Öteki Malatya

Malatya doğu Anadolu'da yukarı Fırat bölümünde yer alan birçok kültüre ve medeniyete evsahipliği yapmış kadim şirin bir kentimiz.
Haber: HASAN KARAMAN / Arşivi

Malatya doğu Anadolu'da yukarı Fırat bölümünde yer alan birçok kültüre ve medeniyete evsahipliği yapmış kadim şirin bir kentimiz. Kültepe vesikalarında "Melita" şeklinde görülen Malatya'dan Hitit vesikalarında "Maldia" olarak bahsediliyor. Asur İmparatorluk devri vesikalarında ise Meliddu, Melide, Melid, Milid, Milidia, Meleti olarak geçiyor. Urartu kaynaklarında ise Melitea deniyor. Malatya kelimesinin Hititçe "bal" anlamına gelen "melid"den türediği anlaşılıyor. Hitit hiyeroglif kitabelerinde Malatya şehri, bir öküz başı ve ayağı ile ifade ediliyor. Malatya temelleri, Hititler zamanında atıldı ve Hitit devrindeki "Melidu" kasabası bugün değişik isimler alarak Malatya oldu. Bugünkü Malatya, eski Malatya'nın bulunduğu yerden 9 km. uzaktadır. Şehir, 19. yüzyılın ilk yarısında Aspuzu denilen sayfiye bölgesine taşındı. Daha sonra Malatya olarak ismi değiştirildi.
Malatya adeta bir Türkiye minyatürüdür. Türk, Kürt, Ermeni, Süryani, Alevi, Sünni vs. birçok etnik kültür, binlerce yıl barış ve kardeşlik içinde birarada yaşamış. Süryanilerin ilk patrikhanaleri Malatya'da bulunuyormuş. Şimdi yerinde yeller esiyor!
Dünyada ünlü kayısısı ile tanınan Malatya'nin ekonomisi büyük oranda, kayısıya dayalıdır. Şehir, iki Cumhurbaşkanı (İsmet İnönü ve Turgut Özal) çıkardı. Ahmet Kaya, Kemal Sunal, İlyas Salman, Fahri Kayahan, Zerrin Özer, Belkıs Akkale, Selahattin Alpay, Kenan Işık gibi birçok ünlü sanatçının ve Hrant Dink'in de memleketidir Malatya. Aynı zamanda 1960 yılında öldürülen öğrenci gençlik lideri Turan Emeksiz de Malatyalıydı.
Şehir son olarak, barışçıl bir şekilde misyonerlik faaliyetleri yürüten protestan tandanslı, Zirve Yayınevi'ne yapılan korkunç saldırı sonucu bir anda dünya kamouyunun gündemine geldi. Uluslararası basın araştırmadan, basın etiğini de hiçe sayarak önyargılı olarak, Malatya'yı "muhafazakâr ve Mehmet Ali Ağca'nın memleketi" olarak sundu. Bu söylem Malatyalıların ezici çoğunluğunu rahatsız etti. Bundan dolayıdır ki Malatya'daki bütün sivil toplum örgütleri biraraya gelip şehir merkezinden olayın meydana geldiği Zirve Yayınevi'ne kadar yürüyüp, olay yerine kırmızı karanfiller bırakıp insanlık dışı bu katliamı şiddetle protesto etti. Malatya asla bu yakıştırmaları hak etmedi. Hoşgörü ve sevgi kenti olma kimliğini devamlı korudu.
Solun kalesi
Paramiliter karanlık güçlerce gerçekleştirilen Zirve Yayınevi katlimının benzerinin provası 70'lerde yapıldı. Dönemin Malatya Belediye Başkanı Hamidi Fendoğlu yollanan bombalı paketin patlaması sonucu öldü ve ardından, -12 Eylül askeri darbesine giden yolda bir kırılma hattı olan- Alevilerin yoğun olduğu yerlerde, cinayet şebekesi karanlık güçler onlarca kişiyi katledip yüzlerce işyerini yağmaladı. Katliamın ardındaki karanlık güçler halen açığa çıkmış değil.
12 Eylül'den önce Malatya solun kalesiydi. 1954 seçimlerinde Adalet Partisi iktidara geldiğinde, dönemin CHP'si Malatya'da birinci olunca, o dönem Malatya'ya bağlı olan Adıyaman'ı, Malatya'yı cezalandırmak için, Malatya'dan ayırdı.
Malatya 68 kuşağının gençlik hareketinin eylem sahasıydı. Öğrenci gençlik önderleri, mücadelelerini köylüler ve işçilerle buluşturmak için, mücadele filizlelerini Malatya'da toprağa ektiler. İbrahim Kaypakkaya, Teslim Töre, Sinan Cemgil, Deniz Gezmiş ve o dönemin daha birçok öğrenci önderi Malatya'dan mücadeleyi büyüttü. Özellikle Malatya Kürecik bucağı halkı, 68 kuşağı gençlik önderlerini bağırlarına bastı. "Deniz mahkemeye düşmüş avukatı ben olaydım", Kürecik bölgesine ait bir ağıttır. Hatta Türkiyede ilk haşhaş direnişi Malatya'da gerçekleştirildi.
Hoşgörünün, sevginin ve barışın başkenti olan Malatya, nasıl bu duruma getirildi? Evet bu sorunun yanıtı, 12 Eylül darbesinin sonuçları ve onun halen hayatımızı etkileyen, duygularımızı bile kemiren 12 Eylül kültürüdür. Son yıllarda birçok tarikat yurdu ve dershanesi açılmış durumda.
Solun kalesi olan Malatya, 1998'de Cihan Torho adlı öğrencinin faşistler tarafından öldürüldüğü, İncil dağıtan insanların boğazlandığı bir Malatya'ya dönüştürüldü.
Bütün olumsuzluklara rağmen yine de "Malatya, Malatya bulunmaz eşin" şarkısındaki gibi, Malatya bu üzerindeki sisi bir gün mutlaka dağıtacaktır. Ne de olsa güneş 'doğu'dan yükseliyor.

HASAN KARAMAN: İnsan Hakları Savunucusu