Ne biçim aşk hikâyesi?

Bugün seçim günü. Dolayısıyla yasaklar günü. Düzen ve huzur deyince akla ilk gelenin yasak getirmek olduğu, dirayetli yönetici olmanın ilk koşulunun yasaklar ihdas etmek olduğu inancının güçlü olduğu bir toplumuz.
Haber: AHMET İNSEL / Arşivi

Bugün seçim günü. Dolayısıyla yasaklar günü. Düzen ve huzur deyince akla ilk gelenin yasak getirmek olduğu, dirayetli yönetici olmanın ilk koşulunun yasaklar ihdas etmek olduğu inancının güçlü olduğu bir toplumuz. Dolayısıyla, seçim günü uygulanması doğal olan propaganda yasaklarına ilaveten konulan yasaklarımız var. Örneğin seçim sırasında eğlence yerlerinin, sinema, tiyatro, konser salonlarının kapalı olması gibi. Çünkü seçim ancak asık suratla, eğlenip gülünmeden yapılması gereken bir yurttaşlık görevidir. Ayrıca insanların eğlenceye dalıp seçimi unutmalarının yasaklarla önlenmesi gerekir. Seçim sandıkları kapanana kadar değil, seçim gecesi saat 24.00'e kadar lokantalarda alkollü içki satışı yasağının getirilmesi de aynı zihniyetin tezahürü. Küçük olmalarına rağmen, bir zihniyet dünyasının özelliklerini betimlemesi açısından son derece anlamlı örnekler bunlar. Başka ülkelerde de böyle seçim yasakları uygulamaları var mı, bilmiyorum.
Radikal İki yayın sorumluları da geçen hafta seçim yasaklarına uymamız konusunda bir tavsiye yayınladılar. Ne konularda yazmamızı istediklerini belirtmişler. Yasaklar söz konusu olunca, insan ister istemez yasaklar dünyasını hayal gücüyle aşmak çabasına giriyor. Hayal etmek de yasak olamayacağına göre, buyrun size çok küçük aslında olay bile olmaması gereken ama olay olabildiği için anlamlı bir haber ve onun çağrıştırdığı bir fantezi.
Bundan yaklaşık bir buçuk ay önce, eski Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök'ün Genelkurmay Başkanlığı'nın web sitesinde yer alan özgeçmişindeki bir ifade üzerine bir tartışma başladı. Bu özgeçmiş, "Orgeneral Hilmi ÖZKÖK, Türkiye Cumhuriyeti'nin 24'üncü Genelkurmay Başkanı'dır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'na göre, Başbakan'a karşı sorumlu olan Orgeneral Hilmi ÖZKÖK, barış zamanında Türk Silahlı Kuvvetleri Komutanı; savaş zamanında ise Cumhurbaşkanını temsilen, Türk Silahlı Kuvvetleri Başkomutanı olarak görev yapar" cümleleriyle başlıyordu.
Daha önceki genelkurmay başkanlarının özgeçmişlerinde yer almayan bu "hatırlatma" veya "bilgi", üzerinden aylar, hatta yıllar geçtikten sonra, nasıl olduysa yeni fark edilince, ilk iş bir komplo senaryosu üretmek oldu. Bu ifadelerin, Hilmi Özkök'ü yıpratmak, onun Başbakan'a yani Tayyip Erdoğan'a bağlı olduğunu ima etmek için, sonradan kasıtlı olarak konduğu ihtimali üzerinde duruldu.
Eski genelkurmay başkanları hemen devreye girdiler. İsmail Hakkı Karadayı, "Orada anayasal durumumuzun yazılması istenmiyor ki; orada yalnızca bizlerin özgeçmişi yazılıyor" deyip, ardından "bu konuyu araştırıyorum, gereğini yapacağım" diyerek tepkisini ifade etti. Yapmayı düşündüğü "gereğin" ne olduğunu kendisine kimse sormadı. Hüseyin Kıvrıkoğlu da "Bu ifadenin özgeçmişte yer almasının ne anlamı var. Özgeçmiş bireyin yaşamıyla ilgilidir, anayasal durumuyla değil" dedikten sonra, "Böyle saçmalık olur mu? Bu çok yanlış. Oranın bir standardı var" hatırlatmasını yaptı.
Nokta konamadı
Bunun ardından Hilmi Özkök duruma açıklık getirdi. Kendi görev döneminde, Genelkurmay'ı ziyaret eden yabancılar için hazırlanan İngilizce özgeçmişin, daha sonra çevrilip siteye konmuş olduğunu söyledi. Bu işte herhangi bir kasıt aramanın saçma olduğunu, ayrıca böyle bir ifadenin özgeçmişinde yer almasının kendisini neden rahatsız etmesi gerektiğini anlamadığını, "Oradaki ifade(nin), Anayasa'da yazılanın tekrarından ibaret" olduğunu belirtti. 7 Haziran'da, "İnanın böyle şeyler Hilmi Paşa'yı çok üzüyordur" diyen şimdiki Genelkurmay Başkanı, diğer "üzülenlerin" neden üzüldüklerine hiç değinmiyordu ama genel kanı olaya bir nokta konulduğu yönündeydi.
Ama anlaşılan nokta konamadı. Gereğini yapmak isteyenler, üzülenler, sıkılanlar görev başındaydılar. Sonuçta, 6 Temmuz günü, sitedeki özgeçmişte "Başbakan'a karşı sorumludur" ifadesi kaldırıldı. Bu kez, üzüntü veya sıkıntı yaratanın bu hiyerarşik ilişkinin özgeçmişte hatırlatılması olduğu, bu önlemle vurgulanmış oldu. İş daha da çatallaştı. Ertesi gün, sitede "özgeçmişlerin güncellemeye alındığı" ibaresi yer aldı. Özgeçmişlere ulaşım kapatıldı. Nihayet 18 Temmuz'da internet sitesindeki "Hilmi Özkök mesaisi" sona erdi ve yeniden açılan sitede, artık ünlü olan özgeçmiş standartlaştırıldı. Sıkıntı ve üzüntü şimdilik geride kaldı.
İşte size en sevdiğimiz kurumla ilgili küçük bir hikâye. Doğrusunu söylemek gerekirse, artık görev başında olmayan bir kişinin özgeçmişinde böyle bir ifadenin yer alması pek olağan değildir. Ne de anlamlıdır. Bu bakımdan Hilmi Özkök'ün özgeçmişinden bu gereksiz bilgilerin çıkarılması doğru oldu. Buna karşılık, bu bilgiler Hilmi Özkök görev başındayken özgeçmişinde yer aldığı zaman, yerinde ve doğruydular. Bu nedenle, bugün görev başındaki Genelkurmay Başkanı'nın özgeçmişinin, "Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına göre, Başbakan'a karşı sorumlu olan, orgeneral Yaşar BÜYÜKANIT" ifadesiyle başlamasının herhangi bir sıkıntı ve üzüntü yaratmaması beklenir. Yaşar Büyükanıt emekliye ayrılınca, bu ifade oradan kaldırılır ve görevi devralan orgeneralin özgeçmişine bu bilgi taşınır. İster misiniz, önümüzdeki günlerde Genelkurmayın internet sitesi bir kez daha güncellemeye alınsın ve bu öneri hayata geçirilsin?
Psikologlar yasakların insanlarda fanteziler üretmeye de neden olduklarını belirtirler. Galiba biraz haklılar. Radikal İki yayın sorumlularının koyduğu konu yasakları olmasaydı, ben de böyle fanteziler düşünmüyor olacaktım. Tuğrul Eryılmaz'ın, "bu ne biçim bir aşk hikâyesi" diye söylendiğini şimdiden duyuyorum ama bunun nasıl bir aşk hikâyesi olduğunu en iyi onun anlayacağından da eminim.