Meclis'e Ufuk geldi

Çok mutluyum. Ufuk Uras'ı Meclis'e yolladım, yolladık! Sonunda benim de, "İşte bu benim vekilim" diyebileceğim bir adam oturacak o sıralarda...
Haber: SİNAN DEMİREZ / Arşivi

Çok mutluyum. Ufuk Uras'ı Meclis'e yolladım, yolladık! Sonunda benim de, "İşte bu benim vekilim" diyebileceğim bir adam oturacak o sıralarda. Onu Meclis'e yollamak, orada, o sıralarda oturmasını coşkuyla arzulamak için birçok nedenim vardı. En başta belirteyim, solcu değilim, hayatımın hiçbir döneminde de olmadım. Beni en iyi tanımlayan ifade liberal demokrat oldu her zaman. Buna rağmen, beni Ufuk Uras'a yaklaştıran, oy verdirten ve hatta hakkında propaganda yaptıran, kendimce sağlam nedenlerim vardı!
En başta şuurlu bir demokratım ve dünyayı, ülkemi korkulardan, paranoyalardan ve şüphelerden ibaret görmeyecek, göremeyecek kadar büyük bir sevgiyle bağlıyım bu topraklara.
Bu ülke benim vatanım, gidecek başka bir yerim, olsa bile gitme niyetim yok, hiç yok! "Hainsin sen" diyerek üstüme çemkiren ve beğenmiyorsam terk etmemi salık verenlere inat, "sevene kadar buradayım" diye haykırıyorum içimden. Öğretilenden farklı düşünen beni ve benim gibileri hainlikle suçlayanlarysa ilkin öfkelenip, sonraları gülüp geçmeyi öğrenerek yaşayıp gidiyoruz hayatı. Zaman zaman zor oluyor ama insan her şeye alışıyor galiba. Vatanını bu kadar severken, hainlikle suçlanmaya bile...
Bir önceliğim var! Bu topraklar üzerinde yaşayan her insanın, huzurlu ve insan onurunu gözeten bir hayata sahip olmasını çok önemsiyor, bunu her şeyin önüne koyuyorum. Sanal korku politikalarıyla insanların birbirinden nefret eder hale gelmesini büyük bir korkuyla izliyor, saygıdan uzak bir ötekileştirme operasyonuna dehşetle tanık oluyorum. Bizler birer tanığız, evet hayatımızı korkulara kurban ediyorlar, geleceğimizi kaybediyoruz. Tek bir korkum var, bu ülkeyi gün geçtikçe daha zor yaşanacak bir yer haline getiriyorlar. Ben bunu çocuklarıma anlatamam, hiçbir şey yapamadım, olanları sadece izledim, korkulara boyun eğdik, önümdekinden, arkamdakinden, sağımdakinden, solumdakinden korktum, başka da bir şey yapmadım diyemem. Buna vicdanım izin vermez ki, bu ülkeyi hep beraber daha yaşanır bir hale getirmek benim, bizim görevimiz. Çünkü ideoloji değil insanlık gözlüğüyle bakıyorum hayata. Bu ülke üzerinde yaşayan her bir insan için, hep beraber, özgürlükleri, hakları, halkları yücelten çözümleri hep beraber üretmeliyiz. Bu yüzden destekledim işte Ufuk Uras'ı. Şimdi ondan çok şey bekliyorum!
Şimdilik Ufuk Uras'ın Meclis'e girmesini destekleyerek, bu uğurda bir şeyler yaptığımı, seyirci kalmadığımı düşünüyorum. "Keşke Baskın Oran da orada olsaydı" diye iç geçirmeden edemiyorum. Ama olsun, Baskın Oran'ın da dediği gibi Meclis'in ezberini bozmak için bir ses bile yeter, yetecek!
İşte Ufuk Uras şimdi o ses olacak, içerdeki ses. 12 Eylül asker anayasasının da katkısıyla uzun süredir giremediğimiz Meclis'i, 28 yaşındaki benim için daha anlamlı bir hale getiren bir ses. İçim biraz olsun rahatlıyor.
Bizim de çok işimiz var, oturup Meclis TV'yi izleyecek ve Ufuk Uras acaba bugün ne yapacak diye bekleyecek değilim, değiliz. Onu Meclis'e yollayan bir seçmen olarak bu ülkede gündeme gelmesini istediğim uzun bir listem var.
Ufuk Uras bunları zaten biliyor, yapacak demeyin, bunları yazmak, peşine düşmek önce benim vatandaşlık görevim. Hepimiz bir şeyler yapmalıyız. Peşine düşmeliyiz, Meclis'teki babamızın oğlu olsa bile!
Neler istiyorum?
Atladıklarım için affola diyerek başlıyorum, her şeyi buradan yazmak zaten mümkün değil. Buyrun efendim, bakalım ben neler istiyorum.

  • Tam işleyen bir demokrasi olmadan Cumhuriyet olamayacağını, olursa da Suriye'den, Ürdün'den farklı olamayacağını, laiklik dahil hiçbir kavramın, içi boşaltılıp gerçek anlamından uzaklaştırılarak milyonların mutluluğunun önüne bir set olarak çekilemeyeceğini biri Meclis'te söylemeli artık.
  • Şu dış düşmanlar, mihraklar mevzusunun kocaman bir palavra olduğunu, kendi içinde korkularını aşmış, halkını mutlu etmiş bir demokrasinin bütün tehditleri, düşmanları aşacağını biri Meclis'te söylemeli artık.
  • Kendi tarihiyle hesaplaşmanın hainlik değil erdem olduğunu, tarihiyle yüzleşmiş bir Türkiye'nin geleceğe daha sağlam ve güvenli yürüyeceğini biri Meclis'te söylemeli artık.
  • Neredeyse, salt azınlık milliyetçiliğine evrilen bir garip solculuğun da aslında çok tuhaf bir şey olduğunu, sol denilen kavramın işçi, emekçi, ezilen ve dışlanan halkın sesi olduğunu biri Meclis'te hatırlamalı artık.
  • "Laiklik elden gidiyor, din devleti geliyor" diyen sahte korku pompacılarına, statüko hevesçilerine, "Hayır efendim, din devleti falan gelmiyor, sadece sen koltuğunu kaybediyorsun, bütün mesele budur" diyebilecek bir sol görüş, bağımsız irade Meclis'te gürlemeli artık.
  • Kişi başına 10 bin dolar hedefine gidilen o ulvi yolculukta kişi başına 10 bin korku istemeyenlerin de sesi Meclis'te gür çıkmalı artık.
  • Uğur Kaymaz, Şemsettin Yavuzkaplan, Hrant Dink'inki gibi aşağılık ve haince işlenmiş cinayetleri, Susurluk olayını, 33 kurşun olayının meşum sanığı Mustafa Muğlalı isminin Van Özalp'da jandarma sınır karakoluna verilmesini, vatanımın dört bir yanında yaşanan ve önce insan onurunu aşağılayan faili meçhulleri, gözaltıları, kayıpları, Şemdinli olayını, Savcı Ferhat Sarıkaya'nın başına gelenleri ve diğerlerini birisi Meclis'in gündemine gerçekten taşımalı, haykırmalı artık.
  • AKP'nin başlatmasını beklediğimiz sivil anayasa hamlesine karşı çıkmanın solculuk değil cahillik, statükoculuk olduğunu, gerçek bir solcu çıkıp göstermeli Meclis'te artık.
  • 24 kez girilmiş ve tarumar edilmiş bir K. Irak'a yapılacak 25. müdahelenin çözüm değil sorun yaratacağını, asıl çözümün bölge halkını huzura kavuşturacak hamlelerle mümkün olacağını ve bölge halkının DTP harici çözümlere yöneldiğinin resmi olarak kesinleştiği seçim sonrası dönemin tam da bunun zamanı olacağını biri çıkıp Meclis'te söylemeli artık.
  • Başörtüsü mevzusuna CHP tarafından geliştirilen ilkel, çağdışı ve dahi vahşi bakışın sol bir görüşün ürünü olamayacağını, Meclis içinden gerçek bir solcunun çıkıp söylemesi lazım artık.
  • Yabancı sermaye girişi, yabancıların mülk edinmesi ve sonrasında yaratılan korkuların aslında ikiyüzlülük olduğunu, kanunları sağlam bir ülkenin ülkesine gelen yabancıdan korkmasının korkaklıktan başka bir şey olmadığını, yeni dünyada bu korkaklığa yer olmadığını, Almanya'da mülk edinen, yatırım yapan vatandaşlarımıza sevinir, gurur duyarken bu duruma gocunmanın en hafifinden ikiyüzlülük olacağını birisi çıkıp Meclis'te söylemeli artık.
    Yazının başında da dedim, mutluyum! Mutlu olduğum kadar da umutluyum, zira ilk kez Meclis'e gönderdiğim bir vekilim ve ondan beklentilerim var. Ben şimdi bunları yazarak vatandaşlık görevimi yerine getiriyor olmanın huzurunu yaşıyorum.
    Haydi Ufuk Uras! Bunları ve dahalarını Meclis'in çiğköfte kokan koridorlarında haykıracaksın biliyorum. Bütün kalbimle, kalbimizle arkandayız. İnanıyoruz ki, Meclis'e "Ufuk gelecek"!