Niye kadın kotası?

Kadın Adayları Destekleme ve Eğitme Derneği, KADER'in son günlerde bıyıklı kadınlarıyla gündeme gelen "Haydi Kadınları Seçelim" kampanyası siyasal temsilde kadın kotası konusunu bir kere daha tartışmaya açtı. "Kotaya gerek var mı, yok mu? Kadınlar siyaset kategorisi mi, değil mi?
Haber: YEŞİM ARAT / Arşivi

Kadın Adayları Destekleme ve Eğitme Derneği, KADER'in son günlerde bıyıklı kadınlarıyla gündeme gelen "Haydi Kadınları Seçelim" kampanyası siyasal temsilde kadın kotası konusunu bir kere daha tartışmaya açtı. "Kotaya gerek var mı, yok mu? Kadınlar siyaset kategorisi mi, değil mi? Önce başörtülü olduğu için parlamentoya giremeyen kadınların sorunlarını mı çözelim? Kotalar demokratik siyasetin alanını genişletiyor mu, genişletmiyor mu?" sorularına farklı cevaplar veriliyor. Hem kadın, hem erkek milletvekilleri ve belediye meclisi üyeleri ile derinlemesine mülakatlar yaparak, 1983 yılında "Kadınlar Türkiye'de niye siyasete katılmıyor?" konusunda doktora tezi yazdıktan sonra, o gün bugün bu konuda düşünen bir siyaset bilimci olarak, görüşlerimi yazmak istedim.
Eşitlik için kadın kotası
Evet kurucu üyesi olduğum KADER'in de savunduğu "siyasette kadın kotası"nı destekliyorum. Kadınlarla erkeklerin eşit olduğunun kanunen tanınması fiilen bu eşitliğin sağlanması için gerekli fakat yetersiz bir şarttır. Eşitlik kadınlarla erkeklere aynı şekilde davranarak sağlanamaz. Fiili eşitsizliğin olduğu zamanlarda, eşitlik kadınlarla erkeklere farklı davranılarak sağlanabilinir. Temsil haklarını kullanırken kadınlar halen negatif ayrımcılıkla karşı karşıyadırlar. Pek çok yetenekli kadın, zor şartlara, her türlü toplumsal koşullandırmaya, geleneksel rollere, beklentilere rağmen, doktor, avukat olabiliyor ama erkeklerin oluşturduğu siyasi kulislerin içinde yer alamadığı, erkeklerin belirlediği parti listelerine giremediği için, siyasal hayata temsilci olarak katılamıyor. Ancak kota gibi bir olumlu ayrımcılık yöntemi bu negatif ayrımcılığın izlerini hafifletebilir, fiili eşitliğin sağlanması için bir başlangıç olabilir.
Kotanın kadınların siyasal temsil sorununu kökünden çözeceğini veya "kadınlar siyasal bir kategoridir" diye kota konulması gerektiğini düşünmüyorum. Ama kotaya karşı olanların savunduğunun aksine, kotanın "demokratik siyasetin alanını" genişletmeye katkıda bulunacağını düşündüğüm için kotayı destekliyorum.
Kadınlar vatandaşlık haklarını kullanmak isteyen çok önemli bir grup. Hepimizin bildiği gibi toplumun en az yüzde 50'si kadın. Bu oranın yüksekliği, kadınları pek çok başka gruptan farklı kılıyor. Eğer demokrasi ortak çıkarların ortak katılımla belirleneceği bir yönetim biçimi ise, kadınların kendi sorunlarını kendi dilleri ile ifade edemedikleri bir demokrasi düşünülemez. Bu katılım, "kadınların siyasal kategori" olup olmamasının ötesinde bir demokrasi gereğidir.
Ayrıca kadınların sorunlarını erkeklerin yansıtması bugüne kadar bu sorunları çözüme götürmedi. Kadınlar erkeklerden eğitimsizdir, erkeklerden fakirdir, erkeklerden dayak yiyendir. Kadınların siyasal alanda kendilerini temsil edememeleri, her biri negatif ayrımcılığın parçası olan, bu yapısal eşitsizliklerle de ilişkilidir. Nitekim milletvekilleri, üniversite eğitimi almış, ekonomik bağımsızlığı olan, kendilerine güvenen, siyaseti takip edebilecek zamanı olan kişilerden oluşur.
Böyle bir kadın potası yok değildir ama erkeklerinkine oranla küçüktür.
Kısırdöngüde bir açılım
Bu yapısal sorunların çözülmesi esastır. Kota da tam bu noktada önem kazanır. Yapısal sorunlar çözülmeden, kadınlar siyasete erkeklerle eşit şartlarda katılamaz. Kadınlar siyasete ağırlıklarını koymadıkça da bu yapısal sorunlar çözülmez, en azından 70 yıldır çözülemedi. Kota belki sorunu çözmeyecek ama bu kısırdöngüde bir açılım yaratacaktır.
Çözmemiz gereken sorunların bir sonucu olarak, kota bu sorunlara dikkat çekecek, onları gündemde tutacak ve şimdi yaptığımız gibi bu sorunları tartışmamıza yol açacaktır. Bir an evvel kotadan kurtulup kadın erkek ilişkilerini dönüştürme, normalleştirme gereğini bize hatırlatacaktır. Ümit ederiz ki kota ile seçilen kadınlar, Meclis'te, kendi partilerinin desteği ile kadın erkek ayrımcılığının kökenindeki yapısal sorunlara el atarlar. Tabii bu konularla uğraşmamaları da bir olasılık, ama yine de kotadan vazgeçmek için yeterli sebep değil. Eğer kotayla seçilen kadınlar bu toplumsal dönüşümü değiştirmek için uğraşırlarsa çok önemli adımlar atmış olurlar, eğer olmazlarsa da bu konunun önemini, kotaya gerek duyan bir toplumun kadın temsilcileri olarak gündemde tutarlar. Nitekim seçilenlerin düş kırıklığı yaratması nadir bir durum değildir. Biraz da kadın temsilciler düş kırıklığı yaratmış olurlar. Bu arada farklı bir ses duyabiliriz, farklı sorunlar gündeme gelebilir, genç kızlara siyasete en üst düzeyde katılabilecekleri mesajı verilir, demokratik siyaset alanı biraz olsun genişler.
Son olarak başörtüsü konusuna değinmek istiyorum. Evet yasal engeller yüzünden başörtülü kadınlar parlamentoya giremiyor. Kanımca bu engellerin kaldırılması gerekiyor. Farklı deneyimleri olan kadınlar, farklı öncelikleri etrafında birleşir, bazen koalisyon kurarlar, bazen kurmazlar. Bu birliktelikler zaman içinde de değişir. Ama bu kota için çalışmayı veya kota konusuna, seçimlere altı ay kalmışken öncelik vermeyi niye engellesin?

YEŞİM ARAT: Prof. Dr., Boğaziçi Üni., Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü