LGS+OKS+SBS=Ezberci eğitim

Bundan yaklaşık beş altı yıl önce görevim gereği Ankara'nın "iyi" okullarından birinde, bir sınıfta bulunmuştum. Yazı tahtasına bir soru yazarak, altına da dört seçenekten oluşan cevapları yazdım.
Haber: SADIK KARTAL / Arşivi

Bundan yaklaşık beş altı yıl önce görevim gereği Ankara'nın "iyi" okullarından birinde, bir sınıfta bulunmuştum. Yazı tahtasına bir soru yazarak, altına da dört seçenekten oluşan cevapları yazdım. Kasıtlı olarak doğru cevabı yazmadım ve öğrencilerden cevabı bulmalarını istedim. Öğrencilerin kimisinden A, kimisinden B, kimisinden C ve D seçeneklerinden biri doğrudur şeklinde değişik cevaplar aldım. Hiçbir öğrenci bu seçenekler arasında doğru cevap yoktur demedi. Çok dikkkatimi çekti, öğretmen de mahçup oldu. Öğretmenden izin isteyerek tüm öğrencilerin çantalarına baktım. Çocukların ders kitaplarının dışında LGS (OKS'nin o zamanki adı) hazırlık kitapları vardı. Benim merak ettiğim kaç tanesinin çantasında hikâye, roman, şiir vs. gibi kaynaklar olduğu idi. Yalnızca bir öğrencinin çantasında bir yazarımızın öykü kitabı vardı. Tüm öğrencilere "Büyük bir kentte yaşıyorsunuz, tiyatro ve sinema gibi sanatsal etkinliklere katılıyorsunuz" dedim. Öğrencilerin tepkisi ani ve kesindi. "Çoğumuz LGS'ye hazırlanıyoruz, okuldan sonra dershaneye gidiyoruz, zamanımız yok" dediler.
Öğrencilerin LGS dedikleri sınav bir süre sonra OKS (Ortaöğretim Kurumları Sınavı) adını aldı. Geçenlerde Milli Eğitim Bakanı OKS'yi kaldırarak yerine öğrencinin okul başarısını ön plana çıkaran Seviye Belirleme Sınavı(SBS) getirdiklerini belirtti. Bakan yaptığı açıklamada, "OKS, öğrencilerin sadece ortaöğretime girişini tayin eden bir sınav olmaktan çıktı, yükseköğretime geçişte de bir ilk basamak olma niteliği taşıyor. Bu nedenle öğrencilerin üstünde çok büyük bir stres yaratıyor. Öğrenciler OKS nedeniyle sadece test çözmeye yönlendiriliyor. Sınavda soru gelmediği gerekçesiyle sanat, bilgisayar, beden eğitimi, resim gibi derslere ilgisiz kalınıyor. Öğrenci okula, okuldaki derse bağlanmak yerine bir an önce okuldan çıkıp dershaneye gitmeyi tercih ediyor" diyor. (Radikal, 10 Mart 2007). Bakanın açıklamaları doğru ve yerinde tespitlerdir. Ancak, OKS'nin yerine getirilen ve yeni bir devrin başlangıcı olarak belirtilen SBS'nin de aynı durumu devam ettireceği, hatta artıracağı kesin gibi gözüküyor.
Dünyanın her yerinde olduğu gibi ülkemiz öğretim programlarında da üç temel davranış kategorisi bulunuyor. Bunlardan birincisi, öğrenciye bilgi kazandırmaya yönelik bilişsel davranışlardır (Örneğin dünyanın yedi anakaradan oluştuğunu bilmesi gibi). İkincisi daha çok beden eğitimi, müzik, resim, iş eğitimi gibi uygulamaya yönelik derslerde öğrencinin becerisini geliştirmeyi amaç edinen psikomotor davranışlardır. Üçüncüsü ise doğaya, yaşadığı topluma duyarlı, hobileri olan, yaşamayı seven, hayattan zevk alan bireyleri yetiştirmek için kazandırılmaya çalışılan duyuşsal davranışlardır. Bu davranışlardan ikinci ve üçüncü kategorilerde yer alanlarının kazandırılması yeterli imkan ve araç gereci gerektirir. Okullarımızın bu imkanlar açısından durumları yetersiz olduğundan belirtilen davranışları kazandırmak ve en önemlisi de ölçmek zordur. Bunun yerine birinci kategoride belirtilen bilişsel davranışların öğrenciye kazandırılması (yani ezberlenmesi) yoluna gidiliyor, sınavlarda da bu davranışlar soruluyor. Yeni SBS ile ilköğretim süresince her öğrenci üç kez (SBS altı, yedi ve sekizinci sınıflarda her öğretim yılı sonunda uygulanacağından, OKS'ye bari bir kez giriyordu) sınava gireceğinden daha önce "öğrencilerin üstündeki büyük stres" daha da büyüyecek, "sadece test çözmeye yönlendirilen" öğrencilerin daha çok test çözmeleri gerekecek, SBS sınavında da "soru gelmeyeceği gerekçesiyle sanat, bilgisayar, beden eğitimi, resim gibi derslere ilgisiz (çünkü bu dersler psikomotor ve duyuşsal davranışlar içerir)" kalınacaktır. Şimdiye kadar öğrenciler sekizinci sınıfta OKS'ye girdiklerinden genelde yedinci sınıftan itibaren dershaneye gidiyorlardı. Bundan böyle altıncı sınıftan itibaren sınav uygulanacağından muhtemelen dört veya beşinci sınıftan itibaren dershaneye gidecekler. Dolayısıyla bu sistemin dershanecilere daha çok yarayacağı gün gibi açıktır. Onun için "öğrenci okula, okuldaki derse bağlanmak yerine bir an önce okuldan çıkıp dershaneye gitmeyi daha çok tercih" edecektir. Ayrıca öğrenci okul yerine dershanedeki kuralları, okuldaki öğretmen yerine dershanedeki öğretmeni tercih edecektir.
Suistimale açık
Öğrenci başarısını ve kademeli sınav sisteminin olduğu belirtilen yeni uygulamanın eğitim sürecini bütünüyle esas alan bir ölçme ve değerlendirmeye dayandığı belirtiliyor. Yine bu konuda Milli Eğitim Bakanı, "altı, yedi ve sekizinci sınıflarda SBS yapılacak, bu sınavın yanı sıra öğrencilere ilköğretim başarı puanı ile yöneltme ve davranış puanı verilecek" diyor. İlköğretim başarı puanı ile davranış notu suistimale açık bir konudur. Çünkü özellikle okulun bulunduğu çevre ile veliler tarafından okulun, öğretmenin ve okul yönetiminin başarısı mezun olan öğrencilerin Anadolu Liselerine girişteki başarısına göre değerlendiriliyor. "İyi" okulun ve öğretmenin kriteri bu sınavlardaki başarıya göre yapılıyor. Hatta Bakanlık tarafından okul yöneticilerinin performanslarının bu sınavlardaki başarıyla ölçüldüğü de görülen bir uygulamadır. Milli Eğitim Bakanı suistmalleirin önlenmesi için 81 il valiliğine genelge gönderdiklerini, suistimalde bulunan okul yönetici ve öğretmenleri hakkında yasal işlem yapacaklarını belirtiyor. Öğrencinin not takdiri öğrenciyi yakından tanıyan öğretmene aittir. Bunun yanında davranış notunun yanlış verildiği nasıl tespit edilecek, hangi kritere göre "yasal işlem" uygulanacaktır? Davranışın sosyal ve psikolojik boyutları ve değişkenliği dikkate alındığında bu tespitin zorluğu daha iyi anlaşılacaktır.
Yeni sistemle öğrencilere yabancı dilde de soru sorulacağı belirtiliyor. Bu uygulama ile öğrencilerde yabancı dil öğretiminin daha etkili olacağı ifade ediliyor. Yabancı dil dersi, ilköğretim dördüncü sınıftan itibaren okutulan ve en fazla ders yükü olan alandır. Bundan hareketle Türkiye'de yabancı dil olarak İngilizce branşında epeyce öğretmen ihtiyacı vardır. Bu ihtiyaç daha çok kırsal kesimlerde ve az gelişmiş bölgelerde yoğun bir şekilde görülüyor.
Sonuç olarak LGS, OKS, SBS adı ne olursa olsun bu tür sınavların ezberci eğitimimizin temel etkeni oldukları söylenebilir. Çözüm ne? Bu soruya bir soru ile karşılık vermek gerekirse, Anadolu liseleri neden var? Veya şöyle de sorulabilir. İlköğretimden sonra mesleki ve genel olmak üzere temel iki tür ortaöğretim kurumu var. Mesleki eğitim hayata ve üst öğrenime öğrenci hazırlar, genel ortaöğretim ise yükseköğretime öğrenci hazırlar. Aynı soru tekrar sorulabilir. Bazıları hemen cevap verecektir. Anadolu liselerinde seçme öğrenci vardır ve başarıları yüksektir. Anadolu liseleri bir yıl hazırlık dışında diğer liselerle aynı müfredatı uygulayan, aynı yönetici ve aynı öğretmenlerin görev yaptıkları okullardır. Başarısı yüksek midir? 2006 ÖSYM verilerine göre 24 lise türü içinde Anadolu liseleri 10. sırada ve mezunlarının ancak yüzde 52'si üniversiteye girebiliyor. O halde öğrencilerimizi neden "strese sokuyoruz", " dershane kapılarına gönderiyoruz", "test çözmeleri için" zorluyoruz. Yapılması gereken, ilköğretimden sonra öğrencileri ortaöğretime, ilgi ve yeteneklerine göre yönlendirmektir. İlköğretimden mezun olan her öğrenciye 2004'ten bu yana çoklu zeka kuramına göre hazırlanan ve öğrencinin performansını, yeteneklerini değerlendiren, veliyle öğrenciye yol gösteren "yönlendirme formu"nun ortaöğretime geçişte temel kriter olarak alınması, "ezberci eğitimin" giderilmesinde bir adım olabilir.
Eğitim sistemimizde sınavların formatından başka değişen bir şey var mı dersiniz?

SADIK KARTAL: Yrd. Doç. Dr., Mehmet Akif Ersoy Üni., öğretim üyesi