Liz Taylor'la büyümek

Eminim ki daha önce de atlı ('National Velvet'), köpekli ('Lassie') ya da Spencer Tracy'li ('Gelinin Babası') filmlerini de görmüşümdür, ama onları bellek haneme çok sonra kaydettiğimi itiraf etmeliyim.
Haber: TUĞRUL ERYILMAZ / Arşivi

Eminim ki daha önce de atlı ('National Velvet'), köpekli ('Lassie') ya da Spencer Tracy'li ('Gelinin Babası') filmlerini de görmüşümdür, ama onları bellek haneme çok sonra kaydettiğimi itiraf etmeliyim. Türkiye'de 40'lı yıllarda doğanların (hadi 50 başlarını da ekleyeyim) Elizabeth Taylor aşkı, hiç kuşkunuz olmasın, 'A Place in the Sun/İnsanlık Suçu'yla başlar. Hani alt sınıftan Shelley Winters'in, Montgomery Clift'i üst sınıftan Elizabeth Taylor'a kaptırdığı film. 1951 yapımı film bizim buralara o 10 yılın sonlarına doğru gelmişti. Karşıyaka açıkhava Zafer Sineması'nda (yerinde şimdi binalar var) oynayan filmi en az üç kez görmüştüm. Hain Monty Clift'in Shelley Winters'ın boğulmasına izin vermesine rağmen, biz yeniyetmeler, hiç utanmadan Liz'in tarafını tutmuştuk. Daha sonra öğrendik, Liz film çekildiğinde 17 yaşındaymış. Biz de filmi gördüğümüzde 13 falan olmalıyız. Amerikalı sandığımız güzel kızın Londra'da doğup savaş sırasında Hollywood'a gittiğini ise daha sonra öğrenecektik, yani lisedeyken. Elizabeth Taylor'a olan hayranlığımın aşka dönüşmesi için ise 60'ların gelmesi ve 'Giant/Devlerin Aşkı'nı görmem gerekti. Yanılmıyorsam ırkçı önyargılara dokunduğunu anladığım ilk filmlerden biriydi. Ama filmde benim için önemli olan James Dean ve Elizabeth'in biraraya gelmesiydi. O zamanki aklımla (hiç şikayetçi değilim) Liz Taylor'ın Dean'i değil de Rock Hudson'ı seçmesine hiçbir mana verememiştim. Zaman beni haklı çıkaracaktı. İyi kızlık ona hiç yakışmıyordu, Liz "kötü kız" olmalıydı. Önce özel hayatıyla beni mahçup etmedi. Ünlü ve sert kocası Mike Todd 1958 yılında ölünce Elizabeth Taylor en iyi arkadaşları olan Debbie Reynolds ve şarkıcı Eddie Fisher'ı ayırmakta hiç zorlanmadı. Debbie Reynolds'ı tutan annemin "Ayol, arkadaş da olsa Liz gibi bir kadına insan evini açar mı?" dediğini hiç unutmam. Galiba annem haklıydı. Üstelik o zaman feminizm filan da yoktu. Elizabeth Taylor "yuva yıkan kadın" olmadan önce yaptığı 'Raintree County/Hayat Ağacı' filmiyle ilk Oscar adaylığını da aldı. Yaşı daha 30 değildi ve de ölümüne kadar dost kalacağı Montgomery Clift'in karşısında güneyli bir güzeli oynuyordu. Yine büyüleyiciydi.
Türkiye'de 60'lar
Dönemin eleştirmenleri ne derse desim Elizabeth Taylor'ın gönlümüzde fettan ve olgun bir kadın olarak yer etmesi 'Cat on a Hot Tin Roof/Kızgın Damdaki Kedi' ve 'Suddenly, Last Summer/Geçen Yaz Aniden' filmleri gerekti. Tennessee Williams'ın adını duyup merak etmemi bu filmlere borçluyum. İlk filmde Elizabeth Taylor'ın Paul Newman'la olan gerginliğini,
ikinci filmde Liz'le tatile giden Katherine Hepburn'un yeğeninin yerel halk tarafından öldürülme nedenini tam anlamak için üniversitede okuyan Aydın abinin yardımına ihtiyaç duymuştuk. Meğerse iki filmde de eşcinsel göndermeler varmış. Gerçi biz de bir "tuhaflık" sezmiştik ama Aydın abinin açıklamaları da epey yararlı olmuştu. Cinsel takıntılar önemliydi ve 18 yaşına gelmeden bunları fark etmemiz hiç de fena olmamıştı. 'Geçen Yaz Aniden'de Liz Taylor'ın giydiği beyaz mayoyu da epey konuştuğumuzu hatırlıyorum. Elizabeth Taylor ve 'Cleopatra' filminde olup bitenler. Liz'in hastalığı ortalığı yakıp yıkarken benim kuşak da üniversiteye girme derdine düşmüştü. Taylor o yıl hastayken 'Butterfield 8/Vizonlu Fahişe' ile ilk Oscar'ın almıştı. Biz 1964'te Mülkiye'nin kapısından girdiğimizde Liz Taylor bir yuva daha yıkmış (tam da ona yakıştırdığım şey) ve 'Cleopatra' setinden Richard Burton'la evlenmişti. Bundan daha arıza bir çift olamazdı. Liz ve Dick'in kavgaları sosyalizm tartışmalarına ara verdiğimizde en favori konularımızdan biriydi. Ondan sonra neredeyse hepsini Ankara sinemalarında göreceğimiz Elizabeth Taylor-Richard Burton filmleri ardı ardına sökün etti. Tam 12 tane. Burton'ın metresi rolünde oynadığı 'Sandpiper' filminin şarkısı "The Shadow of Your Smile"ı aşklarının şarkısı seçen çok arkadaş hatırlarım. 60'ların sonu yaklaşınca Liz yine bizleri utandırmadı. Edward Albee'nin 'Who's Afraid of Wirginia Woolf/Kim Korkar Hain Kurttan'da Burton'un tombul karısı olarak herkese kan kusturdu. Tartışmasız ikinci Oscar'ını aldı.
Hâlâ gönlümüzün sultanlarından biri olmakla beraber Elizabeth Taylor'ı yere göğe koyamadığım son filmi, 1972'de gördüğüm 'Zee and Company' oldu. Ben 25, o 40 yaşındaydı. Kendisini aldatan kocasının (Michael Caine) metresini (Susannah York) yatağa atarak 70'lerin cinsel devrim patlamasına, hepimiz gibi, uyum göstermişti. Sonrası mı? Boşverin. Gerçek efsanelerin hayatı ve sizin hayatınıza etkileri yazmakla bitmez. Liz 80, ben 65 yaşına girelim o zaman daha ayrıntılı yazarım. Cipralex yaşlanmaya da iyi gelen bir müsekkin midir?