Marjinal siyasetçi

Marjinal siyasetçi
Marjinal siyasetçi
Bu kadar çok tutuklu KCK'linin, öğrencinin ve vekillin bulunması, tencere çalan yaşlı kadınların, caminin, evlerin gazlanması, kendinden olmayan herkese düşman muamelesi yapılması, ortalık böylesine karışmışken "AKM'yi de yıkacağız" diyebilmektir marjinallik
Haber: MURAT SEVİNÇ* / Arşivi

Başbakan’ın her gün ve çeşitli vesilelerle posta koyduğu, marjinal, çapulcu, ahlaksız ve alkolik yurttaş kitlesi, sonunda “yeter!” dedi ve Türkiye ’nin “Hayırlı Cuma”sında. Hiç kuşku yok ki, ruhlarını çoktan iktidara devretmiş olanlar, bu “yeter”de Ergenekon, bölücülük, istikrarsızlık özlemi vs. aradılar ve arayacaklar. Yine hiç kuşku yok ki, bulacaklar. Ancak bunun hiçbir önemi yok artık. Yarın seçim yapılsa AKP ’nin aynı oyu alabilecek olmasının da bir önemi yok. MHP dışında bütün sağı bünyesinde toplayan partinin, bir merkez sağ parti ve liderlik çıkmadığı sürece bu oyu alması olağan. Çok partili yaşamdaki sonuçlar bize bunu söylüyor. Ancak AKP ve 2013’te hiçbir demokratik sistem açısından geçerliliği kalmamış “çoğunlukçu” egemenlik anlayışını pompalayan, Celal Bayar’dan bir adım ileri gidememiş bu köhne demokrasi algısının sahipleri, şunu biliyor artık: Bu ülkede AKP’ye oy vermemiş milyonlarca seçmen ve dünyadan haberdar, üstelik bu kez anne babalarını da sokağa çıkarmayı başarmış bir gençlik var. Söz konusu milyonlar da, yurttaş. En az diğerleri kadar yurttaş. Onlar kadar, eşit. Değerleri, eğilimleri, Türkiye’ye dair düşleri, değerli.

“Ne çektin be Türkiye”

Aynen AKP seçmeni gibi, kalan milyonlarca insan da, “aptal” değil. İnsan gibi yaşamak istiyor. İnsan gibi yaşamaktan anladıkları, iktidarın anladığına hiç benzemeyebilir ve böyle bir hakları var. Tekrar: “Hakları” var. Bu dünyaya, dayak/gaz yemek, küçümsenmek, dalga geçilmek ve 59 yaşındaki bir siyasetçi tarafından her Allah’ın günü fırçalanmak için gelmediklerinin farkındalar. İçlerinde elbette darbe heveslileri de vardır. Aynen AKP seçmeni içinde faşistler olabileceği/olduğu gibi.
Ancak, AKP’li medya ve kimi çıkarcı akademik tayfa tarafından uzunca bir süredir pompalanan şu saçmalığın farkına varıp haykırmakta yarar var: Türkiye, demokrasiye yürekten inanmış AKP ve destekçileri ile diğerleri arasındaki (darbeciler, Kemalistler, marjinaller, saplantılılar, bölücüler vs.) bir ayrımdan ibaret değil.
Nihai olarak aynı safta birleşmiş görünseler de, her bir konu hakkında farklı düşünebilen yurttaşlardan oluşuyor bu ülke. Anayasa hakkında da, Kürt meselesi ve barış girişimleri hakkında da. Hiçbirimiz, AKP ya da başka bir partinin “olur” dediği metinlere “olur vermek” zorunda değiliz. Hiçbirimiz “akil” girişimini takdir etmek zorunda değiliz. Hiçbirimiz önümüze gelen her yasa metnine tapınmak zorunda değiliz. Aynı güzel sonu düşleyen farklı yaklaşımlar hiç kimseyi savaş yanlısı, kan emici haline getirmez. Bunu, hem iktidar hem de iktidardan “barış” ya da “demokrasi” başlığıyla çıkan her söze iman edip herkesten aynı imanı uman çok bilmiş okumuşlarımız fark etmeli artık. Sıkıldı insanlar, hakikaten çok sıkıldı. Üstelik bu kez Etiler ile Taşlıtarla aynı anda sıkıldı! Önemlice bir yurttaş kesimi, birilerinin yurttaşa hep “en iyi ve güzeli” göstermesinden ve her itirazı olmadık ithamlarla karşılamasından bıktı. Gazetecilerin Başbakan’a titreyerek soru sorduğu bir ülkede demokrasi yoktur. Ülke birbirine girmişken belgesel yayınlayan haber kanallarıyla demokrasi inşa edilemez. “Halk bize oy verdi, istediğimizi yaparız” dediğinizde, “bizim çağdaş bir demokrasiye niyetimiz yok!” demiş oluyorsunuz. İktidar anamıza sövse, “Olsun, Kürt sorununu çözüyorlar” diyen yardakçılardan gına geldi artık.

“Ayran iyi kafa yapıyo”

Yazının başlığı neden mi “marjinal siyasetçi?” Çünkü: Her Allah’ın günü “ne kadar da berbat” olduğu hatırlatılan Anayasasına göre, “laik, demokratik, insan haklarına saygılı ve sosyal bir hukuk devleti” olan Türkiye’de, bir parkta barışçıl eylem yapmak değil, o eylemi gaza boğmaktır marjinallik. Barışçıl eylemi desteklemek, tencere tava çalmak, doğaya sahip çıkmak değil, sahip çıkanları acımasız polis şiddetine maruz bırakmaktır marjinallik. Sayılarak tüketilmesi mümkün olmayan insan eylemlerinden ve tabii özgürlüklerinden biri olan “içki içmek”, “lokantada içki içmek” değil, içki içenlerden rahatsız olup “alkolik” olarak nitelemektir marjinallik. Laik bir idare talep etmek değil, yasa yaparken “dine uygun yasa yaptığını” ileri sürmektir marjinallik. İlkeli bir şekilde, her durumda temel hakları, özgürlükleri savunmak değil, idamı geri getirmeyi düşünebilmektir marjinallik. Sokağa çıkan insanların bir ideoloji sahibi olması, eylemlerin elbette ve doğal olarak ideolojik oluşu değil, “velev ki siyasal simge” demenin ardından, her karşı çıkışı “ideolojik” diyerek görmezden gelmektir marjinallik. Bir İslamcı olarak, “ideolojinin” bir tuhaflık ya da suç olduğunu zannetmektir marjinallik. Memurun grev talebi değil, AİHM kararlarına karşın hâlâ böyle bir hak olmadığını savunmaktır marjinallik. Hükümetin dış politikasını eleştirmek değil, eleştirenleri ihanetle/gaddarlıkla itham etmektir marjinallik. Dinleri, inançları eleştirmek, hatta dalgasını geçmek değil, bu konuda gıkını çıkaranı yargılayıp olmadık cezalara mahkûm ederek bunun hiç utanmadan “hukuka/AİHM’ye uygun” olduğunu dile getirmektir marjinallik. Ombudsmanı eleştirmek değil, Hrant Dink’i mahkûm edeni, hiç hicap duymadan Ombudsman atamaktır marjinallik.

“RTE bir Alex değil”

HES ve nükleer santrallere tepki duymak değil, halka danışmayı akla dahi getirmeden yeni HES’ler inşa etmektir marjinallik. “Çamlıca’da camiye gereksinim var mı?” sorusunu yöneltmek değil, inadına ve kibirle, “En büyüğünü yapacağız” demektir marjinallik. Alevi ya da Ermeni olmak değil, “Alevi değil misin?” diyebilmektir marjinallik. Bu kadar çok tutuklu KCK’lilerin, öğrencilerin, vekillerin bulunması, tencere çalan yaşlı kadınların, caminin, evlerin gazlanması, kendinden olmayan herkese düşman muamelesi yapılması, ortalık böylesine karışmışken “AKM’yi de yıkacağız” diyebilmektir marjinallik. Protestocuların tümünden değil, taze gelin havasıyla, yalnızca “ağaçları koruyanlardan” özür dilemektir marjinallik. Daha sayalım mı?
Türkiye’de her kesim ve görüşten yurttaş, son derece temel ve vasati demokratik özlemlerle çıkıyor ortaya. Muhterem ve akıl hocaları hâlâ marjinallikten söz ediyor. AKP’nin çileden çıkarmayı başardığı Cem Yılmaz’la bitirelim yazıyı. Yılmaz, “hani bizdik marjinal olan?” diye sorup “ters dönmüş sehpaya oturma” örneğini veriyordu oyununda. İşte şimdi Türkiye’de sehpa ters çevrildi. Bakalım kim oturacak?
* Ankara Üni., SBF