Lüks otel önü iftarları

Lüks otel önü iftarları
Lüks otel önü iftarları

Emek ve Adalet Platformu, Ramazanda üç kez lüks otellerin önünde iftar açtı.

Platformumuz amacını idrak ve amelle kabul eden herkese açık. Mazluma dini ve milletini sormadığımız gibi, mezalime dur diyenin de itikadına değil ameline bakmayı sürdüreceğiz
Haber: EMEK VE ADALET PLATFORMU / Arşivi

Emek ve Adalet Platformu, geçtiğimiz Ocak ayında bir dizi tartışma sonucu, bir amaç ve ilkeler metninin çıkarılmasıyla oluşmuş yeni ve mütevazı bir oluşum. Herhangi bir hiyerarşik yapıya ihtiyaç duymadan bugüne kadar gelmiş ve bu durumu sürdürmekte kararlı. Kısaca “sermayenin emeği sömürmesinin de bir zulüm olduğu gerçeğini atlamadan her türlü haksızlık ve zulme karşı toplumsal adalet mücadelesine katkı sunmayı amaçlar”. Ülkemizdeki yerleşik siyasal kimliklerde fazlasıyla yapaylık olduğunu düşünen farklı kesimlerden bir avuç insanın, emek ve adalet ortak paydasında bir araya gelmeleri sonucu oluştu. Ocak ayından bu yana platform üyeleri, sendikalaştıkları için işlerinden atılan Casper bilgisayar işçilerine destek vermeye çalıştı ve 17 Mart’ta “Emek ve Adalet Mücadelesi” isimli bir sempozyum yaptı.
İftarların hikayesine gelelim: Ramazandan önceki son toplantımızda, bir arkadaşımız ülkemizdeki ve dünyadaki onca yoksulluğa rağmen yapılan lüks otel iftarlarına tepkimizi koyalım dedi. Fikir makul geldi. Bu fikri bir süredir belli bir hukukumuz olan Özgür Açılım Platformu’ndan arkadaşlara açtık. Olumlu tepki alınca birlikte organizasyona giriştik. Ramazan boyunca her Cumartesi beş yıldızlı bir otelin önünde iftar sofrası kuracak, paylaşarak, anladığımız ve bildiğimiz Ramazan’ın ruhunu göstermek için oruçlarımızı açacaktık. Uygun bir otel ve otel önü mekânını gözümüze kestirdik. Menümüz çorba, pilav, domates gibi herkesin rahatlıkla ulaşabileceği yemeklerden oluşsun ve kapımız herkese açık olsun diye düşündük. İftarımızı yapar, sözümüzü söyler, sonra dağılırız dedik. İlk iftarda beklediğimizin çok üstünde bir katılım ve teveccüh ile karşılaştık. İftara kağıt toplayıcıları, sokakta kalan çocuklar, Afrikalı göçmenler, öğrenci, memur, işçi, esnaf 200’den fazla kişi katıldı. Sanat ve fikir dünyasından tanınmış kişilerin katılımıyla ve medyanın ilgisiyle olay farklı boyutlara ulaştı. 

Daha da yoğun
Yoğun ilgi ikinci iftarın daha geniş katılımlı olacağını düşünmemize yol açtı. Yer olarak Taksim Gezi Parkı’nda üç lüks otelin tam ortasında uygun bir alan belirledik. Daha düşük destek beklerken bin kişiye varan katılım ve daha yoğun bir medya ilgisiyle karşılaştık. Haliyle katılımcıları belirlemek gibi bir durum söz konusu olamadı. İlk iftar kimi televizyon kanallarında salt israfa karşı bir tepki gibi sunulmuştu. Biz de ikinci iftarda sadece tüketim ve israfla değil, üretim sürecindeki haksızlıklarla da bir meselemiz olduğunu göstermek için “İşçinden arttırma, dişinden arttır” vurgusunu önplana çıkardık. Platform olarak izlediğimiz bazı fikir insanları ve farklı ezilen kesimlerden dostlarımız dışında özel olarak kimseyi çağırmadık. Emek ve adaletten yana herkese açık bir sofra kurduğumuzu ilan etmiş ve iftarımızın özgünlüğünün lüks otellerdeki iftarların kapalılığının aksine, bu açıklıktan kaynaklandığını ifade etmiştik. Çok farklı çevrelerden tanıdık tanımadık birçok insan davete icabet etti. Bazı medya kuruluşlarının her hususu reyting malzemesine çevirme gayreti, mesajımızın bir miktar gölgelenmesine sebep oldu. Birkaç katılımcının isimlerine ve geçmişlerine odaklanan birtakım eleştirilere ve benzer isimlerden hareketle fantastik ve kötü niyetli ithamlara maruz kaldık. Bize “uzak” olanlardan ve hiçbir toplumsal adalet kaygısına sahip olmayanlardan gelen ithamları garipsemedik ama yakınlarımızdan gelenlere şaşırdık ve üzüldük. Kimi riskleri barındırsa da “açıklık” kaygımızın anlaşılmasını bekledik. 

Yeryüzü sofrası
Nihayetinde üçüncü bir iftarla bu süreci bitirmeye karar verdik. Son iftarı acemiliğimizden bir miktar sıyrılmış olarak, kendimizce daha sağlıklı, mesajımızı daha net bir şekilde ortaya koyarak gerçekleştirdik. Niyetimizi güzel ifade ettiğine inandığımız bir cümleyi ön plana çıkardık: “ Dünya nimetlerini parselleyenlere inat, yeryüzü sofrasını açmaya geldik.” Medyada fazla yer almasa da daha derli toplu bir organizasyonu kotarmış olduk.
Mesajımızı duyurma niyetimizin büyük oranda hasıl olduğunu düşünüyoruz. Üç hafta boyunca iftara katılanlara, katılamasalar da gönülleriyle destek olanlara teşekkürü borç biliyoruz. Kendimizi söz konusu hissiyatın öncüsü ve örgütleyicisi olarak görmemekle birlikte önemli bir yaptığımızın farkındayız. Bu iftarlar daha ilk haftadan itibaren bizim iftarımız olmaktan çıktı, gelenlerin, destekleyenlerin kendi renklerini verdiği bir söz haline geldi. Farklı şehirlerde benzer organizasyonlar yapıldı. Bu hissiyatın gün yüzüne çıkması yolunda bir katkımız olsun diye elimizden geldiğince gayret sarf etmeye, fikri ve eylemsel benzer işler yapmaya devam edeceğiz. Mazluma dini ve milletini sormadığımız gibi, mezalime dur diyenin de itikadına değil ameline bakmayı sürdüreceğiz. Aklın akıldan üstün olduğuna inanarak, gönüldaşlarımızın katılım, destek, öneri ve eleştirileri başımızın tacıdır ve hep öyle olacaktır. Platformumuz amaç ve ilkelerimizi idrak ve amelle kabul eden herkese açıktır. 

Toplumsal adalet için
İftarların bir diğer başarısı da Türkiye ’deki yerleşik siyasal kimliklerin dışına çıkma çabasının fark edilmesidir. Platform olarak hiçbir zaman “Müslüman sol” ya da “sosyalist İslam” gibi eğreti ve eklektik kavramlar kullanmadık ve kullanmayacağız. Emek ve Adalet ne sadece sol, ne sadece sağ, ne sadece seküler, ne sadece Müslüman bir zemin olacaktır. Ne olduğumuzu eylem ve sözlerimizle el yordamıyla ortaya koymaya çalışacağız. Çünkü hazır bir paketin savunuculuğunu yapmaya değil, Türkiye’de bir türlü vücut bulamadığını düşündüğümüz kapsayıcı toplumsal adaletçi bir söylemin yolunu açmaya çalışacağız. Muhakkak hatalar da yapacak, savrulmalar da yaşayacağız ama farklı toplumsal kimlikleri yok sayarak değil, içererek ve ortak hedeflerde bir araya getirerek aşabilen bir toplumsal adaletçi söylemin inşasının elzem olduğuna inanıyoruz.
Mütevazı bir oluşumduk ve iftarlar sayesinde oluşan medya ilgisi söndükten sonra da yine aynı şekilde yola devam edeceğiz. Faaliyetlerden haberdar olmak için: www.emekveadalet.org
http://twitter.com/#!/Emek_Adalet