Kürtler AKP'ye neden destek verdi?

22 Temmuz seçimlerinde Kürtler büyük ölçüde AKP'yi yeğledi. Kimi illerde salt AKP adayları seçildi. DTP'nin kalesi konumunda olan illerde bile AKP, ya DTP ile başa baş oy aldı ya da onu aşan oranlara ulaştı.
Haber: TARIK ZİYA EKİNCİ / Arşivi

22 Temmuz seçimlerinde Kürtler büyük ölçüde AKP'yi yeğledi. Kimi illerde salt AKP adayları seçildi. DTP'nin kalesi konumunda olan illerde bile AKP, ya DTP ile başa baş oy aldı ya da onu aşan oranlara ulaştı. Bu nesnel durumun hem AKP açısından hem de DTP açısından objektif olarak değerlendirilmesinin, yararlı olacağını düşünüyorum. Sorunu AKP'nin açlık, yokluk ve sefalet içindeki bölge halkına yaptığı küçük maddi yardımlarla açıklamak son derece yüzeysel, yetersiz, hatta aldatıcıdır. Bu tarz yaklaşımlarla seçim sonuçlarından dersler çıkarmak mümkün olmaz. Geleceğe ışık tutacak objektif sonuçlara ulaşmak için seçim sonuçlarının sosyolojik, siyasal ve tarihsel açılardan irdelemesi gerekir.
Toplumsal yapının seçimlerdeki etkisi
Kürtlerin çoğunlukta oldukları Doğu ve Güneydoğu'da kapitalizm öncesi değerler yaygındır. Aşiret ilişkileri canlıdır. Tarikatlar ve tarikat şeyhleri etkilidir. Dinsel dogmatizmin belirleyici olduğu köylülük ideolojisi güçlüdür. MSP, Fazilet ve Refah geleneğinden gelen partiler, Kürt bölgesinde her zaman diğer düzen partilerden daha fazla oy aldılar. AKP'nin Doğu ve Güneydoğu'da yüksek oy almasının bir nedeni din eksenli siyaset geleneğinin temsilcisi olarak tanınmasıdır.
Kürt illerinde ağalık kurumu ekonomide güçlü, siyasal yaşamda da belirleyicidir. Halkın çoğunluğu tarım sektöründedir ve geçimi toprağa bağlıdır. Buna karşılık toprak dağılımı son derece adaletsizdir. Örneğin Türkiye'de 500 dekardan büyük araziye sahip işletmelerin oranı yüzde 0.7 ve işledikleri arazi miktarı toplam tarımsal arazinin yüzde 11.4'ü iken, Güneydoğu'da bu oranlar yüzde 2.1 ve 25.4'tür. Keza Güneydoğu'da topraksız köylülerin oranı yüzde 40'tır. 50 dekardan küçük araziye sahip az topraklı küçük köylülerin oranı ise yüzde 53.1 olup işledikleri toplam arazi miktarı ancak yüzde 9.9'dur. Yoksul köylüleri denetleyen toprak ağaları, düzeni korumak ve otoritelerini sürdürmek için iktidara en yakın gördükleri AKP'yi yeğledi ve bağımlı köylüleri bu doğrultuda oy kullanmaya yöneltti.
Muhalefetin endişe yaratan söylemleri
Muhalefet partilerinin ırkçı-milliyetçi söylemleri ve PKK gerekçesini kullanarak Kürt düşmanlığı yapmaları, Kuzey Irak'ı işgal etmeye dönük saldırgan bir söylem kullanmaları Kürtleri korkuttu. CHP ve MHP'nin, AKP Genel Başkanı, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı Barzani yanlısı ve PKK hamisi olarak gösteren söylemleri de Kürt düşmanlığı olarak algılandı, halkı tedirgin etti. Bu nedenlerle Kürtler tehlikede gördükleri yakın geleceklerini güvence altına almayı, uzun vadeli çıkarlarını temsil eden DTP'ye yeğledi ve ehvenişer gördükleri AKP'yi yığınsal olarak desteklemek zorunda kaldı.
Askeri darbe korkusu
Türkiye'de askeri darbelerden, sıkıyönetim ve OHAL uygulamalarından en çok zarar gören Kürtlerdir. 27 Mayıs, 12 Mart ve 12 Eylül askeri darbelerini izleyen tutuklamalarda en çok işkence gören ve can kaybına uğrayan yine Kürtler oldu. Bu nedenle Kürtler, darbe girişimlerini açık ya da dolaylı biçimde destekleyen partilere karşı AKP'yi yığınsal biçimde desteklemeyi kendileri için yaşamsal bir zorunluluk saydılar.
AB sürecinden kopma korkusu
Kürtler, Avrupa Birliği üyeliğini Türkiye'nin demokratikleşmesi ve talepkâr oldukları temel haklarının tanınması için bir güvence sayıyor ve yığınsal biçimde destekliyorlar. Açık ya da dolaylı biçimde AB'ye muhalefet eden partilere karşı görece de olsa AB yanlısı bir politika izleyen AKP'yi desteklemeleri kaçınılmazdı.
CHP-MHP koalisyonu korkusu
Irkçı-milliyetçilikte ortak bir söylem tutturan CHP ve MHP'nin muhtemel bir koalisyon ortaklığının yeni bir OHAL dönemi, savaş kışkırtıcılığı, baskı rejimi getireceği korkusuna kapılan Kürtler, bu gerici cephenin oluşmasını önlemek için AKP'yi, DTP'ye yeğleyerek yığınsal biçimde desteklemek zorunda kaldı.
Kuzey Irak'ın işgali ve Kürt varlığının yok olma korkusu
Kimi muhalefet partileri ordudan gelen mesajları yorumlayarak Kuzey Irak'ın işgalini ve oradaki Kürt varlığına son vermeyi bir seçim stratejisi olarak savundu ve AKP iktidarını bu yolda karar vermeye zorladı. AKP bu yaklaşımı reddetmemekle birlikte, teenniyle hareket etmeyi ve diplomatik yolları sonuna kadar denemeyi uygun buldu. Kürtler, soydaşlarını yok etmeyi bir amaç olarak benimseyen bu saldırgan siyaset karşısında ehvenişer gördükleri AKP'yi ve onun siyasetini desteklemeyi gerekli gördü ve AKP'yi DTP'ye yeğleyerek oylarını iktidar partisine verdiler.
DTP'nin aday belirlemedeki yanlışlığı
Kürtler, yıllarca, tek partinin egemenlik döneminde CHP Genel Merkezi'nin dayattığı, tanımadıkları ve bilmedikleri kimseler tarafından temsil edilmeyi içlerine sindiremedi ve bu dayatmacı davranıştan şikayetçi oldular. 22 Temmuz seçimlerinde DTP aynı hatayı işledi, birçok seçim çevresinde yöre halkı bilmedikleri ve tanımadıkları adaylara oy vermek zorunda bırakıldı. Bu dayatmacı tutum karşısında DTP'ye oy vermek isteyen pek çok seçmen istemeyerek de olsa AKP'ye oy vermek zorunda kaldı.
Sonuç olarak, 22 Temmuz seçimlerinde AKP'nin Doğu ve Güneydoğu illerinde yığınsal biçimde desteklenmesinin Kürtlerin DTP'den yüz çevirmesi biçiminde algılanması bir yanılgıdır. Bunun büyük ölçüde konjonktürel bir destek olduğu unutulmamalıdır. Bu desteğin süreklilik kazanması, ancak, AKP'nin ırkçı, şoven-milliyetçi politikaların baskısından kurtularak Doğu ve Güneydoğu'da halk yararına doğru politikalar geliştirip uygulamasıyla mümkündür.
DTP'nin de Türkiye'nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun çözümü için güdük bir bölge partisi olmaktan kurtulması ve halka güven veren güçlü bir Türkiye partisi oluşturma yolunda yeni politikalar geliştirmesi gerektiği unutulmamalıdır.