Kendi halinde bir yıldız

Scientology müritleri geniş bir karakter yelpazesi sunuyor. İçlerinde, artık tuhaf davranmaya başladığına dünyanın büyük bir çoğunluğunun kanaat getirdiği Tom Cruise gibileri de var, müzisyen Beck gibi (pek fanatiği olmasa da) esaslıları da...
Haber: Erman Ata Uncu / Arşivi

Scientology müritleri geniş bir karakter yelpazesi sunuyor. İçlerinde, artık tuhaf davranmaya başladığına dünyanın büyük bir çoğunluğunun kanaat getirdiği Tom Cruise gibileri de var, müzisyen Beck gibi (pek fanatiği olmasa da) esaslıları da...
Bu müritlerin en esaslılarından birisini, daha çok karakter rollerinde gördüğümüz oyuncu Giovanni Ribisi'yi geçen hafta sona eren İstanbul Film Festivali'nde Scott Caan imzalı Dog Problem/Köpeğin Derdi Beni Gerdi'de seyretme şansımız vardı. Oyuncuyu bu haftadan itibaren ise the Perfect Stranger/ Kusursuz Yabancı'da (James Foley) Halle Berry ile Bruce Willis'in karşısında izleyebiliriz. Hem de genelde olduğundan daha büyük bir rolde. Gerçi ismi afişte yine üçüncü sırada ama bunu da rol arkadaşlarının ağırlığına vermeli. Zira Ribisi'nin karakteri Miles, film boyunca perdede en çok görünenlerden.
Miles, Halle Berry'nin canlandırdığı acar gazeteci Rowena'nın sağ kolu, sanal dünya tutkunu ve ufak çapta bir teknoloji dehası. Arkadaşının ölümünü araştırırken takma isimler kullanan Rowenda'ya 'teknik' destek veriyor. Ama bu sağ kol, etliye sütlüye karışmayan cinsten bir yardımcı değil. Belki de rolü Ribisi'nin oynamasından dolayı biraz tuhaf bir karakter. Zaten Ribisi'nin ismini görünce başka türlüsünü de beklememeli. Oyuncu, çevresiyle genelde uyumsuz, sinir sistemi hasarlı karakterleri, tiklerine varana kadar yaratarak canlandırmasıyla ünlü.
Dokuz yaşından beri
Göze ilk çarptığı karakter de pek farklı değil. Takipçisi bol sit-com Friends'teki (Digiturk'te gösteriliyor) has hippi Phoebe Buffay'in onun kadar has kardeşi rolü, Ribisi'nin en azından isminin telaffuz edilmesine ilk vesile olan çalışmalardan. Yine konuk oyuncu olarak çıktığı bir başka televizyon dizisi X Files/Gizli Dosyalar da zamanında Ribisi'nin kariyerine katkısını yaptı.
Ama Ribisi'nin başarısı en çok Steven Spielberg'in iddialı yapıtı Saving Private Ryan/ Er Ryan'ı Kurtarmak'ta tasdiklendi. Gerçi dokuz yaşından beri kamera karşısındaki oyuncu, bu zamana kadar birçok filmde oynamıştı. Tom Hanks'in yönettiği That Thing You Do'da Steve Zahn, Tom Everett Scott ve Charlize Theron gibi dönemin 'umut vaat eden' genç oyuncuları arasındaydı. Richard Linklater'ın 'kayıp kuşak' hikâyesi SubUrbia'da tam kendi dişine göre bir karakter canlandırdı. David Lynch başyapıtlarından The Lost Highway/Kayıp Otoban, oradan rol arkadaşı Natasha Greggson Wagner'la oynadığı First Love, Last Rites, Ribisi'nin bu döneminden diğer göze çarpanlar. Yani, Ribisi'nin ayrıntılı karakterler yaratmasına fırsat veren bağımsız yapımlar. Er Ryan'ı Kurtarmak ise hem böyle bir fırsatı sakınmayan hem de belki çok seyredilmesinin de etkisiyle Ribisi'ye dikkatleri daha da çeken üstün bir yapım.
Herkesin bir ilki var
Sonrasında çektiği The Other Sister/Diğer Kız Kardeş, ona duyulan güvenin kanıtı sayılabilir. Zira Ribisi bu filmde başarılı oyuncuların geleneksel görevini yerine getirdi, zeka engelli bir karakteri canlandırdı. Genelde emektar oyunculara ayrılan anlatıcı kontenjanına daha 23 yaşında girdi, Sofia Coppola'nın The Virgin Suicides/Kaybolan Hayatlar'ının anlatıcı sesi oldu. Sundance'te görücüye çıkan Boiler Room/Kazan Dairesi, Ribisi'nin bağımsızların yörüngesinden kopmadığını gösterdi. Spielberg gibi prestijli isimlerle çalıştıktan sonra henüz yönetmeni Ben Younger'ın ilk filmi olan Kazan Dairesi'nde onu neyin çektiğini soranlara "E, Spielberg'in de bir ilk filmi vardı" diye cevap vermesi, kariyerinin geri kalanında tuttuğu yolu da az çok belli ediyor.
Ribisi, filmin ya da rolün büyüklüğüne küçüklüğüne bakmadan perdede görünmeye devam ediyor. Şatafatlı aksiyon Gone in 60 Seconds/60 Saniye, Oscar heveslisi Cold Mountain/Soğuk Dağ, retro avantür Sky Captain and the World of Tomorrow/ Sky Captain ve Yarının Dünyası, sertliğiyle eleştirmenleri afallatmış seri katil filmi Dead Girl/Ölü Kız, hüzünlü romans Lost in Translation/Bir Konuşabilse (Sofia Coppola'yla ikinci çalışması, bu sefer Kaybolan Hayatlar'ın aksine perdede görünüyor), Ribisi'nin kariyerinden birkaç örnek. Filmografisinde bunca çeşit barındıran birçok oyuncu bulmak mümkün. Ama Ribisi gibi hepsine birden kendisini verenine rastlamak zor.
Ribisi, rolü kıyafet gibi üstüne giyen oyunculardan. Sam Raimi imzalı The Gift/Üçüncü Göz'deki dengesiz taşralı rolünde sanki gerçekten taşradan bulunmuş amatör bir oyuncunun canlılığına sahipti. İsmine rağmen İtalyanca bilmiyordu, ama Tom Tykwer'in Krzystof Kieslowski senaryosundan uyarladığı Heaven/Cennet için dili öğrendi. Üstelik tüm bunları onun kalibresinde oyuncuların gösterişinden uzak, kendi halinde gerçekleştiriyor. Küçükken annesine oyuncu olması için ısrar eden Ribisi'nin bu şevkini, canlandırdığı çoğu rolde tespit edebiliriz. Bu yüzden iyi ya da kötü olsun, Ribisi'nin oynadığı her film seyre değer. Sırf Ribisi'nin, karakterini nasıl canlandırdığı merakını dindirmek bile bunun için yeterli bir sebep. Onun oynadığı Snow Patrol klibi Crystal Ball'u yakalamak için müzik televizyonları arasında dört dönenlerin varlığı da bunun göstergesi.