Kürtler Godot'yu beklerken

Kürtler Godot'yu beklerken
Kürtler Godot'yu beklerken
Kürt siyasal hareketine yön veren iki parti KDP ve PKK, Kürdistan'da iktidarı nasıl paylaşacakları konusunda anlaşamıyor
Haber: ARZU YILMAZ* / Arşivi

Kürt Ulusal Kongresi, neredeyse yüzyıllık bir beklemenin ardından, bir ay daha ertelendi. Yapılan açıklamalara göre nedeni, teknik konularda yaşanan sıkıntılar. Ancak, gelişmelere bakıldığında teknik konuların bir bahane olduğunu anlamak zor değil. Nitekim, erteleme kararının üzerinden çok geçmeden binlerce insan Simelka Kapısı’ndan Irak Kürdistanı’na akın etmeye başladı. Göç edenler, her ne kadar aralarında Asuri ve Araplar bulunsa da, çoğunlukla Kürtler.
Peki neden? Rojava tam da kazanımlarını özerk bir yönetimle güvence altına alma aşamasına gelmişken, bu kitlesel göçün nedeni ne? Bu sorunun yanıtını yalnızca şiddetlenen çatışmalara ya da çekilen gıda ve ilaç sıkıntısına bakarak aramak fotoğrafı netleştirmeye yetmiyor. Çünkü bölgeden gelen haberler birbiriyle çelişiyor. Kürdistan Bölgesel Yönetimi (KBY) göçü “Rojava’dan kaçış” olarak gündemleştirirken, PKK “Rojava Devrimi’ni boşa çıkarma çabası” olarak görüyor.
Aslında Suriye Kürtlerinin Irak Kürdistanı’na kaçışı yeni değil. İlk dalga, 2004 Kamışlı Olayı ertesinde yaşanmıştı. Sayıları, Birleşmiş Milletler Mülteciler Komiserliği (BMMYK) verilerine göre, 2000 civarındaydı. Duhok yakınlarında bulunan Domiz Mülteci Kampı’nda yaşayan Suriyeli Kürtlerin tek şikayeti, KBY tarafından verilen “sığınmacı” statüsüydü. Çoğunluk bir an önce Irak (pratikte KBY) vatandaşı olmak istiyordu. KBY bu talebi karşılayamasa da yaptığı konut ve gıda yardımlarıyla “gönüllü geri dönüş”ten çok entegrasyonu hedefleyen bir politika izledi.

Onlar da Kürt

Ancak, 2011’de Suriye’de iç savaşın başlamasıyla Suriyeli Kürtlerin Irak Kürdistanı’ndaki durumu değişti. Son iki yıl içinde sayıları 150 bini buldu. Gelenler arasında, 2004 dalgasından farklı olarak, kent kökenli okur-yazar Kürtler de vardı. Bazıları KBY üniversitelerine öğrenci ya da öğretim görevlisi olarak yerleşti. Hizmet sektörü kısa sürede ucuz işgücü fırsatını değerlendirip gençleri istihdam etti. Bu arada yaşları 20-30 arası Suriyeli Kürt erkeklere askeri eğitim verilerek maaşa bağlandı. İlk zamanlar bu hareketlilik Kürdistan Demokrat Parti’nin (KDP) siyasi etki alanında ve aynı zamanda Suriye Kürdistanı sınırında bulunan Duhok’la sınırlı kaldı. Pratikte Soran bölgesinin iktidarı kabul edilen Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB), Suriyeli Kürt sığınmacılar için Sülaymaniye’de bir kamp kurulması ihtiyacına uzun süre direndi. Çünkü hem siyasi olarak KDP’ye daha yakın görüldüklerinden, hem de doğuracağı ekonomik külfetten dolayı sığınmacıların risk oluşturduğunu düşündü. Ancak sayının giderek artması karşısında mecbur kaldı.
Diğer yandan, KBY’nin sık sık yaptığı çağrılara rağmen, BMYK’nin ekonomik bir katkısı olmadı. Angelina Jolie’nin Domiz Kampı ziyaretini organize ederek medyaya magazin malzemesi sağlamaktan öte hiçbir yardımda bulunmadı. Bu arada, KBY’nin sığınmacılar için ayırdığı bütçenin maliyeti kısa sürede gıda ve benzin fiyatlarına yansıdı. Ancak, Güneyli Kürtler “Wan ji Kurdin, farq nine/Onlar da Kürt, fark yok” diyerek yaşananlardan kendi paylarına düşene itiraz etmedi. KBY ise yalnızca insanlık ve Kürdiyati gereği değil, aynı zamanda Suriye Kürdistanı’na siyasi bir yatırım olarak da gördüğü için bu maliyeti omuzlamaktan kaçınmadı.

KPD ve PKK

PKK “Rojava Devrimi” olarak sembolleştirdiği Suriye Kürdistanı hakimiyetine Suriyeli Kürt sığınmacılar üzerinden dahil olmayı planladı. Nihayetinde, Demokratik Birlik Partisi (PYD) karşısında siyasi ve örgütsel etkinlikten yoksun diğer Suriyeli Kürt partilerini destekleyerek bir sonuç alamayacağını biliyordu. Onun için, Suriye Kürdistanı’nındaki tabanını Güney Kürdistan’da şekillendirip zamanı gelince de, deyim yerindeyse, ihraç etmeyi planladı. Bu yönde bir girişimi yaklaşık iki ay önce öncü silahlı gruplar göndererek denediğinde ise çıkan kriz hâlâ hafızalarda taze. PYD’ye bağlı güçler Irak Kürdistanı’nda eğitilen silahlı bir grubu sınırı geçer geçmez tutuklayıp alıkoyduğunda KDP ve PKK arasında ipler gerildi ve aslında o gün bugündür de kriz çözülemedi. Simelka sınır kapısının bir açık bir kapalı durumu da, krizin tansiyonunun göstergesi oldu.
Aslında sorunun kaynağı açık: Kürt siyasal hareketine yön veren iki parti KDP ve PKK, tam da Kürt Ulusal Birliği’nin temellerinin atılacağı bir aşamada Kürdistan’da iktidarı nasıl paylaşacakları konusunda anlaşamıyor. Bir yanda PKK, en son açıkladığı Kongre kararlarından da açıkça anlaşılabileceği gibi, siyasal ve silahlı örgütlülüğünü, İran Kürdistanı’nı şimdilik parantez içine alarak, her dört parça üzerinden kurguluyor. Bu arada KDP’nin Irak Kürdistanı’ndaki mutlak gücünü de Suriye Kürdistanı’nda iktidarına ortak kabul etmeyerek dengelemek istiyor. Nitekim Cemil Bayık 5 Ağustos’ta basına yansıyan açıklamalarında Suriye Kürdistanı’nda Güney’e yer olmadığını oldukça sert bir şekilde dile getirmişti.

Bölgesel güç oyunu

Arkasından Mesud Barzani’nin gerekirse Suriye Kürdistanı’na müdahale edeceklerini duyurması ise KDP ve PKK’nin anlaşmadan giderek uzaklaştığını açığa çıkardı.
Çok geçmeden uluslararası ve bölgesel güçler de bu paylaşım kavgasındaki taraflarını belirledi. ABD, KBY’nin müdahalesine izin vermeyeceğini açıkladı, Rusya, BM Güvenlik Konseyi çerçevesinde Suriye Kürtlerinin korunması için girişim başlattı. Diğer yandan İran, sürpriz bir davetle, Türkiye ziyaretinin hemen ardından, PYD lideri Salih Müslim’i ağırladı; aynı günlerde Neçirvan Barzani’yi de ilk kez Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başbakanı olarak kabul etti. Özetle sergilenen tutum, Kürt partilerinin birbirlerine karşı takındıkları tutumu daha da keskinleştirdi.
İşte bu tablo içinde Suriye Kürdistanı’ndan Irak Kürdistanı’na yönelen son göç dalgası, bir insanlık dramı olmanın yanında, Kürdistan’da kızışan iktidar paylaşımının geldiği son noktaya da işaret ediyor. Zaten yaşanan tüm insanlık dramlarının arkasında her zaman bir iktidar kavgası yok mudur? Kürdistan’ın bir yanından öbür yanına savrulan insanlar ise “Godot’yu Bekler” gibi bir gün tüm bu sorunların biteceği umudu taşıyor. Godot’nun gelişi uzadıkça da neyin gerçek olduğunu ayırt etmek zorlaşıyor.
* Ankara Üni., SBF, Doktora