Kibritin yanan ucundakiler için

"Dünyadan" sözcüğünün tonlanma ya da telaffuz biçimine takılıp kalmak, "gelinlik-çocuk-aile üçgeni"ne bakarak bütün bir albümü, hele hele o dünya güzeli 'Bu Aşk Fazla Sana'yı dahi...
Haber: NAİM DİLMENER / Arşivi

"Dünyadan" sözcüğünün tonlanma ya da telaffuz biçimine takılıp kalmak, "gelinlik-çocuk-aile üçgeni"ne bakarak bütün bir albümü, hele hele o dünya güzeli 'Bu Aşk Fazla Sana'yı dahi, bu hınç dalgası içinde ihmal etmek, resmen pire için yorganı yakmak demekmiş ya da çalı-çırpıya bakmaktan ağacı, hatta ormanı görememek.
Bu satırların yazarı dahil böyle yapanlar çıktı bir dönem. Ama, o kadar ne yaptığını iyi bilen, o kadar kendinden emin, o kadar cesurdu ki Şebnem Ferah, doğru bildiğinden şaşmadı ve her yeni albümüyle bir öncekinden daha iyi, daha sağlam bir noktaya taşıdı müziğini. Artık Şebnem Ferah dendiğinde, 90'lı dalganın ortaya çıkardığı beş on yetenekli rock yıldızından biri gelmiyor akla. Kendisi de, sound'u da kimselere benzemez, fişek gibi bir yıldız geliyor. Her albümü, albümlerindeki her şarkısı hayatın türlü çeşitli 'can kırığı'na işaret ediyor Ferah'ın. Bu şarkılar kişisel sıkıntılar, bunalımlar sonucu yazılmış olsun olmasın ne istediğini, kime seslendiğini çok iyi bilen bir rock yıldızı tarafından kurgulanmış olsun olmasın, sonuç değişmiyor. Bu şarkıların hepsi tamamen inandırıcı, tamamen insani. Ve dinlendiği ilk andan itibaren dinleyeni avucunun içine alabilen şarkılar.
Şebnem Ferah'ın ve şarkılarının gücünü tam kavrayabilmek için, Ferah'ı sahnede seyretmek şart! Ferah ve hayranlarının, her şarkıda, her şarkının hemen hemen her dizesinde nasıl sırt sırta durduğunu, nasıl bir güç oluşturduğunu, nasıl büyük bir enerji yaydığını anlatmaya sayfalar yetmez, ancak tanık olunduğunda anlaşılabilir bir şey.
Bu nedenle, Ferah'ın "10 Mart 2007 İstanbul Konseri" başlıklı CD ve DVD'si, en başta bu müthiş atmosfere tanık olmaya imkan verdiği için büyük önem arz ediyor. Ferah başlıyor şarkıya, ortasında ya da başka bir yerinde "Sizdeee..." diyor ve koro Ferah'ın kaldığı yerden devam ediyor: "Ben sigara dumanının altında, yana yana en sonunda kül oldum, sen kibritin hiç yanmayan ucunda, birinin hayatından geçmiş oldun..." Ve sonra iki taraf birden, yani bütün konser mevcudu, hep birlikte canavar kesiliyor: "Geçmiş oldun, geçmiş oldun, geçmiş oldun..."
Dünya henüz dünyayken
Yağmuru Beklerken adlı iki disklik bir albüm yayınlamış olan Gökalp Baykal da, bu "Ne mutlu onlara" dediğimiz müzisyenlerden. Baykal'ın Ferah'tan farkı, onun ünlenmeyi, popülerleşmeyi, 'mainstream' olmayı da elinin tersiyle itmiş olması.
Birinci diski "akustik", ikinci diski "elektrik" olarak adlandırılmış albüm, Gökalp Baykal'ın, yıllar sonra incelenip yazıldığında ya da anlatıldığında, herkesin gözlerini kamaştaracak, herkese "Vay bee! Ne müzisyenler varmış, sessiz sedasız neler yapmışlar!" dedirtecek müzikal yaşamının, (aşağı yukarı) her adımından izler barındırıyor. Şarkılar muhtelif stüdyolarda, muhtelif aşamalarda kaydedilmiş. Kaydedilmiş, kenara konmuş, biriktirilmiş. Deneme yapılmış biriktirilmiş, o yapılmış biriktirilmiş, bu yapılmış biriktirilmiş... Ve bu biriktirilenler (memleketin en en en aykırı grubu Zardanadam ile yapılmış ama çok az sayıda basılmış single'daki şarkılar dahil) Yağmuru Beklerken adıyla toplanıp bize hediye edilmiş.
Basın bülteni, "Bir kısmı Gökalp Baykal'ın yakın dönemde yazdığı, bir kısmı ise müziğe ilk başladığı yıllardan günümüze gelen ve stüdyo kaydı bulunmayan şarkılar, 20 küsur yıla yayılmış bir üretim sürecinden kopup gelen tam 27 şarkı"dan oluştuğunu söylüyor Yağmuru Beklerken'in; dile kolay, 20 küsur yıl... Neler yapmış Baykal, bizim için kaç yıldır neler yapmış, ne büyük emek vermiş.
Biz ne yaptık onun için, ona benzer müzisyenler için? Onlar şarkılarını söylerken ne yaptık? Sesi açtık mı? Ya da kısıp yok mu saydık? Ferah'ı çok sevdik, iyi de ettik. Ama Gökal Baykal'ları da ihmal etmememiz gerek, onların istediği, bizim istediğimizle aynı: Bugünü ve yarını, 'tek parça' olarak çıkarabilmek, parçalamadan-parçalanmadan, ezmeden-ezilmeden. Mayın Tarlası'ndan sağ çıkabilmek için, (o bunu istememiş, aramamış, beklememiş olsa bile) Baykal'ı Ferah kadar, Ferah gibi sevmek şart.
Bulursanız kaçırmayın
Başta '10 Mart 2007 İstanbul Konseri' (Pasaj) olmak üzere, Şebnem Ferah'ın her şeyi
Başta 'Yağmuru Beklerken' (arkaplan) olmak üzere, Gökalp Baykal'ın her şeyi
Başta 'Konser' (NR1) olmak üzere, Duman'ın çoğu şeyi
Başta 'Uzun Uzun Feridun Düzağaç' (Müzik Mahsulleri Ofisi) olmak üzere, Feridun Düzağaç'ın her şeyi
Başta 'Sahnelerden Canlı Kayıtlar' (ÖE Müzik) olmak üzere, Özdemir Erdoğan'ın her şeyi
Başta 'Sevgiyle El Ele' (Ossi) olmak üzere, Cenk Taşkan, Mehmet Teoman ve Nükhet Duru'nun her şeyi
Sakın yaklaşmayın
Bırakın İbrahim Tatlıses'i, Tüdanya ile yarışan "Arabesk-rock"çular
Bırakın Ümit Besen'i, Cengiz Kurtoğlu'nu 'rol-model' kabul etmiş "piyanist şantör kılıklı" rock'çular
Çaldıkları, söyledikleri iyi olmasına rağmen bluejeanlerini, t-shirt'lerini çıkarıp siyah takım elbiselere bulanan, bununla yetinmeyip boyunlarına yerlere kadar uzanan atkılar, bezler, kumaşlar dolayan rock'çular
Çaldıklarına, söylediklerine, dile getirdiklerine aldırmayarak, 'image-maker'lerin elinde oyuncak (aslında 'kukla') olan rock'çular
Keşke olsa
Rashit ve Teoman'dan bir konser albümü
Mor Ve Ötesi'nden ('best of' yerine geçebilecek) canlı kayıtlardan oluşan bir albüm
Duman'dan Erkin Koray, Müslüm Gürses, Kibariye ve Şükran Ay ya da muadilleri 'ulu çınar'ları konuk ettikleri bir konser CD ve DVD'si
Nilüfer'den bir konser CD ve DVD'si