'Kent'in ardına düşen birey

Kent kavramına odaklanan günümüz kuramsal tartışmaları, hızlı değişimlerin ve dönüşümlerin yatağı olagelmiş kentsel mekânın örgütlenme biçimlerine yoğunlaşırken...
Haber: GAMZE TOKSOY / Arşivi

Kent kavramına odaklanan günümüz kuramsal tartışmaları, hızlı değişimlerin ve dönüşümlerin yatağı olagelmiş kentsel mekânın örgütlenme biçimlerine yoğunlaşırken, çoğunlukla bireyi tüketime odaklı, gündelik yaşam biçimleri aynılaşmış, yaşadığı anlam boşlukları ile kentin içine düşmüş, kendi bedenine ve ötekine dair farkındalığı zorunlulukların ötesine geçemeyen biri olarak tanımlar. Kentsel dokunun karmaşıklığı içinde "kent mağduru", fiziksel çevresi ile toplumsal değişimler arasında bağ kuramaz, aşırı bilgi ve görüntü dolaşımı içine sıkışıp kalmıştır, insani yakınlıklarını kaybeder.
Her ne kadar büyük oranda kabul göstersek de böylesi genellemeler, kent insanının gündelik yaşam pratikleri ile fiziksel mekânın değişken yapısı arasında sürekli yeniden örgütlediği ilişkiler ağı içindeki yaratıcı potansiyelini çoğunlukla gözardı eder. Oysa yaşadığımız kente yüklediğimiz anlam, kenti görme ve anlama biçimlerimiz büyük oranda kişisel tarihimizle ve o tarihin içinden gelen deneyimlerimizle şekillenir. Beklentilerimiz, alışkanlıklarımız, geleneklerimiz, inançlarımız, yaşam kalıplarımız değiştikçe sürdürmek zorunda olduğumuz koşullarla mücadele etme biçimimiz de farklılaşır. Oturduğumuz mahalle, her gün geçmek zorunda olduğumuz sokaklar, dolaşmaktan keyif aldığımız yerler, gitmeyi alışkanlık haline getirdiğimiz mekânlar vardır; yaşam alanlarımızı ördüğümüz ya da kendimizi tehlikede ve yabancı hissettiğimiz, korktuğumuz, bilmediğimiz ya da söz söylemek istediğimiz... Belki de bu anlamda birey bütün sıkışmışlığına rağmen, daha önce hiç olmadığı kadar çeşitli direnme biçimlerini de geliştirir kentte. Bu bağlamda fotoğraflar üzerinden kente dair durumları, konumları, yaşantıları konu edinen 'Yakınlıklar' sergisi çoğulcu okumalara izin veren yanıyla dikkate değer.
Kenti sorgulamak
Arzu Filiz Güngör, Fotoğraf Vakfı'nda açmış olduğu 'Yakınlıklar' isimli sergisinde, farklı zamanlarda çektiği negatifleri sayısal ortamda yeniden yorumlayıp kenti, kent insanını alışık olduğumuz görüntülerin sınırlarını zorlayarak ve bireye odaklayarak sorguluyor. Güngör'ün objektifinden birey, o koca harflerle yazdığımız "kentli" tanımına sığmıyor, düşlerini, beklentilerini, umutlarını, acılarını, tutkularını harcına gömdüğü, gökdelenlerin, apartmanların ötesinde bir yerlerde konumlandırıyor kendini.
Sergi 'Düşlediğim bu değildi', 'Tören', 'Beraber', 'Şehir' ve 'Tabiat' olmak üzere beş başlık altında toplanmış seriler olarak sunulan 30 fotoğraftan ve her seriye eşlik eden kısa metinlerden oluşuyor.
'Düşlediğim bu değildi' serisinde, özlemlerinden bize tanıdık gelen kadınların sesini duyuyoruz adeta: "Peki neydi düşlediğim?". Onlar, bütün o alışageldiğimiz hayatların içinde bir an durup yaşam kurgularını sorgularken bizim de odalara, evlere sığmayan düşlerimizi/düşüncelerimizi kentin ötesinde belki de artık unuttuğumuz bir yerlerde aramamıza, yeniden hatırlamamıza neden oluyor.
Serginin belki de en etkili serisi olan 'Beraber' serisi ise, hepimizin bildiği bir bekleyiş yerini, Galatasaray Lisesi önündeki "Cumartesi Anneleri"nin köşesini aynı açıdan, farklı zamanlarda sunarak bizi tekrar tekrar içine çağıran umudun karesi haline getiriyor. Caddenin üzerine düşen siluet gündelik akışı içindeki sokaktaki bekleyişine bizleri de dahil ediyor.
'Şehir' serisi ise çoklu okumalara izin verecek şekilde kentin soğuk yüzünü arka plana alarak bireyin diğeriyle kurduğu iletişimi, ona olan ihtiyacını, mesafelerle yakınlıklar arasında bir yerlerde konumlandırıyor. Ailelerimiz, akrabalarımız, dostlarımız, sözümüzün, karmaşık hayatlarımızın, beklentilerimizin, hayal kırıklıklarımızın neresinde duruyor, nerede onlarla birlikte var oluyoruz...
Güngör, fotoğrafları ile, kimileri için yaşamaktan zevk aldığı ve bütün hayatını orada kurguladığı evi olan, kimileri içinse bir zorunluluk ya da kurtulmak istediği sıkıntılar yumağı haline gelen kenti, bireyin gözünden yeniden okuyor.
Sergi 11 Kasım tarihine kadar Fotoğraf Vakfı'nda izlenebiliyor.
Fotoğraf Vakfı: (0212-292 19 39

GAMZE TOKSOY: MSÜ, Araş. Gör.