scorecardresearch.com

Ne diyem, Mahmut mu diyem?

Ne diyem, Mahmut mu diyem?

İsmail YK.

Her gün üç kadının erkekler tarafından öldürüldüğü bir ülkede, şarkımız da olduğuna göre, daha ne isteyelim ki? Allah'tan belamızı mı?
Haber: CANAN KIZILALTUN / Arşivi

heyttt be artık şahane bir şarkımız var. daha doğrusu kendisini ‘radikal feminist’ olarak tarifleyen kadınların var. eh, her gün üç kadının erkekler tarafından öldürüldüğü bir ülkede, şarkımız da olduğuna göre, daha ne isteyelim ki? allah’tan belamızı mı?
şaka[sı bile kötü] bir yana, feminizmin bu topraklarda ve tüm dünyada hâlâ bir öcü gibi algılanıyor olması, hele de meselenin içindeyseniz, artık komik gelmiyor insana, bildiğin traji-nevrotik...
geçenlerde bir tv programında kadına yönelik şiddetle ilgili söylediklerimi, bir arkadaşımın anne ve babasıyla izlerken “ne kadar öcü” olduğumu bir kez daha idrak ettim. konuşmamı beğenip “aferin kızım, çok doğru anlatmışsın evladım” diyen ‘aile büyüğü’ ölümcül ve gizli silahını son cümleye saklamıştı. “ama ben feminizme karşıyım, böyle ol canımı ye” diyerek beni yere seriverdi.
tabii, fenimizmin pençesine düşmüş bir gafil olduğumdan kelli ben de “aman efendim, ben feminist olduğum için böyleyim” demiş bulundum ki, hemen titretilmek suretiyle kendime getirildim: “olur mu? sen feminist değilsin, iyi birisin” cümlesi, kişisel aydınlanmamı yaşadığım, aklımı ve mantığımı peygamber vitesine alıp yokuş aşağı saldığım anlara denk düşer. yeni neslin anlayacağı tabirle “mavi ekran verdim”...
fakat bu feminizm denen illet ne güçlü bir uyuşturucu, nasıl bir “amarika oyunu”, ne mene bir “siyonis ortaklığı”, ne pis bir “milli birlik ve bütünlüğümüze göz diken dış mihrak işi”ymiş ki arkadaş, aradan birkaç gün geçti geçmedi, kendimi gene eş-dost ortamında “feminizmin ne olduğu ve ne olmadığı konusunda beyin yıkayıp propaganda yaparken” yakaladım.
efendime söyleyeyim, ben bir baktım millete veriyorum gazı: “feminizm yaygın kanının aksine ‘erkek düşmanlığı’ değildir”ler mi istersin, “biz feministler kadın - erkek eşitliğini, cinsiyet eşitliğini ve eşit hakları savunuyoruz” mu istersin, mangalda kül bırakmadım. bak bak bak, laflara bak, iri iri, dana gözü gibi maşallah!
tabii ben böyle hararetli hararetli anlatıyorum, kitle de başıyla onaylıyor, ama aradan bazı bilinçliler çıkmaz mı? “haklısın, doğru söylüyorsun, ama adına feminizm demeyelim, o zaman daha iyi olur” dedi biri. anlattıklarım iyi, gerekçelerim doğru, varmak istediğim sonuç toplumsal açıdan önem taşıyor ama sırf adı feminizm diye hoş olmuyor. “adına feminizm deme...” ne diyem, mahmut mu diyem? 

hey dostum, burada tespitleri biz yaparız! 

hee güldük, eğlendik ama tüm bu gırgır, feminizmin ve feministlerin, hayatın orta yerinde hâlâ bir ‘öcü’ gibi durduğunun ve bu “mahmut diyiciler” var olduğu sürece durmaya da devam edeceğinin kanıtı. çünkü [sadece bu memlekette] 10 ay içerisinde 216 kadın öldürüldü, 519 kadın şiddet, taciz ve tecavüze maruz kaldı ve 96 kadın yaralandı. erkekler tarafından...
çünkü hükümetteki 26 bakandan sadece 1’i kadın, 81 valinin sadece 1’i kadın, 103 rektörden sadece 5’i kadın, 2 bin 924 belediye başkanın sadece 26’sı kadın, 34 bin 210 muhtardan sadece 65’i kadın...
işte feminizm ve feministler bu yüzden var. toplumsal cinsiyet eşitliğini savunmak için, hayata geçirmek için, anlatmak için, anlamak için. kadınlar öldürülmesin diye. çocuk gelinler olmasın diye. kadın yoksulluğu olmasın diye.
kız çocukları okula gönderilsin diye. doğurma ve doğurmama hakkını kullanabilsin diye. rızası dışında cinsel ilişkiye zorlanmasın diye. aynı işi yaptığı erkeklerle eşit ücret alabilsin diye. kaldırımlarda bebek arabalarıyla, pazar arabalarıyla, topuklu ayakkabılarıyla rahatlıkla özgürce yürüyebilsinler diye.
kadın olmanın çocuklara, yaşlılara, engellilere, hastalara, eşlere, annelere, babalara bakmak olmadığını anlatalım diye. bayan olmadığımızı kadın olduğumuzu ve bunda da utanılacak bacak aramızla ilgili bir durum olmadığını anlatalım diye. kimsenin namusu olmadığımızı, erkekliklerini bizim cinsiyetimiz ve varlığımız üzerinden kurmamaları gerektiğini beyinlerine yazalım diye var feminizm ve feministler.
insanca, onurluca, eşit, özgür yaşayabilelim ve cinsiyetimizden dolayı uğradığımız tüm ayrımcılıklara, eşitsizliklere, baskılara, zulümlere son verelim diye var feminizm ve feministler.
yoksa ismail yk’nın üfürdüğü gibi feministler elinde kamçıyla gezen, önüne geleni döven canavarlar değiller. dahası feministler şiddetin her türlüsüne karşıdırlar. komut vermezler, emir vermezler, nutuk atmazlar. her türlü iktidarı, hiyerarşiyi, ezme ezilme ilişkisini reddederler. 

ismail yk, sözüm sana! 

hani yk “matriyarka” diyorsun ya, [sanırım patriyarka demek istedin] “jinokoglaksi” diyorsun ya, (onu hiç bilemedim) işte benim nutkum tutuluyor, mavi ekrandan mavi ekrana bağlıyorum.
sayın ismail yk, “övgü kisvesi altındaki sövgü şarkına” maruz kaldım. sana kısaca hatırlatmak isterim ki, evet biz feministler korkmayız, kendimiz için, biricik hayatlarımızı siz erkeklerle eşit yaşayabilmek için acayip mücadele ederiz. hiç yılmayız sokaksa sokak, evse ev, iş yeriyse iş yeri kısaca hayatın tüm alanlarında yaparız bunu.
“gelsin baba, gelsin koca, gelsin devlet, gelsin cop/ inadına isyan, inadına isyan, inadına özgürlük” diye bağırırız meydanlarda ama bize sopa gösterene sopayla yürümeyiz. zeka, akıl ve duyarlılıktır bizim ‘silahımız’. bunlara paylaşmayı ve üretmeyi ekleriz; meydanlara öyle ineriz
okuruz, hem de çok okuruz, merak ederiz. öğreniriz, bundan da hiç gocunmayız ve bilgimizi paylaşırız, eşitçe kimseye üstünlük taslamadan.
makyaj da yaparız, mini etek de giyeriz, saçımızı da boyatırız, aşık da oluruz, evleniriz de çocuk da doğururuz, erkekleri de severiz. belki kadınları da... zira eşcinsellik de öcü değildir bizim için. haktır, vardır ve evet 2019’da mı yazılır tüm dünyaya bilemem ama bir gün yazılacağı kesin feminizmin tüm yer yüzüne. öperiz seni.

ismail yk’nın ‘marjinal feminist’ adlı başyapıtı
uzaktan geliyor
içimi titretiyor
elinde kamçısı var
tek sözü, söyler, korkmaz gözü
onun gerçek özü
bu nasıl feminist?
özelde yatıyor
nutuklar atıyor
lider benim diyor radikal feminist
komut mu vermiyor
hüküm mü sürmüyor,
bana mısın demiyor
bu nasıl feminist?
bak desen bakıyor
hop desen takmıyor
karizma saçıyor radikal feminist
iktidar sahibi
bazen cabbar gibi
olmuş derebeyi
bu nasıl feminist?
matriyarka, jinokoglaksi tüm dünyaya belki bunlar yayılacak
2019’da bu ünvan tam yazılacak

http://www.radikal.com.tr/111652911165291

YORUMLAR
(1 Yorum Yapıldı)
Tüm Yorumları Gör

ABV...! - sosyologABT

Ne zaman feminist bir yazı yazıcak olsam, içimdeki arabest ismail y.k nın allah belanı versin şarkısını söylüyor. size de öyle olmuş. siz benden evvel ele almışsınız bu mükemmel dualiz mi. Kıskanabilir miyim müsaade ederseniz:)