Kült gruplar burada

İnsanın, hayatını suçluluk duygusu içinde, bencil ve çaresiz hissetmek arasında gidip gelerek geçirdiği zamanlarda, o suçluluk duygusunu katlayarak yankılanır beyninde "ateşin düştüğü yeri yaktığı..."
Haber: N. BUKET CENGİZ / Arşivi

İnsanın, hayatını suçluluk duygusu içinde, bencil ve çaresiz hissetmek arasında gidip gelerek geçirdiği zamanlarda, o suçluluk duygusunu katlayarak yankılanır beyninde "ateşin düştüğü yeri yaktığı..." Ülke karanlık bir savaşa doğru sürüklenirken, İstiklal Caddesi'nin eğlenceli kulüplerine bu kadar yakın ve bu kadar uzak bir yerlerde bunca kan dökülüp bunca acı çekilirken, oturup rocktronica'dan, dream pop'tan vs. bahsetmek ve hatta maalesef bütün bunlarla ilgili heyecan duymak kötü gelir... Ama henüz değişmemiş hayatlar olağan akışında devam edip gider modern dünyanın o kadirimutlak izolasyonu içinde...
İKSV tarafından bu yıl beşincisi düzenlenen Phonem by Miller, yine alternatif rock ve elektronik müzik alanında özel hatta kült grupları buralara getirecek, sanatçılarla söyleşi ve atölye çalışmaları gerçekleştirecek. 1 Kasım'da Dirty'deki Punks Jump Up'la açılacak festival kapsamında, 2 Kasım'da Babylon'da Datarock, 3 Kasım'da garajistanbul'da Devendra Banhart ve The Brunettes, Babylon'da 7 Kasım'da Monolake ve The Field, 8'inde Au Revoir Simone ve kim ki o, 9 Kasım'da Bilgi Üniversitesi Santralistanbul Kampusu'ndaki Otto'da Lo-Fi-FNK, Bedük ve 10 Kasım'da garajistanbul'da Gang Of Four'la Kreş sahne alacak.
Festivalin genel konsepti alternatif rock'la elektronika ve dans müziğin kesişme kümesindeki gruplar. Bunlardan biri de 2003'te New York'ta kurulan dream pop grubu Au Revoir Simone. Vokallerde özellikle öne çıkan benzerliğiyle bir nevi kolaylaştırılmış bir Broadcast gibi geliyor kulağa grubun müziği. İnsana ilk bakışta Brontë kardeşleri hatırlatan bir halleri var üçlünün. Hafiften soğuk, hafiften alaycı, hafiften de gizemli; masumiyetinde sanki ürkütücü bir şeylerin gizli olduğu güzellikleri, tıpatıp kesilmiş eski moda saç biçimleri, kendi ifadeleriyle "hoş, muhafazakâr, fazlasıyla modaya uygun kadınsı-ama-tatlı" kıyafetleriyle... Gruptan Annie "giyimden anladığımdan çok daha fazla müzikten anlarım" dese de, Heather giyim tarzıyla şarkı yazarlığı arasında çok önemli bağlantı olduğunu düşünüyor .
İlk albümleri Verses of Comfort, Assurance & Salvation'ı 2005 başında çıkaran üçlünün ismi Tim Burton'un komedi filmi Pee-Wee's Big Adventure'daki bir sahneden geliyor. ABD'de kendi olanaklarıyla çıkardıkları ilk albümleri Avrupa'da İngiliz Moshi Moshi tarafından yayınlanan grubun bir sonraki albümü The Bird of Music de aynı şirketten çıktı. Müziklerinin "klavyeyi, kadın vokalleri ve basit melodileri" sevenleri mutlu edeceğini söyleyen grup üyeleri esin kaynakları arasında Beatles, Fleetwood Mac, Nick Drake, Björk, ve elbette Broadcast gibi isimleri sayıyorlar ve müziklerini "rüya aleminde elektronik lo-fi klavye popu" olarak tanımlıyorlar. Gerçekten de sanki evde kaydedilmiş gibi bir havaya sahip müziklerinde zorlamasız ve içten bir ton var.
Postmodernist "ikizler"
Phonem'in ilgi çekici konuklarından biri de Datarock. Club-dans müziğin özellikle Avrupa'daki önemli isimlerinden Röyksopp ve indie pop ikilisi The Kings of Convenience'ın hemşerisi Datarock, Norveç'in Bergen şehrinden. Indie elektronik türde müzikleriyle en çok dans etmekten hoşlanan rock severleri memnun eden grubun referansları vokallerde özellikle hissedilen Talking Heads çağrışımlarından başka grup üyelerinin adını andığı Amerikalı new wave grubu Devo ve Madchester akımından Happy Mondays'e kadar uzanıyor ki. Bu grupların ortak özelliği, rock müziğin elektronik teknoloji sayesinde dans müziğiyle birleşerek yeni bir boyut kazanmasında önemli rol oynamış erken dönem gruplar olmaları. 2005'te grupla aynı ismi taşıyan albümün ardından bu yıl da bir EP çıkarmış olan ikiliden Fredrik (Saroe), esin kaynaklarına olan gönül borcu karşısında hiçbir vefa sıkıntısı çekmeyerek açıkça "biz orijinal şarkıları unutmuş büyük bir cover grubu gibiyiz" diyor. I Will Always Remember You'da yanar döner disko ışıklarının romantik fonunda 1970'lerin dans-popuna, Fa Fa Fa'da Talking Heads'in Psycho Killer'ına direkt referanslar var zaten. Ama Talking Heads'in de bu parçayı Otis Redding'in bir şarkısından yola çıkarak yaptığını söyleyerek, aslında göndermelerin katman katman olduğunun altını çiziyorlar. Konserlerinde ve videolarında eşofman takımlarla görülen ve kendilerini "çok iyi iletişim kurabilen ortalama bir grup" olarak gören Datarock ikilisi postmodernizm hakkında ne kadar ne biliyor bilinmez ama postmodernist sanatın parodi, üst üste bindirme, ikizler vs. gibi temel karakteristiklerini müziklerinde ve imgelerinde yoğun biçimde yansıttıkları kesin. Sahnede de eğlenceli olacaklarına şüphe yok...
Festival programı ve biletler konusunda bilgi için: http://www.iksv.org/phonem07/