Ortodoks dua ve shake it!

Bu yılki Eurovision maceramız da nihayete erdi. Geçen hafta Cumartesi gecesi yapılan yarışmayı seyretmemek için epey direndim ancak nafile bir çabaydı bu.
Haber: TUĞBA BENLİ ÖZENÇ / Arşivi

Bu yılki Eurovision maceramız da nihayete erdi. Geçen hafta Cumartesi gecesi yapılan yarışmayı seyretmemek için epey direndim ancak nafile bir çabaydı bu. Çünkü benim gibi 70'li yıllarda doğanlar için tuhaf ve trajikomik bir kambur gibi Eurovision. 80'li yılların ortalarından 1997 yılında Şebnem Çoker'in seslendirdiği Dinle adlı parçanın aldığı ilk ciddi başarıya kadar çoğunlukla hezimetle şekillenen kamburu sırtımızdan atan 2003 yılında Sertab Erener'in Every Way That I Can adlı şarkısı olmuştu. Batılılaşma yolundaki en bariz simgelerimizden birini "oryantalist" bir başarıyla taçlandırmıştık. Ne de olsa bu yolda Opera'ya bile katlanmıştık. Naim Dilmener, Eurovision'un "bir yok edici, bir şöhret yok edicisi" olduğunu söylerken haklıydı. Şöyle bir düşündüğümde aklıma Abba topluluğundan başkası gelmiyor. Gerçi yarışmaya katılıp Türkiye'de bahtı açılanlar da yok değildi. Ama onları da kaçımız hatırlıyor? Eurovision'un müzikal derinliğinden ziyade politik bir yarışma, neticelerinin de politik olduğu söylendi hep. 2003 senesi hariç bu sene de böyleydi. Kenan Doğulu, Shake It Up Şekerim ile dördüncü olmasını Doğu Avrupa ülkelerinin birbirlerine oy atmalarına, eşlerin dostların birbirlerini ağırlamalarına ve birbirleriyle oynaşmalarına bağlıyordu. Bu başından beri içinde doğruluk payı taşıyan bir tespit olsa bile, "yarışmadaki her şarkı kulağa aynı şekilde geliyor ve tutarlı biçimde berbat," (Daily Telegraph, Jim White) geliyordu. Dört saat boyunca hipnotize olmuşçasına bir koltukta oturan ve hiç yüreği titremeyen bendeniz de aynı şeyi düşünmüştüm zira. Pek çokları gibi. Oysa ilk defa katılan Sırbistan'a birinciliği getiren Moritva (Dua) adlı şarkısıyla Maria Şerifoviç'in kökenlerinin bu topraklarda olmasını gururla açıklayan büyük medya aynı fikirde değildi. Onlar boğazlarına takılan kılçığı çıkarmak, hazımsızlığı gidermek için illaki "başarı" istiyorlardı. Öyle ya da böyle. Acıklı bir bilinçaltı öyküsü...
Türkiye'nin ilk beş içinde nüfusu Ortodoks Hıristiyan ya da eski komünist ülkelerden olmayan tek ülke olması neyin göstergesiydi? Seyrederken fark ettiğimiz bu durumun dış basında haber olmasının, yarışma hakkında yapılan lezbiyen/transseksüel/eşcinsel tartışmalarının gerekliliği var mıydı? Doğulu ve dansçılarının kostümlerinde yaklaşık 50 bin Swarovski kristali kullanıldığını bilmek hayatımıza ne ölçüde katkıda bulundu? Avrupa'da yaşayan Türklerin SMS'ler vasıtasıyla vücuda gelmeleri gelecek için anlamlı bir sonuca işaret ediyor muydu? Türkiye neden Ermenistan'a 12 tam puan verdi? Yunanistan'dan hiç puan gelmemesi "dostumuzu düşmanımızı" artık -ve kesinlikle- ayırt etmemiz gerektiğini mi göstermişti? Vs. vs. Şarkıların çoğunluğunun İngilizce olarak seslendirilmesi hariç hiçbir vakit ortak bir müzikal dil kurulamadığı sabitlenmiş bir yarışmanın ardından bu soruları sormak mantıklı gibi geliyor. Kimse şarkıları ve tam olarak müziği konuşmuyor. Ortada "tutacağı" varsayılan, öngörülen ve daha önceki senelerin kötü birer taklidi haline gelen ezgiler, ritimler, danslar ve şovlar varken, puanların da gideceği yer belliyken (!) gerek de yok zaten. Dolayısıyla geçen senenin birincisi Finlandiyalı rock grubu Lordi'nin solisti Tomi Putaansuu'nun buyurduğu gibi, kendileriyle birlikte Eurovision'un yüzü sonsuza dek değişmese de, yarışmanın gösteriş ve ucuz sanata teslim olması konusunda oldukça haklı görünüyor.
İngilizlerin yarışmanın ikiye ayrılmasını önerisini, Almanların ise yarışmadan çekilmeyi tartışmasını, birinci olan şarkının çalıntı olduğu iddialarını bir kenara koyup gelecek yıl 53. Eurovision şarkı yarışmasının düzenlenmemesini diliyorum. Gene de pek umudum yok. Daha önce gene Naim Dilmener'in Keşke Olmasa (Radikal İki 30/10/2005) dediği 51. Eurovision da geçip gitti bildiğiniz üzere. Şimdi tüm bunları kapı arkasına süpürelim de mesela en sevdiğimiz şarkıyı açalım sonuna kadar, kulaklarımızın pası silinsin!
Kenan Doğulu'nun Shake It Up Şekerim'i de dahil.