Kürt özerkliği sözü

Kürt özerkliği sözü
Kürt özerkliği sözü
Kemalistlerin böyle bir taahütte bulunma ihtimalleri var ama bunda başından beri samimi olup olmadıklarının veya sadece Kürt desteğini sağlamak amacında olup olmadıklarının ispatı şu anda mümkün değil
Haber: MURAT ISSI* / Arşivi

23 Ocak 2013 tarihli Ayşe Hür’ün “1922’de Kürtlere söz verildi mi?” yazısında esas teşkil eden soruya akademik açıdan şu cevabı vermek veya eklemeleri yapmak mümkün: Kemalistler veya dönemin kurumsal terimiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi, içinde bulunduğu savaş koşullarını en az kayıpla atlatabilmek, milliyetçi bir harekete doğru biçimlenen Kürtleri bir bütün olarak kaybetmeme ya da karşısına almama hatta mümkünse Türk-Yunan Savaşı’nı beraber götürmek maksadıyla yaptıkları çalışmalar ve bu maksatla kendilerinin önerdikleri özerklik sözü, bir kısım spekülasyonlara yol açsa da, sadece Prof. Robert Olson’un İngiliz Arşivleri’nde bulduğu belgeyle sınırlı değil. Yunan Dışişleri Bakanlığı Diplomatik ve Askeri Arşivi’nde (ΔΑΥΕ) bulduğum üç ayrı belgede de bu konu tartışılıyor. Belgelerden ikisi konuyla direkt alakalı ve bir diğeri ise içinde bu konuya atıfta bulunuyor. Belgeler hakkında kısa bilgiler şöyle.
Birinci belge
a) Konuyla direkt ilgili birinci belge arşivde şu kod ile kayıt altına alınmış: “ΔΑΥΕ, φ?κελος: 1922-92, υποφ?κελος: 1, Αριθμ?ς Πρωτοκ?λλου: 99/6830, ελ?φθη την 15-9-1921 L’Autonomie de Kurdistan”. Bu belge, Büyükelçi Efstathiadis imzasıyla, Yunanistan İstanbul Büyükelçiliği’nden merkezi Atina’da olan Yunanistan Dışişleri Bakanlığı’na yollanmış.
Belge 99/6830 protokol numarasının olduğu ayrı bir dosya halinde mevcut ve dosyanın kapağındaki tüm yazılar Yunanca. Lakin konuya neden belge, daktilo yazısı halinde, Fransızca ve “L’Autonomie de Kurdistan” başlığını taşıyor. Bu belgeye göre, “[…] Kürtlerin yaşadığı tüm vilayetler idari olarak birleştirilecek ve bir Genel Vali (Türk) ve bir Vali yardımcısı (Kürt) tarafından yönetilecektir. Adı geçen Genel Vali, Hükümet’in öneri üzerine TBMM’ce atanacaktır. Vali yardımcısı ise Kürt Temsilciler Meclisi’nce (La Chambre des representants kurdes) seçilecektir ve her ikisinin de görev süresi 5 yıl olarak belirlenmiştir. Çünkü özerkliğin süresi de 5 yıl olarak tayin edilmiştir, bu süre sonunda özerk bölge sınırları içerisinde bir referandum gerçekleştirilecektir. Referandum, mevcut özerkliğin devamını ya da istenilirse bağımsızlığı karar altına alacaktır [...]”
İkinci belge b) Konumuzla direkt alakalı bir başka belge ise yine aynı dosyada. Bu belge, yukarıda bahsini ettiğimiz ve özerkliğin aslında hangi (politik) şartlarda uygulanacağına dair önemli bilgiler içerir. Belge arşivde şu kod ile kayıtlı: “ΔΑΥΕ, φ?κελος: 1922-92, υποφ?κελος: 1, Αριθμ?ς Πρωτοκ?λλου: 212, ελ?φθη την 13-4-1922”. İki yaprak daktilo yazısı halinde Fransızca ama protokol numarasının belirtildiği tek sıra yazı Yunanca. İstanbul’dan yollanan bu belgede konumuzla alakalı bölümde şöyle deniyor: “[…]Cevat Paşa, sorumlusu olduğu bölgede bulunan ve o ana kadar tarafsız bir davranış içerisinde bulunup hükümetin isteklerini yerine getirmeyen tüm önemli Kürt büyüklerini ve Kürt aşiret şeflerini bir toplantıya çağırdı. Cevat Paşa, bu toplantıda evvela orada bulunanlara Türk-Yunan savaşının karakterini anlattı. Ardından, eğer bu savaşta Kürtler ve aşiretleri Kemalist ordunun saflarında yer alırlarsa, Meclisin, Kürt bölgelerine ilişkin özerklik talep ettiğini söyledi. Bunun karşılığı olarak ise Ankara Hükümeti’nin aşiretlere oldukça parlak bir gelecek vaat ettiğini anlattı. Ama eğer Kürtler bu konuda hem fikir olmaz ve bu fikri kabul etmezlerse, Meclis’in (Yunanlılardan evvel) tüm orduyu Kürt aşiretlerinin üzerine yollayacağının kararını aldığını bildirdi […]”
Üçüncü belge c) İçinde bu konudan alıntı yapan diğer belge ise şu kod ile kayıt altına alınmış: ΔΑΥΕ, φ?κελος: 1922-11, υποφ?κελος: 1, Αριθμ?ς Πρωτοκ?λλου: 157, ελ?φθη την 21-3-1922. Bu belge, içinde değişik konularda belgelerin bulunduğu ayrı bir dosyada. Dosyanın direkt konuyla alakası olmamakla birlikte, bu belgenin buraya karıştığını sanıyorum. Daktilo yazısısı halinde, ince pelür kağıt üzerinde iki yaprak ve 21 Mart 1922 tarihini taşıyor. Dikkat edilecek olursa Robert Olson’un verdiği tarihten 11 gün sonrasına tekabül ediyor.
Bu belge, Kürt general Mustafa Yamulki Paşa’nın Yunan makamlarına verdiği bir yazı ve kendisinin İran topraklarında kurulmuş Kürdistan Cumhuriyeti yetkilileriyle yaptığı görüşmeyi içerir. Yaptığı görüşmede konumuzla alakalı bölümü Türkçeye tercüme ederek aşağıda veriyorum: (Mustafa Paşa’nın, Kürdistan Cumhuriyet yetkililerine “Niçin Kemalistlerle aynı cephedesiniz?” sorusuna cevaben) “Biz de çok iyi biliyoruz ki, Kemalistler bizim ölümcül düşmanlarımızdırlar, ama eğer biz Kemalistlere de savaş açsaydık kim bize yardıma gelir, bize savaş malzemesi verirdi? Avrupalılar varlığımızı inkar ederek bize değer bile vermiyorlar. Hakkari ve Nasturilerin yok edilmeleri konusunda, Farslar bize eğer Marhamon’u işgal edersek özgürlük vereceklerine dair söz vermişlerdi. Bizim oraları yok ettiğimizi gören Farslar, fırsattan yararlanarak bizi boyundurukları altına almaya çalıştılar.
Öbür taraftan Kemalistler ise, Bağdat’tan Anadolu’ya geçmek isteyen Ermenileri yok edersek bize özgürlük sunacaklarına dair söz verdiler. Mustafa Paşa, bu sözlere, Mustafa Kemal’in altında imzası olan belgeyi görünce ikna oldu.”
Kesin olan konuşulduğu Bu belgelerin de gösterdiği üzere, 1921 Eylül’ünden evvel, Kürtlerle TBMM arasında özerklik gibi Kürtlere siyasal statü kazandıran bir yönetim biçimi tartışması var. Lakin, oluşabilecek kafa karışıklıklarını önlemek açısından şu noktanın açıklığa kavuşturulması gerekiyor. Resmi olarak Kürtlere özerklik verilip verilmediğinin belgesi yok veya bugüne kadar bulunmuş değil. Ama böyle bir tartışmanın olduğu gün gibi ortada ve bu bilgi sadece günümüz Türkiye sınırları içerisindeki Kürtleri etkilemedi. 1922’de, Doğu Kürdistan’da (İran) kurulmuş, kendisine ait özel bir bayrağı da olan Kürt Cumhuriyeti yetkilileriyle görüşmeler yapan Kürt general Mustafa Yamulki Paşa, Doğu Kürtlerinin kendisine, Kemalistlerle görüşmeler yaptıklarını, Türk Büyük Millet Meclisi’nde karar altına alınan Kürt Özerklik belgesini gördüklerini ve bir kopyasını aldıklarını, bu nedenle Kemalistlerle işbirliği yaptıklarını belirttiklerini söyler. Mustafa Paşa’nın da gördüğünü söylediği bu belge 21 Mart 1922 tarihli ve Robert Olson’un bulduğu belgeden bir hafta önceye denk geliyor.
Görüldüğü üzere, Kemalistlerin böyle bir taahütte bulunma ihtimalleri var ama bunda başından beri samimi olup olmadıklarının, bu fikre inanıp inanmadıklarının veya sadece Kürt desteğini sağlamak amacında olup olmadıklarının (belgeler ışığında) ispatı şu anda mümkün değil. Konuya dair araştırmaların devam etmesi gerekiyor.
Not: Bu konuyla ilgili hazırladığım makale ve yukarıda bahsettiğim belgeler, yakın bir zamanda Kürt Tarihi dergisinde yayımlanacak.
* Atina Panteion Üni. Siyaset Bilimi ve Tarih, Yakınçağ Tarihi Araştırmaları Merkezi