Oh my dog!

Mağaza sahibi Elise Lambin 28 yaşında genç bir Belçikalı, mağazasının ismi "Oh my dog"ı bir parfüm markasından çalmış. Parfüm şu anda Avrupa'da satılmadığı için bu çok "manidar" adı kullanabiliyor.
Haber: ÇİMEN BATURALP / Arşivi

Brüksel- Mağaza sahibi Elise Lambin 28 yaşında genç bir Belçikalı, mağazasının ismi "Oh my dog"ı bir parfüm markasından çalmış. Parfüm şu anda Avrupa'da satılmadığı için bu çok "manidar" adı kullanabiliyor. Çok şaşırdıklarında Anglofonlar çığlığı basarlar ya!
"Oh my god" işte bu da "Oh my dog!" Dublajlı Amerikan dizilerinden geriye kalan bir hayret nidası olarak Türkçemizi de zenginleştirmişti, hayretler içinde. Kapıdan içeri girince benim de söylediğim gibi. Gerçekten "Aman tanrım!"
Önce incilerle bezeli, küçücük askılara takıldı gözüm. Ve en büyüğü 30 santim olan leopar desenli kürk yakalı mantolara... Ve açılınca mama kabı olan birbirinden şık çantalara... Ve pırlantamsı renkli parlak taşlı, incili tasmalara... Ve... ve... ve nereye bakacağımı şaşırdım. Şeker pembesi duvarları, süslü askıları, leopar desenli tahtımsı koltuklarıyla hayatımda gördüğüm en gözalıcı butiklerden birindeyim. Çok garip bir dükkân. İnsanı rahatsız eden, sinir bozucu bir sevimliliği var.
"Oh my dog" lüks ve moda meraklılarının tercihi olan bir köpek butiği. Marketing mezunu Elise kısa sürede ikinci mağazasını açmış. Tek yardımcısı buldog cinsi inci rengi köpeği "Perle". Vakur tavırlı pek sesi çıkmayan ama desteğini her an hissettiren ideal bir ortak! Pembe kadife koltuğunda, kalın, kat katlı boynunda pembe pırıltılı tasması, şişman bir first lady edasıyla etrafı izliyor. Öyle bir havası var ki aslında konuşabilirmiş de sessiz kalmayı daha "cool" bulduğu için konuşmuyormuş gibi. Sahibesinin söylediğine göre yeni bir şey giydirildiğinde pek gururlanıyor, bu mağazadan giyinmeyi seviyor. Ürünlerin tamamı ithal, Kore, Almanya İtalya ve Amerika'dan geliyor. Evcil havyan sektöründe "moda tutkusu" hızla gelişiyormuş. Modaya uygun yaşamayı önemseyenler, köpeklerinin cinsini bile modaya göre seçiyorlarmış. Dediğine göre demode olmamak için bu aralar ilk fırsatta bir "chinois" edinmek şart. Müşterilerin çoğu minik süs köpeği chihuahua sahipleri.
Hoş ve pek şık bir hanım giriyor içeri. Küçük askılarda bebek elbisesi gibi duran, pullu, payetli, fırfırlı etekleri tek tek dikkatle elden geçirdikten sonra birbirinden kokoş üç elbiseyle kasaya gidiyor. Minik chihuahuasıyla tatile gideceklermiş de! Bebek mayosuna benzeyen penye elbiselerden birinin üzerindeki kırmızı pullarla işlenmiş kirazların aynısını şık mağazalardan birinde, şık bir bluzun önünde gördüğümü hatırlıyorum. Utanmasam elbiseyi satın alan kadına söyleyeceğim. Kim bilir belki minik köpeklerle bir örnek giyinmek de modadır... 120 avroya satılan 30 cm'lik yüzde 100 kaşmir köpek kazağını görünce sormak kaçınılmaz oluyor. Peki kimler alıyor bunları? "Müşterilerin çoğu çocuksuz, kariyer sahibi çiftler. Paraları çok, işleri çok, paralarını harcayacak zamanları yok!" Dün bir müşteri üç köpeğinin her birine ayrı renklerde kaşmir kazak almış.
Modanın son kurbanları
Sürrealist bir durum var burada. Ya bu askıları tutan manikürsüz ellerim gerçek değil ya da bu tüllü fırfırlı saten gece elbiseleri. Mağazada insan kendini hayvanların rol aldığı bir çizgi filmin içinde gibi hissediyor. Bay ve bayan köpekler biraz üşümemek, biraz da şıklık için giyinirlermiş. Alışveriş sırasında en yakışan bulunana kadar her bir kıyafet sahipleri tarafından tek tek giydirilip çıkartılarak. Elise'in dediğine göre bu şık kıyafetleri giyen köpekler kesinlikle bunu hissedip daha bir gururla kuyruk sallıyorlarmış. Önümde dördüncü kıyafeti deneyen "Whiskey" en son giydiği askılı lila rengi saten elbisesiyle sevimli bir "fashion victim" gibi görünüyor... Anlaşılan moda kurbanları arasına yeni yeni katılan bu minik köpekciklerle de gözlerimizi eğlendireceğiz bundan böyle. Köpeklerini küçük bir kız çocuğu veya oğlan çocuğu gibi bağırlarına basanlar arasında özel mobilyaları ve dekorasyonlarıyla "özel oda" tahsis edenler bile varmış.
Pembesi bol bir katalog açılıyor. İlk anda bebek odası takımı gibi görünen, üzerleri pati izleriyle süslü beyaz lake gardıroplar, küçük, şirin ve şık köpek yatakları İtalya'dan ısmarlanıyormuş. Bunları alan var mıymış? Tabii ki varmış! Mesela? Mesela geçtiğimiz hafta 45 yaşlarında çocuksuz bir çift. 800 avro değerinde bir takım ısmarlamış.
Şanslı köpeği gördünüz mü diye soracak oluyorum. Elise gülümsüyor. "Hayır, bebek köpek veya köpek bebek iki ay sonra doğacak" diyor! Sadece bakıyorum!..
En son ne zaman bu kadar şaşırmıştım acaba diye düşünüyorum. Tüllerle süslü bir bebek yatağına gözüm takılıyor. Ben sormadan söylüyor. "Hayır bu takımı alanlar deli filan değil. Normal insanlar. İkisi de doktor. Brüksel'in en büyük hastanelerinden birinde çalışıyorlar".
Londra'daki ünlü Harrods mağazasında da böyle ultra lüks bir reyon olduğunu söylüyor.
Benzer bir mağaza da Paris'te varmış. Ama bana burada gördüklerim yeter. Belki de gelişmekte olan bir sektörün "haberidir" bu. Kadınlar için aksesuar piyasası doydukça sıra köpeklerine gelecek gibi görünüyor. Neden olmasın? Yenilik seven tekstilcilere, mobilyacılara, takı üreticilerine duyurulur... Tabii bebek ağlamasındansa, köpek havlamasını tercih eden, zamanı az, parası çok moda düşkünü çiftlere de!
Not: Lütfen bunlar aramızda kalsın. Sekiz yaşındaki golden retrieverımız, pasaklı Badem'in kulağına giderse aile içi dengeler tehlikeye girebilir...