Kelebek aymazı

Atv ekranlarında Kelebek Çıkmazı diye bir dizi başladı. Bu sezon kendime Bıçak Sırtı ve Sevgili Dünürüm'den başka bir dizi bulamadığım için belki tutar düşüncesiyle oturdum seyrettim.
Haber: DEVİN KUZU / Arşivi

Atv ekranlarında Kelebek Çıkmazı diye bir dizi başladı. Bu sezon kendime Bıçak Sırtı ve Sevgili Dünürüm'den başka bir dizi bulamadığım için belki tutar düşüncesiyle oturdum seyrettim. Gerçi dönen tanıtımlarından ne ile karşılaşacağımı az çok tahmin edebiliyordum ama hani bir umut, belki de ben yanlış anlamışımdır hali. Tabii sonuna kadar dayanamadım. Senaryo iyi değil, oyunculuk desen Hümeyra dışında, -ki o da biraz abartmış gibi geldi bana- yetersiz, anlatım bir başka zaafiyet, diyaloglar manasız ve mantık hatalarıyla dolu. Misal: Dizinin başlarında anne küçük kızına "Daha havalar ısınmadı, üşürsün o yüzden dışarı çıkamayacaksın ah yavrum, nazlı kelebeğim" filan diyor, sonra bir bakıyoruz ki aradan -dizi zamanıyla- bir saat geçmeden bizim küçük kız bahçede. Örnekler daha çoğaltılabilir tabii ama konu bu değil.
Konu, evin büyük kızının hali. Gözünde gözlük, başında kasket, sırtında parka. Sözüm ona o zamanların "solcu modası"na uygun giyinmiş. Saldırgan tavırlı, yüzü gülmez, 10 yıldır aynı okulda okuyan, böyle antipatik, gıcık bir tip.
Solcu kızların karikatürize edilmesine alışkınız. Bacılar macılar diye dalga geçilmesine de alışkınız. Ancak, Hatırla Sevgili'den sonra bir de bu, biraz ağır geldi ne yalan söyleyeyim. Hatırla Sevgili yine biraz olsun insaflı davranıyor, hani daha küçük ayrıntılara takıldığım için seyretmiyorum bu diziyi. Oradaki solcular da durmadan sloganlarla konuşan, karikatürize tipler bana kalırsa ama hani bir nebze olsun daha iyi. Bir de çizdiği sağcı (eskiden faşist derdik) tipi çok fazla iyi niyetle yazılmış, ben o zamanlar hiç öyle sağcı görmedim desem yalan olmaz, hani böyle gözleri iyi bakan, merhametli, mini etekli kızlarla gezen filan, gören varsa bilemem ama ben görmedim. 12 Eylül mantığı "Bir onlardan bir bunlardan"dı hatırlarsınız, gerçi yüz solculardan, bir sağcılardan oldu, bunu da hatırlarsınız. Hatırla Sevgili'de de hak geçmesin diye uğraştıklarının farkındayım ama olmuyor işte, çünkü saldırgan ve müdafii, haklı ve haksız konumlarının altı iyi çizilmiyor, çizilemiyor.
Kelebek Çıkmazı da Hatırla Sevgili'nin açtığı kanaldan (Hatırla Sevgili de Çemberimde Gül Oya'nın açtığı kanaldan akıyor o ayrı) akmaya çalışıyor işte. Hani 70'li yıllar, o çalkantılı ve kötü zamanlar, sağcı-solcu çatışmalarının arasında filizlenen aşklar vs. Ancak, bu dizileri (Çemberimde Gül Oya'yı tenzih ederim, seyrettiğim en namuslu işlerden biriydi) yapanların, senaryolarını yazanların ve yönetenlerin unuttukları ya da hatırlamak istemedikleri küçük bir ayrıntı mevcut: Biz daha ölmedik. 78 kuşağından insanlar verdikleri tüm kayıplara rağmen henüz hayatta. O dönemleri birebir yaşamış, mücadele etmiş bir kuşak insan yaşıyor bu memlekette. Belki 68 kuşağı kadar çok yazmadık, çok söylemedik, çok şikayet etmedik ama henüz ölmedik. Biz de televizyon seyrediyoruz, böyle dizileri özel bir dikkatle seyrediyoruz hem de.
Derdimiz neydi?
Hamasi bir söylemle, "Bizi böyle karikatür haline getirmenize, kitleler nezdinde bu kadar aşağılamanıza, yalanlar yaymanıza, bir kuşağı reyting ve para kaygılarınıza alet etmenize izin vermeyeceğiz" filan demeyeceğim. Çünkü biliyorum ki biz izin versek de vermesek de yapacaksınız yapacağınızı.
Biz, o dönemlerin devrimci kızları sizin erkek senaristlerinizin yazdığı gibi salak tipler değildik sayın Mustafa Altıoklar. Tek derdimiz kafamıza acayip şapkalar, kasketler takıp ortalarda gezmek, sağda solda slogan atmak değildi, bu kadar berbat, karikatür tipleri değildik. "Devrimci kızlar çirkin olur" şeklindeki 12 Eylül tezinin aksine hepimiz de gayet güzeldik. Tek derdimiz ülkemizdi, devrimdi, mücadeleydi, inandığımız her şeydi. Her gün kellemizi koltuğumuza alıp öyle çıkıyorduk sokağa, akşama evimize dönecek miyiz, dönmeyecek miyiz, bilemiyorduk. Boş gezenin boş kalfası, sözde devrim uğruna mücadele ederken ailesini, emekçi annesini sömüren tipler de değildik. Hatalar yapmadık mı? Sürüsüne bereket yaptığımız hataların, ama bedelini ödedik, hâlâ da ödüyoruz. Bedel derken 12 Eylül'ü kastetmiyorum, yanlış anlaşılmasın. 12 Eylül bir bedel değildi, biz bedellerimizi çok başka ödedik, ödüyoruz.
Bizlerin saf gerçekleri anlatan diziler yapamayacağımızı, yapsak da yayınlanmayacağını bilerek, buna güvenerek yapıyorsunuz bu berbat işleri ve istediğiniz yalanı atmakta serbestsiniz biliyoruz. Ancak el insaf, biraz izan yahu!