bir şey olmasa da, “Kürt sorununda demokratik açılımı” desteklemesi bekleniyor. Anayasa değişikliklerini de...
Diğer yandan da, Kürdistan Topluluklar Birliği (KCK) adlı siyasal oluşumun Türkiye’deki etkinliğini kırmaya yönelik operasyonlar esas olarak BDP’yi hedef alıyor. Güvenlik devletinin akıl verenleri bu operasyonları hararetle destekliyor. 14 Nisan 2009’da, yani tam bir yıl önce, KCK ile ilişkileri nedeniyle ilk tutuklamalar yapıldığında, Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu (USAK) Başkanı Sedat Laçiner şöyle konuşuyordu: “Dağda bin teröristi etkisiz hale getirseniz KCK operasyonu kadar büyük başarı sağlamış olmazsınız (...) bu DTP’yi PKK’nın baskısından kurtarma operasyonudur.” Türkiye’nin bu operasyonun önemini daha anlamadığını iddia ederken, bazı DTP’li belediye başkanları, milletvekilleri ve diğer görevlilerin içten içe sevindiklerini, çünkü DTP’nin belediye başkanlarının ve milletvekillerinin şimdi daha özgür olduklarını ve “o yüzden bu operasyonun birden fazla yapılmasını ümit ettiğini” belirtiyordu (CHA, 24.4.2009). 

Güvenlik devleti görüşü
Güvenlik devletinin akıl merkezleri de aynı aklı paylaşıyor olmalılar ki, USAK başkanının demecini izleyen aylarda beş KCK tutuklama dalgası daha yapıldı. Ayrıca içten içe sevinen DTP’nin de sevinci kursağında kaldı, parti kapatıldı. Bu partinin kapatılmasını izleyen günlerde, “şimdi daha özgür oldukları” ilan edilen birçok DTP’li belediye başkanı gözaltına alındı. Ezici çoğunluğu hâlâ tutuklu.
Elleri kelepçeli onlarca insanın adliye önünde kuyruğa dizilmiş hali de “gerçekten akıllı operasyon, ‘smart’ operasyon” olarak tanımlananın bir parçası olmalıydı ki, USAK Başkanı, 25 Aralık’ta Zaman gazetesinde yayımlanan demecinde, “Asıl Kürtleri siyasetten tasfiye eden ve demokratik açılımı çökerten PKK ve DTP olmuştur. KCK operasyonu Kürt kökenli vatandaşlarımızın üzerinden terör örgütünün pençesini kaldırmak için yapılmıştır” diyordu.
Günümüzde bu güvenlik devleti görüşü Türkiye’de yaygın biçimde paylaşılmaya devam ediyor. Özel yetkili ağır ceza mahkemeleri ve polis elele güvenlik devleti zihniyetini yaşatıyor. Aylardır belediye başkanlarının tutuklu kalması bu güvenlik devleti zihniyetine özgü açılımın mümtaz bir uygulaması.
1483 tutuklu BDP’li arasında kimlerin olduğunu hatırlatmakta yarar var. Halen görevde olan belediye başkanları: Necdet Atalay ( Batman ), Aydun Budak (Cizre), Ferhan Türk (Kızıltepe), Zülküf Karatekin (Kayapınar), Abdullah Demirbaş (Sur-Diyarbakır), Leyla Güven (Viranşehir). Kapatılan DTP’nin önemli siyasal figürleri var: Diyarbakır İl Başkanı Fırat Anlı, Demokratik Toplum Kongresi Eşbaşkanı Hatip Dicle. Diyarbakır İHD Başkanı Muharrem Erbey de tutuklu. Bu kişiler, geçen Aralık ayında gözaltına alınanların arasında bugün tutuklulukları devam edenler.
Bir de tam bir yıldan beri tutuklulukları devam eden, aralarında DTP’nin üç genel başkan yardımcısı Kamuran Yüksek, Bayram Altun ve Selma Irmak’ın olduğu 52 kişi var. Haziran ayındaki tutuklamalarda gözaltına alınıp tutuklanan DTP il yöneticileri ve il genel meclisi üyeleri var. Eylül operasyonunda tutuklanan, sayıları 30’u aşkın sendikacı var. Son olarak, geçtiğimiz günlerde Eskişehir’de tutuklanan öğrenciler... Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir’e de, gene KCK operasyonu çerçevesinde Ocak ayında yurtdışına çıkış yasağı getirildi.
Diyarbakır’da avukatlar, tam bir yıldan beri tutuklu olanların tutukluluk hallerine her ay itiraz ettiklerini ve yaptıkları ondan fazla itirazın hiçbirinde 50’den fazla tutuklu arasında bir kişi için bile tahliye kararı aldırtamadıklarını söylüyor. Ayrıca alınan gizlilik kararı gereği, avukat ve zanlıların iddia makamının elindeki belgelere, delillere bir yıldan beri ulaşamadığını belirtiyorlar. Savcılığın elindeki delillerin büyük çoğunluğunun telefon kayıtları olduğu tahmin ediliyor. Neyin gizliliğinin korunduğunu anlamak mümkün değil. 
Terörle mücadele zihniyetiyle dimağları dağlanmış olanların adli terörünü de herhalde smart terör olarak nitelendirmek gerekecek.

Suç işlemeden ceza
Azadiya Welat gazetesi Kürtçe yayımlandığı için değil, Terörle Mücadele Yasası’na aykırı yayım yaptığı iddiasıyla sürekli toplatılıyor. Günlük gazetenin yayımına düzenli olarak birer aylık yasaklar getiriliyor. Yani suç işlenmeden ceza veriliyor. Örgüt üyesi olmadan, terör örgütüne yardım ve yataklık veya örgüt propagandası yapmak suçlamalarıyla yüzlerce çocuk mahkum veya tutuklu dolduruyor bugün cezaevlerini. Sokaklarda darp edilen çocuklar da işin tuzu biberi... Güvenlik devleti azimle çalışıyor.
KCK ile ilgili elbette büyük sorunlar var. KCK, DTK ve DTP -daha sonra BDP’nin- birbirleriyle ilişkilerinin demokratik düzende nasıl sorunlu olduğuna daha önce birçok kez bu sütunlarda dikkat çektik (en son yazı için bkz. “Kürt Sorununda Şeffaflık Gereği”, 24.1.2010). Türkiye ile sınırlı olmayan, Irak, Suriye ve İran’ı da içine alan bir yapılanma olarak tasarlanan KCK’nın, Türkiye’deki Kürt siyasal oluşumları için merkez örgüt işlevi görmesi, Türkiye’de Kürt sorununun demokratik zeminde tartışılmasını elbette zorlaştırıyor. Bu zorluğa, 23-24 Mayıs tarihlerinde toplanacağı ilan edilen Kürt Ulusal Kongresi’nin varlığı da ilave oluyor. Sonuç olarak merkezinde PKK’nın bulunduğu, şiddet yöntemlerini benimseyen ve hatta terör eylemlerine de başvurmaktan imtina etmeyen bu birbirine geçmiş halkalara benzeyen örgütlenmelerin Türkiye ile sınırlı olmayan bir politika alanları var. Bunun dış çeperinde Türkiye’de yasal siyasal zeminde siyaset yapmaya çalışan bir parti, BDP yer alıyor. Çok açıktır ki, çözüm için nereden ele alınması gerektiğini işaret etmenin kolay olmadığı bir sorun var karşımızda. Ama nereden ele alınmaya başlanılmaması gerektiğini, bunca acı tecrübeden sonra, herhalde artık öğrenmiş olmamız gerekir.
DTP kapatıldı. Şimdi çok açık ki, KCK operasyonu üzerinden sırada BDP var. Peki, Türkiyeli Kürtleri, bağımsız bir Kürdistan ufkuyla hareket ediyor olanlar dahil olmak üzere, şiddeti dışlayan yasal siyasal zeminde mücadeleye çekmeye çalışmadan, Kürt kimlikli siyaset yapma alanının önünü açmadan, Türkiye’de bütün Kürt açılımlarının “Kürtsüz Kürt açılımı” olacağını anlamak için ne kadar zaman geçmesi ve daha neler yaşamamız gerekecek?
Bu Kürtsüz Kürt açılımı politikasının en belirgin ifadeleri, milletvekillikleri düşürülen Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk, aylardır tutuklu olan belediye başkanları, parti ve sendika yöneticileridir. Yeniden başladığı izlenimi veren faili meçhul cinayetlerdir. “Çok dilli belediyecilik hizmeti” yüzünden daha önce İçişleri Bakanlığı tarafından görevinden alınan, 2009 seçimlerinde yüzde 65 oyla yeniden seçilen ve şimdi ağır sağlık sorunlarına göre tutukluluk hali kaldırılmayan Sur Belediye Başkanı Abdullah Demirbaş’ın durumudur.
Abdullah Demirbaş, 6 Ocak tarihinde yolladığı mektupta, “Acaba kelepçelenmemiz veya tutuklanmamız açılımı sağladı mı? Türkiye acaba kelepçeli manzaramızdan etkilenebilecek gençlere ne diyecek? Biz siyasetçiler, adresi belli olanlar, evlerimizden bu şekilde alınmayı hak ettik mi? Yoksa bizlere bu yapılarak, siyaset yapmayı düşünenlere ‘siyasette çözüm aramayın’ mı denmek istendi?” diye soruyordu. Galiba KCK operasyonu için düğmeye basanlar ve bu düğmeye basılması fikrini hükümete pazarlayanlar, tam da “aramayın” demek istiyorlar. Aramayın, siyaseten teslim olun ve bizim Kürdümüz olun!
KCK tutuklamaları sonrasında DTP’li belediye başkanları ve siyasetçilerin artık “daha özgür” olduklarını söylüyordu Sedat Laçiner. 1438 BDP üyesi şimdi bu özgürlüğün tadını doya doya çıkarıyor. Ve BDP’den “smart operasyon”a smart karşılık vermesi bekleniyor. Osman Baydemir’den de ağzını bozmaması...
KCK yöneticileri ellerini oğuştururken, demokratik açılıma kitakse (*)...

* Kitakse, Rumca “sevsinler” anlamına geliyor.


    ETİKETLER:

    Batman

    ,

    Mayın