scorecardresearch.com

Norveç'ten Kürtçe İbsen izlenimleri

Norveç'ten Kürtçe İbsen izlenimleri
26/09/2010 02:00
Tiyatro Boyalı Kuş, ödül kazandığı Henrik İbsen oyunu 'Nora'yı yazarın doğduğu şehirde Kürtçe oynadı. Ayrıca 'Nora', 13 ve 20 Ekim'de Kumbaracı50'de
Haber: AYDIN ORAK / Arşivi

2009’da Tiyatro Boyalı Kuş, “İbsen Ödülü”nü kazanınca, Nora/Nûrê oyununu oynamak istediğini söyledi. Ben de hemen çekimde olduğum bir filmin setinde başladım Kürtçeye çevirmeye. Birçok maceralı yurtiçi turnesi ve 17. Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali’nden sonra şimdi Norveç’te İbsen Vakfı’nın düzenlediği festival-konferanstayız. 6-12 Eylül tarihleri arasında İbsen’in doğum yeri Skien’deyiz. Küçük bir kent olan Skien’e vardığımızda İbsen’in yaşadığını fark ediyoruz. Nasıl mı? Her yer İbsen heykeli, İbsen Tiyatrosu, İbsen Caddesi, İbsen Vapuru vs. Bir de İbsen’in oyunlarının imgesel figürlerinden oluşan heykeller...
İbsen vapurundan indiniz, İbsen caddesinden geçiyorsunuz, karşınızda İbsen’in heykellerinden yapılan oyun kompozisyonları, tekrar İbsen’in koca heykeli ve şimdi de İbsen Tiyatrosu’ndasınız. Teater İbsen’in labirent gibi sahnesine girince heyecanımız doruğa çıkıyor. O kadar güzel bir sahne ki... Güzel ama biraz da karışık. Hangi kapının nereye çıktığını ancak bir hafta sonunda anlayabiliyorum. Zaten çoğu zaman labirent gibi olan tiyatro binasında kayboluyoruz. İki gün provalarımızı yapıyoruz. Oyun, İngilizce üst yazılı olarak Kürtçe sahnelenecek. Oyun izleyicileri ise Norveçlilerin yanı sıra Hindistan, Amerika , Mısır gibi yerlerden gelen İbsen uzmanları ve tiyatrocular. Toplam üç gösteri yapıyoruz.
Türkiye ’de oyun sahnelerken birçok kez insanların hıçkırıklarına şahit oldum. Bazen komedi oyunlarımızda bile bu gözyaşlarını gördük. Yasaklı bir dilin tiyatrosunu yapıyorduk çünkü. Bu sefer ise Norveç’te bu hıçkırığa şahit olduk. Seyircilerin arasında bulunan Norveçli bir yazar, oyun finalinde Nora’nın kapıyı çarpıp gitmesiyle, hıçkırığa boğuldu. Ve aynı yazar ödül alırken Kürt Nora’yı anarak ikinci kez gözyaşı döktü. Bu durum şunu anlamamıza neden oldu: Kadın sorunu her yerde aynıdır. Ha Norveçli Nora, ha Kürt Nûrê... Çünkü Nora’nın hikâyesi, tüm kadınların hikâyesi. 

Kürt ve Norveçli Nora
Oyun öncesi İbsen’in doğduğu evde Norveçlilerin sahneleyeceği Norveççe Nora oyununu izlemeye gidiyoruz. Evin bir kısmı müze olmuş. İçeri girince Nora’yı oynayacak Norveçli oyuncu bizi karşılıyor ve evin içine davet ediyor. Tüm davetliler Nora’nın oturma odasında yerini alınca oyun başlıyor. Oturma odası, mutfak, çalışma odası, salon, dış kapı, pencere bir bütün olarak gerçek bir oyun mekânı. Nora kapıyı çarpınca gerçekten dışarı çıkıyor. Oyun sonrasında ise Norveç dışından gelen konuklar ve Nora oyun ekibiyle beraber İbsenlerin bir zamanlar ambar ve ahır olarak kullandığı yerde akşam yemeği veriliyor. Bize ilginç gelen Kürt Nora’nın (Şengül Özdemir) Norveçli Norayla, Kürt Torvald’ın (Aydın Orak) Norveçli Torvald’la, Kürt Krogstad’ın (Remzi Pamukçu) Norveçli Krogstad’la karşılaşması oluyor.
Birbirlerinin dilini bilmeyen iki Nora. Aslında birbirlerini yani oyun karakteri Nora’yı çok iyi tanıyan iki Nora karşı karşıyaydı yemek masasında. Anlaşacakları tek dil sanırım beden dili ve gözlerindeki tebessümdü ikisinin de. Nora’lar gözleriyle konuşadursunlar Krogstad’lar çoktan ısınmışlar birbirlerine. Tesadüfün bu kadarı da olmaz dedik ama Kürt Krogstad ile Norveçli Krogstad aynı boydalar neredeyse. Yönetmen Jale Karabekir, karakter dağılımını o kadar yerinde yapmış ki, neredeyse Norveçlilerin karakter dağılımına birebir uyuyor. Tesadüfün bu kadarına, en çok da Kürt Krogstad ile Norveçli Krogstad’ın kısa boylu oluşuna şaşmamak elde değil...
Oyunun dilinin Kürtçe olması ve İstanbul’dan gidip Norveç’te sahneliyor olmak, bir bütün olarak durumu değerli kılıyor. Her ne kadar Türk ve Kürt basını bu olayı sıradan gibi gösterip oyun haberlerini atlasa da Norveçliler gereken önemi verdi. Zaten oyunu ödüllendirmekle gereğini yaptılar. Her yıl dünyanın birçok yerinden İbsen oyunlarını Norveç’e getirip festival yapan İbsen Vakfı, her geçen yıl daha da büyüyeceğe benziyor. O kadar dilin arasına Kürtçe gibi bir dilin ahengini göstermek, gurur vericiydi. Şimdiye kadar Aiskhylos, Gogol, Athold Fugart, Harold Pinter gibi dünya yazarlarını Kürtçede deneyimleyen biri olarak Henrik İbsen’i de bu kervana katmak, 10 sene öncesini düşündüğümde Kürtçenin çeviri tiyatrosunda çoktan bir kıvama geldiğini gösteriyor.
Nora/Nûrê, 13 ve 20 Ekim 2010 tarihlerinde Türkçe üstyazılı İstanbul Beyoğlu’nda bulunan Kumbaracı50’de izlenebilinir.
0212-243 50 51

http://www.radikal.com.tr/102104610210460

YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yazılmamış.