Meksika'da Fridamania

Frida Kahlo, kendi yaşantısını bir mite dönüştürdü. Bu konuda o kadar başarılıydı ki, sanatı neredeyse yolda kayboldu. Yaklaşık 30 yıl boyunca yaptığı otoportelerinin yansıttığı kişiliği, fiziksel ve duygusal acılar salgılıyordu...

Frida Kahlo, kendi yaşantısını bir mite dönüştürdü. Bu konuda o kadar başarılıydı ki, sanatı neredeyse yolda kayboldu. Yaklaşık 30 yıl boyunca yaptığı otoportelerinin yansıttığı kişiliği, fiziksel ve duygusal acılar salgılıyordu... Bir kadının ruhsal durumunu bu kadar samimi biçimde tanımlaması onu feminist bir ikon ve 'Chicana' gibi yerli bir kahraman haline getirdi ve Meksika "kitch"inin yayıcısı oldu. Hiçbir şeyin samimi ve içten olmadığı bir zamanda, günah çıkaran bir sembole dönüştü.
Ama bu yıl, Meksika, Frida'nın doğumunun 100. yılını, Meksikalıların Fridamania diye adlandırdıkları fenomenin ötesine bakmaya çalışan, bugüne kadarki en büyük retrospektif sergiyle kutluyor. Amaç, çalışmalarına gölge düşüren sığ, dar bakış açısından kurtulup sanatına ve yaşamına geniş bir perspektiften zengin bir bakış sağlamak.
Palacio Bellas Artes'te geçen ay açılan bu sergi, Kahlo'nun resimlerini, yaşamının konu edildiği filmden (Salma Hayek Frida fimiyle Oscar'a aday gösterilmişti) ya da üzerinde portresinin olduğu tişörtlerden tanıyan büyük çoğunluğa şaşırtıcı gelebilir.
Serginin beş küratöründen biri olan Salomon Grimberg, "O tamamen sezgisel biriydi. Daha önce kimsenin sanata katmaya yeltenmediği şeyleri sanatına kattı. İçsel gerçekliğine ulaşmada ve ona şekil vermedeki özelliği bakanı sarmalıyıveriyor, yakalayıveriyor. Nihayet, 30 yıl sonra eserleri yeniden değerlendiriliyor" diyor.
Az bilinenler
Sergilenen 354 eser arasında, Frida'nın en meşhur ve çok bilinen otoportreleri var. Ama kendi dilini bulmasında tanınmışlar kadar önemli daha az bilinen otoportreleri, natürmortları, portreleri, desenleri ve suluboyaları da sergiyi tamamlıyor.
Sergideki, kadife elbiseli ilk otoportresini, Frida 19 yaşındayken kendisine ihanet eden bir erkek arkadaşına yapmış. Resimde, daha sonraki yıllarda yapacağı otoportrelerine damgasını vuran, meydan okuyan öfkesini belli belirsiz görmek mümkün. Ama burada oldukça zarif, neredeyse ruhani denilebilir Frida Kahlo için. İlerleyen yıllarda dönüşeceği mücadeleci kişilikten daha farklı bir görünümde. Frida'nın, Meksikalı büyük duvar ressamı olan eşi Diego Rivera'nın sevecen resmi de, beklenmedik bir doğalcılıkta (naturalizm). Çocuk portreleri de Frida'nın değişik tarzlarda çalışabildiğini gösteriyor. Frida'nın en az bilinen eserleri, desenleri ve suluboyaları. Central Park'ı resmettiği suluboyası ve 1940'larda yaptığı harika desenleri de yine daha önce görülmemiş eserlerinden.
19 Ağustos tarihine kadar açık kalacak sergide, Kahlo'nun kendi portre fotoğrafları ve ailesiyle birlikte ve doğup öldüğü yer olan Mexico City'nin Coyoacan semtinin bazı fotoğraları var. Evi Casa Azul ise Museo Frida Kahlo olmuş.
Usta ressamın bazı mektupları da sergide yerini almış. Ayrıca, çocukluğu sırasında meydana gelen Meksika devrimiyle ilgili ve yetişkinliğinde kucakladığı komünizmle ilgili anılarından oluşan günlüğü de bu serginin bölümlerinden.
Bellas Artes Müzesi Müdürü ve serginin küratörlerinden biri olan Roxana Velasquez Matinez del Campo, "Frida'yı tüm ifade yöntemleriyle bir bütün olarak sunmak istedik" derken sözlerini şöyle sürdürüyor: "Ama çalkantılı, duygusal yaşantısındaki dramlar ve fiziksel acılar, onun çalışmalarını dengesiz hale getirdi. Her durumda o büyük bir ressamdır" diyebilirim.
Ama Kahlo, kendi zamanında hep eşi Rivera'nın 'kahraman' ünü tarafından gölgelendi. Gerçi, New York ve Paris'te eserleri sergilendi ama kendi ülkesi Meksika'da ilk kişisel sergisini ölümünden bir yıl önce 1953'te açabildi.
Bella Artes'teki serginin yanı sıra Coyoacan'daki müzede de, Frida'nın yeni kataloglanmış çizimleri, fotoğrafları, mektupları ve meşhur Meksika elbiseleri sergileniyor. Sandıklara doldurulan 22 bin parça var.
Eziyetli yaşam
Kahlo, 6 Temmuz 1907'de Meksikalı bir anneden ve bir Alman göçmen olan tanınmış bir mimar ve portre fotoğrafçısı babadan doğdu. Küçüklüğünde yakalandığı çocukfelci onu topal bir bacakla bıraktı. 18 yaşındayken geçirdiği bir tramvay kazası nedeniyle omurgası ve kuyruksokumu yaralandı ve bu yüzden aylarca alçıların içinde kaldı ve üç yıl boyunca da nekahat devresi sürdü. Frida'nın evindeki sandıklar açıldığında içinden çıkan fotoğraflardan biri de kazayı anımsatıyordu... Yapma bir bebek, saman paspartu üzerinde bir otobüs bu kazayı simgeliyordu.
Frida'nın yaşantısı fiziksel acılarla ve art arda tekrarlanan ameliyatlarla geçti. 1929 yılında Diego Rivera ile evlendi. Onu izleyen yıl çift ABD'ye gitti. Rivera, San Francisco, Detroit ve New York'ta çeşitli duvar resimleri yaptı. Rivera, burada karısının resim yapmasını teşvik etti ve adeta onun resmini şekillendirdi. Kahlo, ABD'de aktör Edward G. Robinson gibi bazı koleksiyoncular buldu. Diego Rivera, eşine hiç sadık değildi. Kahlo'nun kızkardeşi de dahil, birçok kadınla beraber oldu. Kahlo da, aralarında Leon Troçki'nin de bulunduğu değişik erkek ve kadınlarla ilişkiye girerek kocasının ihanetine karşılık verdi. Frida, "yaşamım boyunca iki kaza geçirdim. Biri tamvay, diğeri Diego'ydu. İkincisi daha kötüydü" demişti.
Frida Kahlo'nun eserlerinin kapsamlı kataloğunu hazırlayan Grimberg, "O, eserlerinde kendini tamamen çıplak bir şekilde ortaya koydu. Yaşamını ise terk edilmemek ve reddedilmemek için sürekli yeniden şekillendirdi" diyor.
Resimleri, genellikle Rivera ile bağlantısından doğan acıya dayanır. Bu sergide sunulan resimlerden biri de 1939 tarihli 'İki Frida' adını taşıyor... Çift, o yıl kısa süreli bir boşanma yaşadı. Bu resmin solunda Frida gelinlik giymiş, kalbi açık ve kalp damarı kesilmiş ve kan damlıyor olarak resmediliyor. Sağda ise, günlük yaşamındaki Frida güçlü, kalbi sağlam ve Rivera'nın çocukluk halini kabartma olarak kollarında taşıyor. Bu, resim Frida'nın Rivera'yla birliğinin evlilikten daha derin olduğunun bir sembolü olarak algılanıyor.
Kahlo, yaşlandıkça sağlığı kötüleşti ve ağrı kesicilere bağımlı hale geldi.
İleriki yıllarda çekilmiş fotoğrafları onun ne kadar yıprandığını gösteriyor. Ama o zaman bile Frida bu gerçeğin farkındaydı. Frida'nın evindeki fotoğrafları katolog haline getiren fotoğraf uzmanı Pablo Ortiz Monasterio, "Onun sanat şaheserlerinden bir başkası da, kendisinin çekilmiş fotoğraflarından oluşan koleksiyonudur" diyor.
Kahlo, bir bacağı dizaltından kesildikten sonra 47 yaşında öldü. Sergide göze çarpan bir gazete küpürü onun için devlet törenini gösteriyor. Bu küpürde, Rivera'nın da orada olduğu ve oldukça üzgün göründüğü fark ediliyor. Cenaze, şimdi kalabalıkların onun eserlerini yeniden ziyaret etmek için geldiği yerde, Bellas Artes'te gerçekleşmiş.

(Bu yazı International Herald Tribune gazetesinden Nilay Karaelmas tarafından derlendi.)