Merhaba müzik

Artık her şey iyice 'aleni' durumda; kim neyi niye yapıyor artık çok belli. Şifre yok, anahtar yok! Birilerinin albümünüzü alması, filminizi görmesi, programınızı seyretmesi için yapmanız gerekenler artık belli.
Haber: NAİM DİLMENER / Arşivi

Artık her şey iyice 'aleni' durumda; kim neyi niye yapıyor artık çok belli. Şifre yok, anahtar yok! Birilerinin albümünüzü alması, filminizi görmesi, programınızı seyretmesi için yapmanız gerekenler artık belli. Siz bunu görmez ya da bilmezseniz bile birileri sizi uyarıyor, yol yordam gösteriyor: "Şöyle yapacak, böyle davranacaksınız, kavga edecek, saldıracaksınız, bağırıp çağıracaksınız da..." Sessiz sedasız oturup albümünüzün-filminizin-programınızın başarısını tesadüflere bırakmayacaksınız. Bu formül bazen tutuyor, bazen tutmuyor. Ama her geçen gün bu denilenlere uyan, dikte edilenleri yapan daha da fazla insan çıkıyor. Böyle olduk! Bağırmayan çağırmayanla, bir bardak suda fırtına(lar) koparmayanlarla ilgilenmiyoruz artık. Bir tek biz öyle değiliz. Bütün dünya böyle.
Yolun Açık Olsun (DMC) adlı ikinci albümünü çıkaran Ferhat Göçer mesela, kendisiyle aynı zamanda (üstelik aynı firmadan) bir albüm çıkarmış (Biriciğim'e) Kayahan'ı doladı diline. Kayahan'ın, albüm tanıtımı için kameraların karşısına 'maaile' çıkıyor olmasını (kendince) eleştirdi: "Ben evliyim ama eşimle tek kare fotoğrafım yok. Ama Kayahan modeli var mesela. Kayahan albüm çıkardığında hep bunu yapıyor. Neden albüm zamanı televizyona çıkıp da çocuğuyla şarkı söylüyor? Bana samimi gelmiyorÖ" 'Samimiyet' mi? Kaldı mı ki, artık bunu arıyor, soruyor ya da bekliyor mu kimse? Ve tabii Kayahan da anında bu oyuna katıldı: "Bizi sevenler bu tabloyu görmekten mutlu oluyorlar. Bir de bu telaş niye, dur bakalım, önce kendini bir ispat et..." Sonuç mu? Her iki albüm de listelerde, çok satanların arasında. Bu "aldım-verdim ben seni yendim" oyunu olmasa böyle olabilir miydi? Hayır olamazdı, zor olurdu ya da. Çünkü her iki albüm de, müzik açısından yeni bir şey söylemiyor. Göçer'in albümü, tıpkı bir önceki gibi (Dön Diyemedim), olsa da olurdu olmasa da. Göçer'in sesinden bize ulaşmadığında, eksikliğini hissedip peşine düşeceğimiz hiçbir şey barındırmıyor bu albüm. Tıpkı Göçer'in bizzat kendisi gibi. Hiç kimse Göçervari bir yorumcuyu hasretle beklemiyordu. Eğer ortaya kendisini zorla sürüp şarkı söylemeye niyetlenmemiş olsaydı, eksikliğini kimse hissetmezdi.
Çocuklara Yalın
Kayahan'ın durumu farklı elbette. Ve Melankoli, Gözlerinin Hapsindeyim ya (Nilüfer tarafından seslendirilmiş olması şartıyla) onlarca başka şarkısını sevdiğimiz, hayatımızın fon müziği yaptığımız bir şarkı yazarıdır Kayahan. Ama son üç-beş yıldır bir 'ilham krizi' yaşadığı da çok belli. 'İlham cephesi'nde değişen bir şey yokmuş meğer. Biriciğim'e adlı son albüm, daha önce onlarcasına kulak verdiğimiz Kayahan şarkılarının benzerlerinden oluşuyor. Göçer için söylenenlerin aynısı bu albüm için de söylenebilir: Olsa da olurdu, olmasa da.
Ve Yalın. Herşey Sensin adlı yeni albüm, herkesten evvel ve her zaman olduğu gibi, eline gitarı henüz almış ergenlik yaşındaki çocukların ilgisini çekecek. Gitara merak sarmış herhangi bir çocuğa, kısa bir süre içinde sökülebildiği için "gitar çalabiliyorum!" duygusu yaşatan Yalın şarkıları, bir 'eski 45'likçi'nin dediği gibi, gerçekten ilköğrenim sınıflarının müzik öğretmenlerine havale edilmeli. Zarfın (yani kapak ve bukletin) şıklığı-güzelliği, bu şarkıların hüviyetlerini değiştirmeye yetmemiş. Yalın'ın hâlâ söyleyecek bir şeyi yok, şarkıları hâlâ çocuk şarkısı.
Gel ey seher
Allahtan ki, söyleyecek sözü de olan, bu sözleri bize nasıl aktaracağını bilen de var müzik dünyamızda. Bin şükür ki hâlâ var ve zaten umudumuzu tamamen kesmemiş olmayı da onlara borçluyuz. Bu isimlerin başında gelen Fatih Erkoç, Kör Randevu-Collection adlı albümünde resmen tarih yazmış. Sıradışı bir sesi, kimselere benzemez bir vokal biçimi olan bu eşsiz yorumcu-müzisyen, bu son albümüyle bir 'vokal el kitabı' yazmış. Şarkıcılığın, şarkı söylemenin ayağa düştüğü, dünyanın en zor işiyken (her nasıl olabildiyse) herkesin "Ben de yapabilirim, ben de söyleyebilirim!" yanılsamasına kapıldığı şu günlerde, bu albüm gözümüzü açabilir, bizi iyice rezil olmaktan kurtarabilir. Hayır beyler! Herkes şarkı söyleyemez! Herkes bir yana, ancak seçilmiş insanların yapabileceği bir şeydir bu, Fatih Erkoç'a kulak verin ve bunun farkına varın. Albümün açılış şarkısı olan Mi Amor-Habibi-My Love bile, ne çapta bir yorumcu ile karşı karşıya olduğumuzu gösterebiliyor. Ferdi Tayfur'un Emmioğlu'su, Erkoç'un Louis Armstrong'vari vokal biçimiyle tümden değişmiş, başka, çok başka bir şarkı olmuş. Herkesin kendisini göstermek, öne çıkmak için binbir takla attığı Okan Bayülgen'in programına da çıkan, ama kendisine söz verildiğinde konuşup verilmediğinde sessiz sessiz dinlemesini de bilen Erkoç, aynı zamanda günümüzün şart koştuklarına da yüz vermeyen biri. O şarkılarını söylüyor, albümünü çıkarıyor ve sonrası için bizim çaba harcamamızı bekliyor.
Grup Zan ile birlikte Toprak adlı yeni bir albüm yayınlamış Cahit Berkay da öyle. Toprak adlı albüm, 'söz'e bile ihtiyaç duymadan, yalnız ama yalnızca müziğin gücüne güvenerek bir şeyler anlatmaya çalışıyor bize. Bu albüme kulak verdikten hemen sonra, Yaprak Dökümü'müz üzerine kafa yorabilir, Arda Kalan'ın hesabını yeniden yapmaya başlayabilirsiniz. Berkay'ın bu albümü yapma nedeni, zaten de tam olarak bu: Düşünmemizi istiyor, kendimiz ve etrafımız hakkında düşünmemizi. 40 yıldan fazla bir zamandır, her şarkısı ile hayatımızı daha anlamlı kılma çabası içinde oldu Berkay.
Evet durum 'vahim', belki de ötesi. Belki 'makul' ve 'mantıklı' olabilmenin yolu hiç kalmamıştır. Ama en azından bu olup bitenlerin dışında kalmak, hiçbir biçimde destek vermemek de bir çıkar yoldur; kişisel huzur için tek çıkar yol. O zaman da kimi dinlememiz gerektiğini iyi seçmemiz lazım. Arife tarif gerekir mi? Cahit Berkay, Fatih Erkoç ve benzeri sıkı müzisyenleri yalnız bırakmayarak atabiliriz ilk adımlarımızı.
Bulursanız kaçırmayın
Fatih Erkoç'un, başta Kör Randevu'su (rec by Saatchi) olmak üzere her şeyi
Cahit Berkay'ın, başta Toprak (Voltaj) ve Film Müzikleri (Emre) olmak üzere her 'solo'su Moğollar'ın 60'ların ikinci, 70'lerin ilk yarısında yaptığı her şey