Mahallemizden bir delikanlı

Hrant Dink'i öldüren Ogün Samast, bir katil ya da tetikçi, yerel bir örgütün parçası ya da derinlerde saklanan karanlık güçlerin piyonu... Ne olduğunu büyük ihtimalle hiçbir zaman kesin olarak bilemeyeceğiz.
Haber: CEM ERCİYES / Arşivi

Hrant Dink'i öldüren Ogün Samast, bir katil ya da tetikçi, yerel bir örgütün parçası ya da derinlerde saklanan karanlık güçlerin piyonu... Ne olduğunu büyük ihtimalle hiçbir zaman kesin olarak bilemeyeceğiz. Ama şunu şimdiden görüyoruz ki Ogün Samast mahallemizin uyumsuz, umutsuz, hırçın ve 'milliyetçi' gençlerinden biri. Hepimizin mahallesinde en az birkaç tanesi yaşayan, sayıları Anadolu kentlerine uzandıkça inanılmaz rakamlara ulaşan o 'delikanlı'lardan biri.
Ogün Samast'ı kim kullanmış olursa olsun, kullanacak birilerini bulabilmesi, onu ikna etmekte, yönlendirmekte, kışkırtmakta hiçbir güçlükle karşılaşmaması esas mesele. Bilginin, eğitimin, sanatın, edebiyatın yüceltilmediği; yazarın, bilim insanının, aydının, entelektüelin horlandığı, küçümsendiği bir ülkede umutsuz gençler için rol modellerinin 'vatanperver katiller' olmasından doğal ne olabilir ki?
Türkiye'nin aydınlarına olan saygısını yitirmesi, 'okuryazarlığın' bir meziyet olmaktan çıkması, bilginin çok daha kolay ulaşılabilir olmasıyla alakalı değil. Kendini düşünce üretmeye, farklı olmaya, yaratıcılığıyla tanımlamaya çalışan insanların değersiz bir çabanın neferleri olarak görülmeye başlanmasıyla ilgili. Siyasetin 'iktidar', bilginin 'kazanç' getirdiği ölçüde kale alınmasıyla ilgili. Bu yüzden pasaklı politikacıların, kanaat önderi medya maydanozlarının, gençlik iksiri vaat eden doktorların, mucit bilim adamlarının yüzünü herkesten çok görüp isimlerini duyuyoruz. İlkelerin etkisizleştiği, pragmatizmin ve 'gücün' kutsandığı bir ortamda mafya babalarının ve namlı katillerin meraklısı da bol oluyor.
Kendilerini milliyetçi, ulusalcı, vatansever diye tanımlayan, her tür baskıyı, işkenceyi, cinayeti ve militarizmi 'memleket yararına' diye benimseyebilenler en yakınımızda. Ailemizde, arkadaş çevremizde ve mahallemizde. Onlar, egemen düşüncenin karşısındaki her tür fikri baskı altına alan devletin doğal tabanı, popülerizm adına her şeyi yapabilecek medyanın, siyasetçilerin doğal destekçisi. Bu insanları çoğaltmak, her daim ajite bir vaziyette tutmak, hatta ülkenin genel kültürel atmosferini bu yöne çevirmek için elinden geleni ardına koymayanların bir eseri olarak dönüp Ogün Samast'a bakmak gerek.
Efendi mi, saldırgan mı?
Hakkında artık birçok şey biliyoruz. Ogün Samast 17 yaşında, ortaokul mezunu. Yani dört yıldır okula gitmiyor. Bir dönem mahalli kulüpte futbol oynamış. Ama 'sporcuya yakışmayan' tavırları, uyumsuzluğu nedeniyle kulüpten uzaklaştırılmış. Son zamanlarda çağının bir çocuğu olarak en çok internet kafede zaman geçiriyormuş. Ogün Samast'ın hiçbir şey okumadığını tahmin etmek zor değil. Gazete, kitap, dergi, hatta televizyon haberlerini bile izlediği şüpheli. Hrant Dink hakkında her tür bilgiyi daha yakınlarda internetten öğrenmiş, öyle söylüyor.
Pelitli beldesinde yaşayan komşuları, büyükleri ondan 'saygılı, iyi bir çocuk' diye söz ediyor; mahalle raconuna uygun bir durum. Ama arkadaşları aynı fikirde değil. Saldırgan, hırçın biri olduğunu, en ufak bir şeyde küfre ve kavgaya başvurduğunu anlatıyorlar. 'Türkiyenin düşmanlarına kızarmış, papazları sevmezmiş'... Eski antrenörü 'kontrol sorunu' olduğunu söylemiş. Sistemin içine alamadığı, eğitim, iş, hobi sahibi yapamadığı ve bir başka sisteme, mafyalaşmanın kollarına bıraktığı birisi o. Ulus devletin 'iyi vatandaş' yaratma araçları 'modern ahlak' anlayışı Ogün Samast'a işlememiş. Modern devletten çok daha eski olan geleneksel ahlak da çökeli çok oldu, artık onun da bir bağlayıcılığı kalmadı. Nitekim televizyon kanallarını dolaşan eniştesi, Ogün'ün ailesiyle arasının iyi olmadığını, sürekli onlardan para istediğini ve İstanbul'a gitmeden önce de babasıyla tartıştığını 'her ailede olan şeyler' diye anlattı. Ogün Samast, ne okula ya da iş yerine ne de ailesine 'ait' olabilmiş, ne bir medeniyet tahayyülü ne de geleneksel ahlak anlayışının içinde yer bulabilmiş. İç gıcıklayıcı bağlantıları olan karizmatik abilerin masasında kendine bir yer buluvermiş.
Ogün Samast'ın abisi üç yıl önce Trabzon McDonalds'ı bombalayan Yasin Hayal. Daha o zaman bombalamanın ardından gözaltına alınanlar arasında olduğu söyleniyor. Belli ki yıllardır mahallede 'bombacı' diye neşeli bir anıştırmayla çağrılan Yasin abiyle birlikte oturulup kalkılıyor çaylar, biralar içiliyor. Onun cesareti övülüyor, gizli bağlantıları, maceraları imrenerek dinleniyor. Belki bazen Yasin Abi'nin işlettiği MHP bürosundaki çay ocağına gidiliyor, sohbetler orada koyulaşıyor. Yasin Abi'nin forsu o kadar sağlam ki, Pelitspor 'McDonalds bombacısını transfer ettik' diye sitesinde duyuruyor. Abinin de abileri var tabii... Gizemli bir emekli albay, bir üniversite öğrencisi; vatanın gidişatı ve buna 'dur' diyecek kahramanlar, Ankara'dan Çeçenistan'a uzanan bağlantılar hakkındaki heyecanlı sohbetleri tahmin etmek güç değil.
Ermeni soykırımını tartışalım, Kürt sorununu çözelim, tarihimizle barışalım, yasalarımızı demokratikleştirelim diyenlere her gün binbir hakaretin edildiği bir memleket burası. Toplumsal paranoyaların şefkatli bir kalkan oluşturmasına izin vermemek gerek, esas mesele tahammülsüzlüğün, cehaletin tuhaf bir özgüvenle dışa vurulabildiği bir ülke olmamız. Milliyetçiliğin kendinden olmayan herkesi, büyük şairlerini, yazarlarını, bilim insanlarını ve azınlıklarını 'kaçmaya' zorlamış üstelik tüm bunları hatırlatanları hâlâ utanmadan 'vatan haini' ilan edebilenlerin ülkesi.
Ogün Samast'a ne vaat etmiş olurlarsa olsunlar, az yatacağını, hapiste krallar gibi karşılanacağını ve bir kahraman gibi yaşayacağını anlattıklarını tahmin etmek güç değil. İşin en berbat yanıysa bunların doğru olması.
Cahilliği, kaba saba bir milliyetçiliği, şiddeti öve öve bitiremeyen bir ülke. En başta mücadele etmemiz gereken 'egemen düşünce biçimi' bu aslında. Yoksa, mahallemiz Ogün Samast ve abilerine kalacak.