Nekropsi'yle bağlantı sağlandı

Rock ve türevleri söz konusu olduğunda, beş-altı yıl öncesine kadar Türkiye'den hem nicelik hem de nitelik bakımından düşük ürünler çıkıyordu.
Haber: HİLMİ TEZGÖR / Arşivi

Rock ve türevleri söz konusu olduğunda, beş-altı yıl öncesine kadar Türkiye'den hem nicelik hem de nitelik bakımından düşük ürünler çıkıyordu. Son beş yılda nicelik arttı, nitelikte ise pek değişiklik olmadı. Yine de Türkiyeli birkaç iyi grup sayabilmek mümkün.
Albüm yapmaksızın verilen on yıllık bir aranın özrü pek mümkün olmasa da, Nekropsi'yi, yeni çıkan ikinci albümüyle sevinerek bu gruplara katmak gerekiyor. Tabii bundan sonra arayı bu kadar açmayacaklarını düşünerek...
Ben nasıl edindiğimi hatırlamasam da, 1992'de İstanbul'da kaydedilip posta yoluyla dinleyicisine ulaşan, thrash metal türündeki kasetleri 'Speed Lessons-Part One'ı saymazsak ilk kaset/CD'sini 1996'da 'Mi Kubbesi' ismiyle çıkaran Nekropsi topluluğu, albüm sayısını kısa bir süre önce ikiledi. 16 şarkılık ve 73 dakikalık 'Mi Kubbesi' çıktığında CD formatı Türkiye için yeniydi; çok az sayıda CD basılıyordu ve dolayısıyla insanlar kaset dinleyerek sevdiler Nekropsi'yi. Hem de çok sevdiler. Zamanla 'Mi Kubbesi' albümü yurtdışından da olumlu tepkiler aldı. Sağda solda albümle ilgili yazılar çıktı, hatta grup yurtdışında çalma fırsatını da yakaladı. Kulakta kulağa, Nekropsi büyüdü. 2000 yılına dek, yurtiçi ve dışında (bence az sayıda) konserler verdiler ve sonra da ortalıktan kayboldular. Son olarak Alanis Morrisette'in ön grubu olarak sahne almışlardı. Yaptıkları müziğe 'progressive' tanımının yapılması şaşırtıcı değildi. Gerçekten de bu soy müziğin özellikleri vardı onlarda. Karmaşık yapılı düzenlemeler, uzunlu-kısalı besteler, sertlik ve yumuşaklık arasında iniş çıkışlar, ritim ve ses katmanları vs. King Crimson'dan Iron Maiden'a, endüstriyel müzikten Ortadoğu ezgilerine ve Pink Floyd'a uzanabilen etkilerle Nekropsi bu topraklarda daha önce duymadığımız sesler de üretti. Son bir buçuk yılda ise çekirdek kadro (Cem-Cevdet-Tolga) ısınma turları atmaya başlamış ve bir haftalık stüdyo kaydı da yapmıştı. Zamanla parçalar bitti ve son haline getirildi. 10 şarkılık 'Sayı 2: On Yılda Bir Çıkar' isimli albümde, enstrümantal 'Mi Kubbesi'nin tersine, sözlü şarkılar da var. Topluluk bu sözlerde ise ağır-ağdalı bir tavır yerine yarı kapalı göndermelerle insanı harekete geçirebilecek güçte dizeler yazmış, sözcükleri bölüp parçalamış, tekrarlamış, ters çevirmiş ya da birbirine yapıştırmış, Türkçeyle nazikçe oynamış.
Yeni Papa, yeni albüm
Albümün gün ışığına çıkan ilk şarkısı, Papa'nın Türkiye ziyaretinin kesinleşmesinden önce yazılmış olan 'Die Neue Papa' idi. Dans ritimleri ve melodisiyle, bir kere dinlenmesi bile akılda kalmaya yeten şarkı, yıllar sonra bu albümün hafızalardaki sembolü olacak. Belçikalı grup Front 242 ya da Alman üçlü Deutsch Amerikanische Freundschaft gibi endüstriyel-dans gruplarını da andırıyor 'Die Neue Papa.' Lakin albümün ilk şarkısı, "Gelmekte olan devrim halka yavaşa yavaş sevdiriliyordu" diye başlayan ve Latin alfabesine geçişi kendine has bir tarzda anlatan 'Harf Devrimi'. Beste özellikle gitar ve davullarıyla dikkat çekici. Şu an okuduğunuz gazetede çıkan üç haber başlığından oluşturulan kolajla dile gelen 'Erciyes Şokta', Nekropsi'nin 'progressive' damarını hissettiren harika bir şarkı. Grubun dinleyicileri 'Foklar' şarkısıyla ise 10 yıl öncesine gidecek ve 'Mi Kubbesi'nin ikinci şarkısı 'Fok'u hatırlayacaklar: "Halklar toparlanın/Derhal yakınlaşın..." 'Baba' isimli şarkıda aslında albümün bütününe hakim olan sadelik var ama dinlendikçe bu sadeliğin hiç de sığ olmadığı ortaya çıkıyor. Albümün gizli mücevheri ise bence 'Ebo'. Brenna McCrimmon, Sumru Ağıryürüyen ve Güzin Yenilmez gibi konukların birkaç dizelik vokalleri dışında son derece atmosferik, hüzünlü, şahane bir enstrümantal 'Ebo'. Kapanışta ise sadece 'Bağlama' ve zil var, vokal yok. Önemli bir bilgi daha: Kurban grubundan tanıdığımız Kerem Tüzün bu albümde Nekropsi'nin kadrosunda yer alıyor.
10 yıl gibi çok uzun bir aradan sonra ortaya çıkan bir albümün bütünlükten uzak olabileceği düşünülebilirdi. Geçmişte kalmış, heves edilmiş ama tamamlanmamış, zamana yayılmış besteler, demo kayıtlar biraraya getirilebilir ve organik olmayan, dağınık, hatta ruhsuz bir albüm çıkabilirdi ortaya. Hiç ama hiç öyle olmamış... Albüm çok diri, taze ve tek parça. Sound çok iyi ve rock, punk hatta dans kökenli dinleyicinin bile bulabileceği farklı tatlar var 'Sayı 2'de. Nekropsi'yi 'Mi Kubbesi'yle sevmiş olanlar, hiç ummadık bir zamanda sessiz bekleyişlerinin karşılığını alıyorlar. Yeni dinleyiciler içinse albüm zaten yepyeni!..
Görünen o ki yılın en iyi yerli albümünü Nekropsi kaydetmiş.
Nekropsi/Sayı 2/A.K. Müzik