scorecardresearch.com

Küçük Koreli kızın büyük Avrupalı dünyası

Küçük Koreli kızın büyük Avrupalı dünyası

Yepyeni Bir Hayat , yönetmen Ounie Lecomte un kendi hik yesi.

01/08/2010 02:00
Bu sene İstanbul Film Festivali'nde de gösterilen 'A Brand New Life/Yepyeni Bir Hayat', bir evlat edinme hikâyesini anlatıyor
Haber: NİLAY ULUSOY / Arşivi

Sabah gazetelerin magazin sayfalarında Angelina Jolie ’nin haberine gözüm takıldı. 3. Dünya’dan aldığı üç evlatlığı ve Brad Pitt’ten olma “aşk meyveleri” Shiloh Nouvelle el ele tutuşup poz veriyorlar. Jolie, ikizlerini dünyanın en seksi babasına bırakmış herhalde. Ebeveyn olmanın cinsel çekiciliği kesinlikle kısıtlamadığını ispatlamanın haklı gururuyla yaşayan anne ve babalarından olsa gerek Maddox, Pax ve Zahara hallerinden pek memnun, gülücükler saçıyorlar. Fakat Shiloh suratını asmış, kameralara bakmıyor bile, tüm dünyanın sevgilisi anneciğini fazladan üç çocukla paylaşmaktan pek sıkılmışa benziyor.
Oscar ödüllü ünlü bir babanın sorunlu Hollywood çocuğu olarak başladığı hayatına Birleşmiş Milletler iyi niyet elçisi olarak yeni bir anlam kattığında, hepimiz Angelina Jolie’yi çok sevmiştik. Bu sevgimiz Vietnam’daki bir yetimhaneden evlat edindiği Maddox sayesinde daha da perçinlendi. Uzaklardan bir çocuğu evlat edinme Hollywood’da, bizim 23 Nisan’da ülkemizi ziyarete gelen çocukları evimizde misafir etme ve Türk misafirperverliğini gösterme merakımızı kat be kat katladı. Oysa 3. Dünya ülkelerinden çocuk evlat edinme Batılılar için oldukça eskiye dayanan bir alışkanlıktı, Eleanor Roosevelt ve Malcom X’in de böyle evlatlıkları vardı. Gelin görün ki bu aktivite, Angelina Jolie ile beraber sanırım onun da çok hoşnut olmadığı bir şekilde şova dönüştü.
Bu sene İstanbul Film Festivali’nde de gösterilen A Brand New Life/Yepyeni Bir Hayat, böyle bir evlat edinme hikâyesini anlatıyor. Anlatan kişi ise, 1950-1953 yılları arasında gerçekleşen Kore Savaşı sonrasında Güney Kore hükümetinin ailesiz kalmış çocukları “özellikle Avrupalı ailelere” evlatlık olarak verme politikası sonucu, Güney Kore’den bir Fransız aile tarafından evlat edinilmiş yönetmen ve senarist Ounie Lecomte. Doğduğu topraklardaki sıkıntılı çocukluğunu beyaz perdeye aktaran yönetmen, kendine düstur olarak samimiyeti seçmiş. Filmin tamamında var olan sert ve karanlık havanın nedeni, hikâyeyi küçük Ounie’nin (filmdeki adıyla Jinhee’nin) gözlerinden yani ailesi tarafından yapayalnız bırakılmış bir çocuğun gözlerinden izlememiz. Bu nedenle onu terk edip giden babasının yüzünü ayrıntısıyla görmemiz filmde mümkün değil, sanki Lecomte o yüzü hatırlamamak ve tanıtmamakta kararlı. Babasıyla ilgili küçük Jinhee’nin hayal meyal hatırladıkları var filmde, bunlar da hep güzel anılar; bisiklet üstünde babasına arkadan sarıldığı ya da restoranda ona şarkı söylediği anlar. Zaten çok sevdiği babasının onu neden terk ettiğini Jinhee de bilmiyor, biz de öğrenemiyoruz böylece. Küçük kızın hikâyesi, yetimhanedeki diğer hayatları gözlemlemesiyle değişmeye başlıyor. 

Şüpheli bir son
Her gece ne zaman bir yuvaya kavuşacaklarını tahmin etmek için fal bakan, kaderine boyun eğmiş diğer çocuklarla iletişim kurması, onun gerçeklerle yüzleşmesini sağlıyor. Babasının geri dönmeyeceği, hayvanların ve insanların ölebileceği, birbirini çok seven arkadaşların bir gün ayrılabileceği ve Amerikalı bir aile tarafından evlat edinilmek istiyorsan “father” demeyi bilmen gerektiği gibi.
Yarı otobiyografik hikâyesinin samimiyetini her fırsatta güçlendirmeyi amaçlayan Lecomte’un gösterişsiz kamera kullanımı, genç ve amatör oyunculardan başarılı performanslar elde etmesi ve alçakgönüllü anlatımı İtalyan Yeni Gerçekçi Sineması’nı hatırlatır nitelikte. Çocukların yuvasından düşmüş bir yavru kuşu yaşatma çabalarının anlatıldığı melodramatik hikâyede bu benzerlik daha da artıyor.
Fakat filmi izlerken içimize bir kuşku da düşmüyor değil, bir yetimhane bu kadar samimi ve sıcak olabilir mi, terk edilmiş dokuz yaşında bir çocuğun hayatı Avrupalı bir aile tarafından evlat edinilince bu kadar umutla dolu bir hale gelebilir mi diye. Oysa hepimiz biliyoruz ki, hikâye asıl o zaman başlıyor. Maddox, Pax ve Zahara’nın gülücüklerine somurtarak karşılık verecek bir Shiloh, bir Suri, bir Lourdes yepyeni bir dünyada mutlaka bir yerlerde beklemektedir küçük yetimleri...

NİLAY ULUSOY: Bahçeşehir Üni.

http://www.radikal.com.tr/101118110111810

YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yazılmamış.