Mucitlere muhtacız

Mucitlere muhtacız. Çünkü gece araba kullanıp da karşıdan gelen aracın uzunlarından gözü kamaşmayan sürücümüz yok, çünkü her yıl binlerce ev hanımı perde takacağım diye düşüp bir tarafını kırıyor, çünkü soba zehirlenmesinden...
Haber: ERDEM KOCAMUSTAFAOĞULLARI / Arşivi

Mucitlere muhtacız. Çünkü gece araba kullanıp da karşıdan gelen aracın uzunlarından gözü kamaşmayan sürücümüz yok, çünkü her yıl binlerce ev hanımı perde takacağım diye düşüp bir tarafını kırıyor, çünkü soba zehirlenmesinden her yıl onlarca can kaybediyoruz, çünkü daha verimli enerji kullanımına ve baca gazlarımızın temizlenmesine ihtiyacımız var, vb. Çok basit şekillerde çözülebilecek sorunlar büyüyüp can ve mal kaybına yol açmadan yenilenmiş ve akıllıca düzeltilmiş teknolojilere ihtiyacımız var.
NTV'nin düzenlediği TürkMucit yarışması bu konuda bir adım veya atılımdı ve buradan bakınca Orhan Tekelioğlu'nun yazdığı ve 30 Haziran 2007'de Radikal Cumartesi'de yayınlanan yazısı bütün bunları ve gerek yarışmacıların büyük çabasını gerekse de düzenleyen kanalın iyi niyetini yansıtmaktan çok uzaktı.
NTV sanırım ilk yarışmasını düzenliyordu ve bu tecrübesizlik final yayınında kendini gösteriyordu. Murat Birsel pek de uygun bir seçim değildi, Cem Yılmaz da 'ben seyredilirliği artırmak için çağrıldım' şeklinde duruyordu (ama yarışmanın sponsorunun TürkTelekom olduğunu ve Cem Yılmaz'ın da TürkTelekom'un yüzü olduğunu unutmayalım).
Yine de finale katılan icatların birçoğu ya hayatımızı kolaylaştıracak anlamlı fikirlerdi, ya can kaybını ve çevre kirliliğini engellemek için geliştirilmiş mekanizmalardı ya da gerçekten 'iyi' buluşlardı.
Kolay hayat
Fidan aşılamayı çok kolaylaştıran 'Otomatik fidan aşı makinası', perde takmak için merdivene çıkmaya gerek bırakmayan 'Perde takmatik', matkap yaparken iki elinizi de kullanmanızı sağlayan 'Matkap gözlüğü', anahtarı içeride unutmayı engelleyen 'Kapı kilidi mekanizması' hayatımızı kolaylaştıracak fikirlerden birkaçıydı.
Soba zehirlenmelerinin engelleyen 'Bacabasmaz', balık çiftliklerinin yarattığı kirlilik sorununu çözen 'Temiz deniz, bol balık', deprem anında gazı kesen 'Sismik gaz kesme cihazı' veya baca gazlarını temizleyen ve yangın olasılığını azaltan 'Baca temizleme filtresi' fikri de can kaybını ve çevre kirliliğini engelleyen anlamlı projelere örnek gösterilebilir.
Bildiğimiz merdiven tanımını değiştiren 'Urfa merdiveni' ve debriyaj kullanımına gerek bırakmayan 'Verkaç şanzıman' da basbayağı 'iyi' buluşlardı.
Bunlardan hepsi değil, sadece biri bile bu program sayesinde hayatımıza girse, örneğin finale kalamayan fikirlerinden birinde olduğu gibi karşıdan gelen arabanın ışığını alan bir sensör otomatik olarak uzunları kısaya çevirse, artık zemine düzgün oturmayan, sallanan merdivenlere düşme korkusuyla çıkmasak veya balık çiftlikleri güzelim sahillerimizi kirletmese, veya en basitinden artık kapıyı çekerken 'anahtarı aldım mı' diye düşünmek zorunda kalmasak bu program amacına ulaşmış demektir. Kaldı ki, niye seçelim, hepsi olsun!
Bu durumda Tekelioğlu'nun "...varolana yaratıcı bir ekleme yapan, yenilikçi (inovatif) bir uygulama ya da yepyeni bir icadın bu topraklarda yapılamayacağını bu yarışma tescilledi" sözü ne yazık ki bu buluşların başarısını görmezden geliyor. Veya "Çoğunun önceden icat edilmiş olabileceği açıktı" sözünden de kendisinin finalden önceki bölge elemelerini ve sonraki yarı finali seyretmediğini anlıyorum. Çünkü daha önce icat edilmiş fikirler yarı finalde elenmişti ve finaldeki icatlar için böyle bir sorun yoktu. Ama tabii ki genel olarak Sayın Tekelioğlu'nun haklı olduğu bir gözlem bu. Özellikle ilk elemelere başvuran birçok mucitin, o fikrin yapılıp yapılmadığını araştırmadığı belli oluyordu. Bu araştırma da birçok zaman basit bir google sorgusuyla bulunabilecek bir şey oluyordu, yeter ki sorgu kelimeleri "güneşi balçıkla sıvama yöntemi bulunmuş mu?" şeklinde seçilmesin.
Sınıf farkı
Ama bu genel gözlem bile o finale kalan 'güzel' insanlara "...sadece gündelik dertleriyle meşgul insanların boş zaman meşguliyetlerinin ürünü bir sürü 'icat' gördük..." dememizi gerektirmiyor.
Ben bir blog yazısında, etkilendiğim Urfa merdivenini anlatmıştım. Ayaklarınızı bir kıskaca geçiriyor ve yukarı kaldırıyorsunuz, istediğiniz yükseklikte 'tak tak' yerine oturuyor. Ellerinizi kullanmanıza hiç gerek yok. Sallasanız bile devrilmiyor. Bunları 'aferin Urfalı Türkmucit' diyerek anlattım. İki gün sonra bu icadın mucidi Murat Nural'dan bir yorum geldi "ilginden dolayı çok teşekkür ederim" diyerek. Bu mucit, değil icadı ile ilgili araştırmaları, kendi ürününün anlatıldığı (ve üstelik kendi adının geçmediği) bir blog yazısına bile ulaşmıştı. Urfa'dan gelen bu mucidi, icadı üzerine çalışmak için işinden ayrılan Mardinli katılımcıyı veya yaşını başını almış ama bir şey yaratayım diye bıkmadan çalışan katılımcıları görünce duygusal yaklaşmamak mümkün değildi.
Tekelioğlu'nun NTV'nin seyircileri ve yarışmacıların aldığı oylar ile ilgili görüşlerine de hiç katılamıyorum. Birinci olan 'Temiz balık çiftlikleri' fikrinin "Beyaz Türkler"den oy aldığını, diğer yarışmacıların destekçilerinin SMS atacak paraları olmadığını ve o kanalı seyretmediğini belirtiyor Sayın Tekelioğlu. Sanmam ki sınıf ayrımı bu yarışmaya da bu denli damgasını vurmuş olsun. Kaldı ki eğitimlilerin ancak kendilerinden birine oy vereceklerini önermek bu programın ötesinde endişelendirici bir durum olurdu.
Balık çiftliklerinin yarattığı kirlilik özellikle kıyı bölgelerimizdeki birçok güzel ilçemizin en önemli sorunlarından biri. Bu konuyla ilgili olanlara balık yemeyi seven birçok kişiyi de ekleyebiliriz muhtemelen. Böyle yararlı bir fikir, bu denli eğitimli biri tarafından sunulmasa da birinci olabilirdi sanırım.
NTV daha çok eğitimli ve orta-üst tabakalar tarafından seyredilse de bu ayrımın Tekelioğlu'nun önerdiği kadar katı olduğunu sanmıyorum. Birçok kahvehanede, taksi duraklarında NTV'nin açık olduğunu görebilirsiniz.
Sonuç olarak, bence de Sayın Tekelioğlu'nun belirttiği anlamda derin devleti sergiliyor bu tarz programlar (Kameramla Kampüste/Tatilde veya Her Evde Bir Hikâye Var gibi). Onları bu yüzden çok seviyorum. Hepsinde farklı yaratıcılıklar ortaya çıkıyor ve hepsi bizim uzaktan büyük genellemelere sığdırdığımız halkımızın aslında ne kadar 'zengin' olduğunu gösteriyor.

ERDEM KOCAMUSTAFAOĞULLARI: GW Üni., doktora