Lille İstanbul için bir örnek olabilir mi?

Lille kenti, Fransa'nın kuzeybatısında, denize yakın eski bir endüstri yerleşim alanı. En son olarak 90'lı yılların dönüşüm dalgasının içinde, bölge son tekstil ve metal ürünlerinin imalatını Orta Avrupa'ya, Türkiye'ye ve Uzakdoğu'ya terk etmiş.
Haber: CENGİZ AKTAR / Arşivi
KORHAN GÜMÜŞ / Arşivi

Lille kenti, Fransa'nın kuzeybatısında, denize yakın eski bir endüstri yerleşim alanı. En son olarak 90'lı yılların dönüşüm dalgasının içinde, bölge son tekstil ve metal ürünlerinin imalatını Orta Avrupa'ya, Türkiye'ye ve Uzakdoğu'ya terk etmiş. Buna rağmen kent iktisaden ayakta kalmayı başarmış. Postayla perakende giyim eşyası satışında Avrupa lideri iki şirket, spor malzemeleri üretiminde lider iki marka, dijital işlem stüdyoları gibi yüksek teknoloji gerektiren faaliyetler ve çok üst düzey teknoloji gerektiren uzay tekstili üretimiyle yoluna devam ediyor.
Lille'in merkezinde bakımlı tarihi binalar yanında 2004'teki Avrupa Kültür Başkenti için hazırlanan modern binalar görüyorsunuz. Bunların başında Christian Potzamparc'ın tasarladığı 'L' biçimindeki iş merkezi geliyor.
Bota benzeyen bu yeni simge bina Lille'i Avrupa başkentlerine bağlayan yeni tren istasyonunun tam üstünde. Artık kenti, kâh adının yazılışındaki dikey çizgilerden dolayı mesafeyi veya metrik sistemi simgeleyen çubuklar simgeliyor, kâh gençliği, dinamizmi simgeleyen Potzamparc'ın atlet botu.
Ayrıca Jean Nouvel, Rem Koolhas gibi ünlü mimarların da kente eli değmiş. Fransa'nın Louvre'dan sonraki en büyük sanat müzesi olan Musee Des Beaux-Arts'da güncel sanat projelerine yer açmak için yeraltında ve üstünde bir çok yeni bölüm yapılmış.
Ama 2004'ün belki de en ilginç ve kalıcı kentsel uygulamalarından biri de 'Maisons Folie' ('Çılgınlık Evleri') adı verilen ve kentin özellikle kenar mahallerinde gerçekleştirilen 12 adet 'kültür merkezi'.
Bu merkezlerin her biri uluslararası bir proje grubunun elinden çıkmış, hem uluslararası projelere ev sahipliği yapabilecek, sanatçıları ağırlayabilecek rezidanslarla, hem de mahallelilerin katılımını gerçekleştirmek için özellikle kentin eski işçi mahallelerinde tasarlanmış. Yerel halka ve gençlere yönelik güncel sanat projeleri, eğitim programları, müzik etkinlikleri için çalışan yaratıcı ekipleri, çok amaçlı salonları, sergi alanları ile kentin eski dokusuna, mahallelere hayat veriyorlar. Lille'in özellikle kenar mahallelerinde çok sayıda Afrikalı, biraz da Uzakdoğulu insanla karşılaşılıyor. Belki de Lille'in en renkli tarafı kenar mahallelerdeki bu yeni kentliler. Eski bira fabrikaları, dokuma fabrikaları bugün kentin merkezinde cereyan eden küresel sanat etkinlikleri ile halkın çeşitli kesimleri arasında köprü kuruyorlar, yeni göçmenleri de kentin yaşadığı dönüşüm içine katıyorlar.
Diğer taraftan da endüstri mirasının nasıl korunabileceği konusunda bir deneyim oluşturuyorlar. Örneğin Moulin'deki eski bira fabrikası bir zamanlar yıkılmaya kalkışıldığında dedeleri, babaları orada çalışmış olan mahalleli karşı çıkmış. Ama bu karşı çıkış buranın metruk bir biçimde muhafaza edilmesi ya da bir yatırımcının cilalı soylulaştırma perspektifinden dönüşmesi ile sonuçlanmamış.
Projenin nasıl yönetildiğine geçmeden önce, kentin merkezindeki etkinlikler mekanı 'Tri postal' binasına da değinmekte yarar var. Lille tren istasyonunun eski posta tevzi merkezi olan ve içine doğal olarak tren giren yapı, esnek kullanıma açık son derece ilginç bir sanat merkezine dönüşmüş.
Günün her saati insanlarla dolu olan bu mekanda alt katta müzik, eşya satışı, restoran yer alıyor. Üst katlarda ise önemli güncel sanat projeleri, dokuma endüstrisinin son teknolojisinin sergilendiği örnekler... Hâlâ binaya trenler yanaşıyor ama artık ziyaretçileri taşımak için. Alt katta konserler düzenleniyor, ilginç sanat projeleri yer alıyor. Üst katta uzay sanayinden itfaiyenin yangından korunma giysilerine, geri kazanılabilir ve çevreyi kirletmeyen tekstil ürünlerine uzanan müthiş bir teknolojik eğitim ve gösteri alanı yer alıyor.
Lille'den Bombay'a
Lille 2004 o kadar başarılı olmuş ki, kent ve bölge yönetimi, hükümet bu işi sürdürmeye karar vermişler. Sokaklarda, ana caddelerde gerçek boyutlarında filler kenti süslüyor. Lille'de 14 Ekim 2006'da başlayan Bombay etkinlikleri bu mekandan kentin diğer mekanlarına, Maisons Folie'ye ve ana caddelere yansımış. Burada aynı zamanda Bombay kentini, insanlarını tanıyorsunuz. Böylece Lille'in eski bir endüstri kenti olmasından dokuma sanayinde küresel bir merkez haline gelmiş olan Bombay kentine doğru uzanılıyor. Bombay'ı her boyutuyla, özellikle de sanatçıların işledikleri yaratıcı sorgulama, yeniden üretim uğraşları ile tanımak için bu etkinlik süresince Lille'e gitmek gerekiyormuş. Pizza siparişi veren bir Amerikalıya Bombay kentinden servis vermek için telefon santrali hizmeti veren kişilerin nasıl karşısındakini şaşırtmamak için aksan eğitimi aldığını, kentin nasıl büyük bir bölümünün kamusal servislerden yoksun teneke mahalle olarak geliştiğini, atıkların nasıl yeniden ürünlere dönüştüğünü, İngiltere'ye göç eden Hintlilerin kendi kafalarındaki İngiliz imgesini kendi giysilerinde nasıl biçimlendirdiklerini, ırk ve inanç ayrımcılığının yarattığı sorunları, inanışların modern teknolojiyi nasıl dönüştürdüğünü bu etkinlikle görüyorsunuz.
Didier Fusillier
Bugün Lille 3000 adını alan yapının başında Didier Fusillier var. Fusillier, belediye başkanları, merkezi hükümet yetkilileri tarafından sayılan, sevilen, önemsenen bir entelektüel. Görüşmemizde bu ekibin çalışmalarında tamamen bağımsız olduğunu söyledi. Projeleri, bütçesi, kadrosu ile misyon odaklı olan bu kuruluşu, işlerinin uzmanı olan kişilerle birlikte yönetiyor. Ancak bağımsız olması, kurumlarla iletişim içinde olmaması anlamına gelmiyor. Siyasetçilerin onayını ve desteğini bu ekip hep yanında hissediyor. Lille'de 2004 süreci devlet kuruluşları, belediye, özel sektör, müzeler, kültür kurumlarını kent ölçeğinde nasıl bir işbirliği platformuna taşıyacakları konusunda başarılı bir deneyim oluşturmuş. Yöneticiler bu başarıyı sağlayanın ne olduğunun farkında. Sonuç olarak bugünün kentlerinde kültür, siyasetin karşısında yeni bir güç oluşturuyor. Ancak kültür siyaset için muhalif bir güç değil. Siyasetin boşluğunu dolduran bir güç. Sanat, yaratıcılık ürettiği katılım enerjisi ile siyasetin hakikat inşa etmesinin önüne geçiyor. Bu gücün siyasetçilerin başarısını sağlamaktan öte bir işlevi yok. Siyasetçiler bu yeni gücün eşliğinde kendilerini daha mutlu hissediyorlar. Halklarına da mutluluk veriyorlar. Lille 2004 ve şimdi Lille 3000 projelerine desteğini esirgememiş olan sosyalist Belediye Başkanı Martine Aubry bu sağlıklı alışverişin önemini ilk kavrayanlardan.
İstanbul Lille'e göre daha şanslı bir kent. Lille küresel profesyonel platformlara açılmak için bir dolu çalışma yapıyor, yerel katılımı güçlendirmek için kentin çeperlerine kültür odakları inşa ediyor, eski müzelerini ihtiyaç duyulan yenilikçi ve yaratıcı kurumlara dönüştürüyor. Oysa İstanbul bunların hiçbirini yapmadan dahi küresel ilgiyi toplayan bir kent. Basit imkanlarla bir dolu sanatçı bu kente geliyor, kentle küçük bir ilişkiye bile kendini vakfediyor. Bu nedenle 2010 gibi bir fırsatın İstanbul'da çok iyi değerlendirilmesi lazım. İstanbulluların kültür yoluyla kendi hayatlarını zenginleştirmesi, kentin sorunlarını çözmesinden başka çareleri yok.
KORHAN GÜMÜŞ, CENGİZ AKTAR: İstanbul 2010 AKB Yürütme Kurulu Üyeleri




Sayılarla Lille 2004
Lille 2004 projesi için 193 irili ufaklı kentle işbirliği yapılmış, programda 'Lille 2004 Elçileri' adı verilen 500 gönüllü görev almış, etkinliklere 17 bin sanatçı katılmış. Lille 2004'ün, yalnızca açılış şenliğine 730 bin olmak üzere, izleyici sayısı 9 milyon kişiye ulaşmış. Otellerdeki geceleme oranı bir önceki yıla (2003) göre yüzde 30'a yakın bir artış göstermiş. 4 bin gazeteci gelmiş, 10 milyon basılı malzeme dağıtılmış, birçok başka ülkede (İngiltere, Hollanda, Belçika...) ve birçok kentte 8 bin büyük afiş ve 6 bin bayrak asılmış. Lille 2004 ile ilgili televizyonlarda tam 2 bin röportaj/haber yayınlanmış. Fransız basınında 6 bin, uluslararası basında binden fazla makale, haber yayınlanmış. 82 ortak kuruluşla proje geliştirilmiş, sponsorlar bütçenin yüzde 20'ye yakın bir bölümünü, 13 milyon avroyu karşılamış. Aynı oranlarda devlet ve bakanlıklar (13.7), metropol yönetimi (13.7), belediye (8), bölge konseyi (10.7), AB ve bölgesel fonlar (4.5) bütçeye katkıda bulunmuş. Lille 2004'e paralel olarak kurumların kendi bütçeleri ile birçok yeni bina yapılmış, Lille Opera Binası, 12 adet kenti içinde kültür merkezi (Maisons Folies), Palais des Beaux-Arts, tren istasyonları, kültür mirası örnekleri restore edilmiş, yenilenmiş, güncel mimarlık projeleri ile geliştirilmiş. Lille her şeyden önce yarım saat mesafede olduğu Brüksel avantajını kullanmış. Kendisini tarihi olduğu kadar gençliği, yaratıcılığı ile bugüne kadar içinde yer aldığı bölgede eşi olmayan bir Fransız-Belçika metropolü olarak konumlandırmayı başarmış. Ve müzmin merkeziyetçi Fransa'da "Fransa'nın en Felemenk kenti" sloganını yerleştirmeyi başarmış.