Özgün ve özgür, kalender ve çelebi

Özgün ve özgür, kalender ve çelebi
Özgün ve özgür, kalender ve çelebi

Yeşilçam?ın güzel yüzü Nilüfer Aydan ve sinemayla geçen yarım yüzyıl.

'Çirkin Kral'dan Haremde Dört Kadın'a 60'ların en iyi oyuncularından biri olan Nilüfer Aydan, Uçan Süpürge'de onur ödülü alacak

SELEN DOĞAN

1940 yılının şubatında Aydan Canbula olarak dünyaya geldi, bizim onu tanıdığımız adıyla Nilüfer Aydan. ll. Dünya Savaşı’nın karanlık günleriydi. Babası “Sinop” vapurunun telsizcisiydi. Vapur, Kefken adası açıklarında batınca ‘hem babasız hem ekmeksiz’ kaldılar. Sarıyer’de ahşap bir evde kirada oturuyorlardı, anne Mukaddes ve abla Ayla ile. Ayla, Anadolu Film şirketinde sekreterdi. Annesi de çalışıyordu. Taksim İlkokulu’nun ardından öğrenimine Kadıköy Kız Ortaokulu’nda devam etmiş, ne ki maddi zorluklar nedeniyle okulu bitirememişti.
15 yaşındayken Yılmaz Duru’yla tanıştı. Duru, Eşref Kolçak’la birlikte “Ses” operetinde dansörlük yapıyordu. Birlikte Taksim Bahçesi’nde sahneye çıktılar. Seyirci onları çok sevdi, çok tutuldular. Bir dans çifti olarak Amerika ’ya gidip döndükten sonra, sahneler yerini setlere bırakacak ve sinemanın kapıları ‘Nilüfer’ Aydan’a açılacaktı. Evlendiler. Bu evlilikten oğulları Turan dünyaya geldi. Nilüfer Aydan bu evlilikte umduğunu bulamadı ama pişman da olmadı. O sıralar, kendi deyişiyle ‘kütüphanesi zengin, kendi fakir’ bir rejisör olan Halit Refiğ girdi hayatına. Amerikan Koleji mezunu, bilgili, cazip biriydi Refiğ. Nilüfer Aydan, Yılmaz Duru’dan ayrılıp Halit Refiğ’le ikinci evliliğini yaptı. Bu beraberlik, hayatında sinemanın önemli bir rol oynayacağı, ancak, ‘anne’ ve ‘eş’ rollerinin de sürdürüleceği bir dönemin başlangıcıydı. Dönemin pek çok kadın oyuncusu gibi, içine sindirmişti bu roller silsilesini; ihtimal, başka çaresi yoktu. “Ben hem sinema yıldızlığı yapıyor hem de bulaşık yıkıyordum. İstemiştim, evlenmiştim” diye anlatacaktı Aydan o yılları... Derken evde bir şeyler ters gitmeye başlar. Bu evlilik de mutsuzlukla sona erer, Nilüfer Aydan sinemadan uzaklaşır ve üçüncü evliliğini yapmak üzere Mersin’e gider.

Sinema yılları 

Nilüfer Aydan, 1957’de Zeki Müren’in Altın Kafes filmiyle sinemaya başladı. Bir Dilim Ekmek, Yörük Efe, Şehvet Uçurumu gibi filmler ardı ardına geldi. Bunları 1961 yılında Osman Seden’in İki Aşk Arasında adlı filmi izledi ve hemen ardından onu şöhrete bir adım daha yaklaştıracak olan, Halit Refiğ’in Seviştiğimiz Günler’i geldi. Bu filmde, bir araba tamircisine âşık olan Nilüfer’i canlandırdı. Aynı yıl, yine Halit Refiğ’in, senaryosunu Memduh Ün’le birlikte yazdığı Yasak Aşk’ta başroldeydi.
1962’de Refiğ, Şehirdeki Yabancı’yı çekti. Nilüfer Aydan, Türkiye sinemasının en iyi filmlerinden biri olan, bir maden ocağındaki sömürü düzenine tek başına karşı çıkan bir mühendisin öyküsünü anlatan Şehirdeki Yabancı’da Gönül rolündeydi. Atıf Yılmaz’ın Kemal Tahir’in senaryosundan çektiği Yarın Bizimdir, Refiğ’in 1963 tarihli filmi Şafak Bekçileri, Öztürk Serengil’li bir güldürü olan Cüppeli Gelin, Kemal İnci’nin yönettiği Güzeller Kumsalı ve Cüneyt Arkın’lı Yalnız Değiliz, Aydan’ın 60’ların ortalarına kadar rol aldığı filmlerden bazılarıydı.
Bu filmleri, 1964’te İstanbul ’un Kızları ve bir yıl sonra da, en iyi dönem filmlerinden biri kabul edilen Haremde Dört Kadın izledi. 

Türkiye sinemasının kanun, kanunsuzluk, silah, eşkıyalık ve yiğitlik hikâyeleri anlatmaya bayıldığı o yıllarda Kanunsuzlar, Silahına Sarılan Adam, Anası Yiğit Doğurmuş gibi birçok filmde rol aldı. Silahların Kanunu, Ve Silahlara Veda, Çirkin Kral filmlerinde ise rol arkadaşı Yılmaz Güney’di.
70’lerin başında Yeşilçam’daki seks filmleri furyasıyla, pek çok kadın oyuncu gibi Nilüfer Aydan da sinemadan gönülsüzce uzaklaştı. “Güçlü bir oyun sergileme olanağı veren iyi bir senaryoyla seyircilerin karşısına çıkacağım” dediği günlerde, gazinolarda dans ederek hayatını sürdürüyor ve iki çocuğuna bakıyordu.
Nilüfer Aydan’ın sinemaya dönüş filmi, 1983 yapımı ve Recep ve Zehra ve Ayşe oldu. Yusuf Kurçenli’nin yönettiği bu filmin senaryosunda Ayşe Şasa’nın da imzası vardı. Ülkü Erakalın’ın Çiçek’i, Sinan Çetin’in 14 Numara’sı, Yavuz Işıklar’ın Mağrur Kadın’ı bundan sonra geldi. 1986’da Erdoğan Tokatlı’nın Suçumuz İnsan Olmak filminde Kadir İnanır’la birlikte rol aldı. Arada Yarın Artık Bugündür adlı bir TV dizisi de çekti.
1990’ların henüz başında, dini filmler de birbiri ardınca gelmeye başladı. Mazlum-mağdur öykülerinin sosyal içerikli görsel anlatılara dönüştürüldüğü bu filmler, 70’lerin başında çekilen ve daha çok evliyalar gibi kutlu kişiler etrafında çeşitli öyküler anlatan dini filmlere pek benzemiyordu. Mesut Uçakan’ın, hâlâ güncel bir konu olan türban üzerine yaptığı Yalnız Değiliz’de Nilüfer Aydan kapanmak isteyen kızın annesini canlandırıyordu. Aydan’ın göründüğü bir başka dini film ise aynı yönetmenin Kelebekler Sonsuza Uçar’ıydı. Uluslararası bir gey ve lezbiyen filmleri festivaline katılan ilk Türkiye filmi olan Düş Gezginleri çekildiği 1993 yılında SİYAD’ın ‘en iyi beş film’ listesine giren Sinan Çetin imzalı Berlin in Berlin ve Kolera Sokağı sakinlerinin ‘kaderini’ anlatan Ağır Roman’da da unutulmaz oyunculuğuyla Nilüfer Aydan vardı.
2001’de vizyona giren Renkli Türkçe, sinema perdesinde çok kereler görünmüş, onlarca filmin jeneriğine adını yazdırmış Nilüfer Aydan’ın ödül aldığı ilk film oldu. Ahmet Çadırcı’nın Osman Cavcı’nın senaryosundan çektiği Renkli Türkçe, seks filmleri gösteren bir kenar mahalle sinemasının makinisti Sabit’in, bir dönemin ünlü seks filmleri yıldızı Zerrin Öz’e olan saplantılı aşkını anlatıyordu. Nilüfer Aydan hiçbir ücret almadan oynadığı bu filmdeki Zerrin Öz rolüyle Altın Portakal’da en iyi yardımcı kadın oyuncu ödülünün sahibi oldu. Ahmet Çadırcı onun için yıllar sonra şöyle diyecekti, Uçan Süpürge’ye verdiği röportajda: “Ben, Nilüfer Aydan’ı Fransız yeni dalga sinemasının kadın oyuncularının yüzüne benzetirim. Benim Nilüfer Aydan’ımın yüzü Godard’ın karısı ve oyuncusu Anna Karina, Jean Seberg, Audrey Hepburn kadar güzeldir”.
Küçük yaşlarından beri dans eden Nilüfer Aydan’ı belki de ilk kez dansıyla izlediğimiz 2004 tarihli Eğreti Gelin (A. Yılmaz), oyuncunun en göz doldurduğu filmlerinden biri. Atıf Yılmaz’ın son kez yönetmen koltuğunda oturduğu bu filmde kumpanya dansçısı Semiha rolüyle karşımıza çıktı Nilüfer Aydan. Son olarak, Hicran Sokağı’nda (S. Önal) pek çok sinema emekçisiyle birlikte rol aldı.

Onur Ödülü Nilüfer Aydan’ın

11. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali, ‘Uçan Süpürge Onur Ödülü’nü; 52 yıldır Türkiye sinemasına emek verdiği, başrolden karakter oyunculuğuna pek çok filmde rol aldığı, Yeşilçam geleneğinden geldiği halde yeni sinemaya başarıyla uyum sağladığı, zirvede olduğu dönemde bile “yıldız” olmaya çalışmadan bağımsız kimliğini ve özgür ruhunu koruduğu, sinema tutkusunu hiç yitirmediği ve hâlâ sinemada özgün ve farklı karakterleri yaratmaya devam ettiği için Nilüfer Aydan’a veriyor.
festival@ucansupurge.org
0312-427 00 20
http://www.ucansupurge.org