Kemalizm gömleğini çıkarmak

Kemalizm gömleğini çıkarmak
Kemalizm gömleğini çıkarmak

Kemal Kılıçdaroğlu yla yeni CHP söylemi, partiye yönelik bildik eleştirileri biraz değiştirdi.

Deniz Baykal zamanında ağır yenilgilere uğrayan CHP'de bugün yüzde 26'ya burun kıvrılması komik oluyor
Haber: VAHAP COŞKUN - vahapcoskun@gmail.com / Arşivi

CHP ’nin 12 Haziran seçimlerinde yüzde 26’da kalması, parti içi muhalefeti harekete geçirdi. Baykal, Öymen, Özyürek, İnce ve Arıtman gibi isimler, Kılıçdaroğlu yönetimindeki CHP’nin bu seçimlerde açık bir yenilgiye uğradığını belirtiyor ve bu nedenle bir an önce kurultaya gidip parti yönetimini değiştirmek istiyorlar.
Kılıçdaroğlu’na kazan kaldıran bu ekip, başarısızlığı CHP’nin söylemlerindeki ideolojik kayma ile açıklıyor. Onlar, partinin klasik Kemalist çizgiden sapmasının tabanda tepkiyle karşılandığını belirtiyorlar ve seçim yenilgisini CHP’nin Kemalizmden uzaklaşmasına bağlıyorlar. Partinin ideolojik katılığını devam ettirmesi halinde seçimden muzaffer çıkacağını iddia ediyorlar. Mesela Arıtman, “Sayın Baykal’ın izlediği politikalara devam etsek istikrarlı oy artışı sağlıyorduk. En az yüzde 35 alırdık” diyebiliyor. 

Ayak oyunları
Baykal ve destekçilerinin bu iddiaları gerçeği yansıtmıyor. Bir kere Kılıçdaroğlu’nun “mutlak başarısız” olduğunu söylemek hakşinas bir tavır değil. Parti içi ayak oyunlarına ve çalışmayan bir örgüte rağmen Kılıçdaroğlu, kısa bir süre zarfında, Baykal dönemine oranla yüzde 5’lik bir oy artışı sağladı ve milletvekili sayısını da artırdı. Bugün parlamentoda Baykal döneminden daha güçlü bir CHP grubu var. İkincisi, bugün Kılıçdaroğlu’nun aldıkları oydan hoşnut olmayanlar ve bol keseden rakam telaffuz edenlerin dönüp kendi seçim performanslarına bakmaları lazım. Bilmeyen Baykal ve arkadaşlarının muazzam seçim başarılarına imza attıklarını sanacak. Oysa 1992’den 2010’a kadar CHP’ye Baykal çizgisi hakim oldu ve bu süre zarfında yapılan seçimlerin tümünde Baykal ağır yenilgilere uğradı. Yüzde 20’nin üzerine çıkmayanların bugün yüzde 26’ya burun kıvırması komik oluyor.
“Kılıçdaroğlu CHP’yi Kemalizm’den uzaklaştırdığı için parti az oy aldı” eleştirisi de iki bakımdan apaçık yanlış: İlk olarak, CHP’nin ideolojik omurgasını Kemalizm oluşturuyor. Kılıçdaroğlu bu ideolojinin geçmişiyle bir muhasebeye girişmedi, aksine Kemalizmin sadık bir neferi gibi davrandı ve Kemalist rejimin Dersim Katliamını bile meşrulaştırma yoluna gitti. Kılıçdaroğlu, Kemalizmin ideolojik kabullerini ve geçmişteki pratiklerini sorgulamaktan kaçındı, sadece küçük bir değişiklik yapmakla yetindi. Bu değişiklik de, toplumda bir karşılığı olmayan “yaşam tarzı” ve “laiklik” korkularını abartmaya dayalı Baykal tarzı siyasetin bir yana bırakılıp popülist bir dille gerçek toplumsal sorunlara yönelmekten ibaretti. Yoksa CHP’nin Kemalizme sırt çevirmesi söz konusu değildi. Kemalistler korkmasın; CHP’nin temel politikalarını halen Kemalist umdeler belirliyor.
İkinci olarak, CHP Kemalizmden uzaklaştığı için oy kaybetmedi; tam tersine, eğer bu parti yüzde 5’lik oy artışı sağlamışsa bunun sebebi, CHP’nin klasik Kemalist politikayla arasına -az da olsa- mesafe koymasıdır. Yani Kemalizmden uzaklaşma, CHP’yi zayıflatmadı, bilakis güçlendirdi. 

Geçmişle yüzleşmek
Bundan sonraki süreçte CHP’nin önünde iki yol var: Birinci yol, CHP’nin Kemalizm gömleğini çıkarmasıdır. CHP, hiçbir komplekse kapılmadan, geçmişiyle sahici ve ayrıntılı bir şekilde yüzleşmeli, yanlışlarını ortaya koymalı, mağdur ettiği toplumsal kesimlerden özür dilemelidir. Ancak bu tür bir yüzleşme ile “yeni CHP” oluşturulabilir, makyaj hamlelerle değil. 

Değişimi okumak
Böylesi bir dönüşüm CHP’yi gerçek bir siyasi parti haline getirebilir. Zira siyasi parti olmak, adına siyaset yapılan toplumu tanımak, bu toplumdaki değişimleri okumak, farklı kesimlerin sorunlarını görmek ve taleplerini karşılamaya çalışmakla mümkün olabilir. Tüm bunların önündeki en büyük engel Kemalizmdir; zira bu ideoloji toplumu anlamayı değil, seçkin bir azınlığın elinde toplumu –gerektiğinde metazori yöntemlerle- değiştirmeyi hedefler.
Kemalizmden yakasını sıyırmış bir CHP, halkın rızasını önemsemeyi öğrenebilir. Demokrasilerde yönetime gelmenin vatandaşları ikna etmekten geçtiğini, vatandaştan oy alamadığında seçmeni suçlamaktan vazgeçip (Stockholm sendromu!) hatayı kendisinde araması gerektiğini kavrayabilir. Mesela milliyetçilik ve devletçilikten mürekkep arkaik sol anlayışının topluma hiçbir şey vaat etmediğini fark edebilir. Toplumsal düzeyde korkuların azaldığını, korku siyasetinin prim yapmadığı gerçeğini görebilir ve bu gerçeği inkar etmenin siyaseten intihar etmekle eş anlamlı olduğunu idrak edebilir. Siyaset dışı araçlardan medet ummaktan, gözünü kışlaya çevirmekten vazgeçebilir.
CHP’nin Kemalizmden kurtulması sadece CHP için değil Türkiye için de hayırlı sonuçlar üretir. Her şeyden önce, odağını devlet kurumlarına topluma çevirmesi ve daha geniş kesimlere ulaşması, iktidarın konforunu bozar. CHP’nin rejim savunusuyla sınırlı politikası, AKP ’ye geniş bir hareket alanı sağlıyor ve AKP hükümet koltuğunda oturmasına rağmen sisteme muhalefet eden bir kimliğe bürünebiliyor. Bu kimlik ise AKP’ye değişimin dozunu belirleme imkanı veriyor; tercih ettiği alanlarda değişimin katarı olan AKP, istemediği noktalarda işi yokuşa sürüyor. CHP’nin gerçek bir muhalefet partisi olması halinde AKP bu rahatlığını kaybeder ve zorlanmaya başlar. Özgürlük yanlısı bir CHP, AKP’yi de daha özgürlükçü olmaya icbar edebilir, bu ise Türkiye’nin faydasına olur.
CHP’nin önündeki ikinci yol ise, Kemalizmi tahkim etmektir. Kılıçdaroğlu veya Baykal fark etmez, parti politikalarına altı oku hakim kılmaya çalışacak bir CHP’nin Türkiye’nin geleceğinde söz sahibi olma ihtimali yoktur. Kemalist güzergahı takip edecek bir CHP’ye söylenecek tek söz, umudunu kesmiş bir doktorunun hastasına verdiği son tavsiye olabilir: “Artık istediğinizi yiyebilirsiniz.” 

VAHAP COŞKUN: Doç. Dr., Dicle Üni.