New York'ta da 'yeryüzü sofrası'

New York'ta da 'yeryüzü sofrası'
New York'ta da 'yeryüzü sofrası'

Brooklyn'de iftar.

"İnananlar, inanmayanlar, her cemaatten, her dinden herkes iftar yemeğine davetlidir"
Haber: H. NAZAN IŞIK / - New York / Arşivi

Ramazan’ın ilk günüydü ve internette İstanbul ’da gerçekleşen iki iftar hakkındaki haberleri okuyordum. Anti-Kapitalist Müslümanlar’ın düzenlediği herkese açık, katılanların, halkın getirdiği yemeklerin sokakta yerde örtüler üzerinde yenen “Yeryüzü Sofraları” iftarı çok etkileyici geldi. New York’ta da buna benzer bir şey bulmak umuduyla Facebook’ta Gezi Direnişi’ni 31 Mayıs’tan beri destekleyenlerin sayfalarına baktım ve Manhattan’dan sadece bir durak ötede Williamsburg, Brooklyn’de bir parkta düzenlenen iftar yemeği davetiyesi gördüm: “İnananlar, inanmayanlar, her cemaattan, her dinden herkes iftar yemeğine davetlidir. Piknik battaniyeni, paylaşmak için yemeğini al gel, Gezi’nin ruhunu canlı tutalım!”
Ben de gittim. 20.00’de oradaydım. Erkendi daha, sadece 7-8 kişi ve yerde iki masa örtüsü üzerine serpiştirilmiş yemekler vardı. İlk dikkatimi çeken hurmaydı. Hava biraz kapalıydı o gün, yağmur yağmaya başladı. Şemsiyeler açıldı, herkes anlaşmış gibi gülerek yemekleri korudu. İftar vakti yaklaştıkça daha da gelenler oldu, iki masa örtüsü beşe çıktı. Çeşitli salatalar, çeşitli peynirler, yaprak dolması, humus, zeytin, suşi çeşitleri, kurabiyeler, kekler, köfte, karpuz, meyveler örtüleri dolduran yemekler arasındaydı.

İnce bellide çay

Birkaç kişi Türkçe bilmiyordu, bazıları için bu ilk iftar tecrübesiydi. ODTÜ’de inşaat ve kadın çalışmaları okumuş ve burada New York’ta da sosyoloji dalında doktora yapmış Hakan Topal, yemeği düzenleyenlerden biriydi. Sohbetimiz sırasında iftar fikrinin nereden kaynaklandığı sorumu “Ben aslında sanatçıyım, iki hafta önce Türkiye ’de ve bir projem için İtalya’daydım. Pazar günü Türkiye’den dönüyordum, uçakta Gezi direnişinde çok önemli yerleri olan Anti-Kapitalistlerin ‘Yeryüzü İftarı’ düzenlediklerini öğrendim. Biz zaten burada 31 Mayıs’tan beri Zuccotti Park, Union Square ve Türk Konsolosluğu önünde ‘Gezi Direnişi’ne destek amacıyla protestolar düzenliyorduk. Neden bir iftar yapmayalım dedik. Biz bunun duyurusunu dün sabah Facebook’taki sayfamızda ve Twitter yoluyla yaptık. İftarın en güzel tarafı insanları bir araya getirmesi. Bugün burada yaklaşık 25 kişi var. Bu sembolik bir tavır, dolayısıyla buradaki iftar İstanbul’dakiyle karşılaştırılamayacak kadar küçük, ama biz gönlümüzce onların yanındayız” diye cevapladı.
Yemek bittikten sonra baktım birisi elinde termos, herkese yetecek kadar ince belli çay bardaklarıyla geldi. Böyle beli ince bardakta çay epeydir içmemiştim. Herkes mutluydu. Sofradan kalkıp, geç saatlere kadar, ellerinde çay bardaklarıyla ayakta sohbetlerine devam ettiler.
Hakan Topal’a “Artık Zuccotti Park’taki sloganlı protestolar, Türk Konsolosluğu önündeki tava, tencere, düdük ve çanlı gösteriler ve Union Square’deki ‘Duran Adam’ protestosu azaldı, şimdi gelecekte neler var?” diye sordum.
Hakan Topal, “Belli eylemler sürekli yenileniyor, aynı Gezi’de olduğu gibi. Biz de burada forumlar düzenliyoruz ve bundan sonra somut adımlarla ne yapılabilir onları tartışıyoruz. Kısa ve uzun zamanda ne yapabiliriz, nasıl katkıda bulunabiliriz tartıştığımız konular arasında” diye cevapladı.
Ben devam ettim: “ Kendinizi nasıl tanımlarsınız? Temel amacınız, isteğiniz ne?” Topal, “Biz ‘Kapsayıcıyız’, yani hiç ayrım yapmıyoruz. Temel istediğimiz şey, parkların insanların olması, Türkiye’de demokrasi olması, herkesin ifade özgürlüğüne sahip olması, basının özgür olması, bizim sivil haklarımızın, vatandaşlık haklarımızın verilmesi. Yani son derece temel şeyler istediklerimiz” diye yanıtladı beni. Artık gözüm kulağım bu ekipte olacak.