Pış pış haftası

Manhattan'ın üst orta sınıfına mensup şımarık bir çocukla, Mars'tan geldiğini zanneden bir yetimi yetiştirmenin incelikleri nelerdir? Bu hafta çocuk bakımını mesele edinen iki film birden gösterime girdi: The Nanny Diaries/Dadım Âşık ve Martian Child/Merhaba Dünyalı.
Haber: ERMAN ATA UNCU / Arşivi

Manhattan'ın üst orta sınıfına mensup şımarık bir çocukla, Mars'tan geldiğini zanneden bir yetimi yetiştirmenin incelikleri nelerdir? Bu hafta çocuk bakımını mesele edinen iki film birden gösterime girdi: The Nanny Diaries/Dadım Âşık ve Martian Child/Merhaba Dünyalı. İlki, bir bestseller uyarlaması. Emma McLaughlin ve Nicola Kraus'un Türkçe'ye Dadı Günlükleri ismiyle çevrilmiş romanından perdeye getirilen Dadım Âşık, -türdeşi Şeytan Marka Giyer gibi- bir cevval kadın patron hikâyesi. Bu sefer çalışanına kök söktüren, bir moda dergisi editörü değil, zengin bir anne, Bayan X (Laura Linney). Merhaba Dünyalı da bir kitap uyarlaması. David Gerrold'ın romanından perdeye getirilen filmde John Cusack, karısını kaybettikten sonra kendini hayata kapamış bir bilimkurgu yazarını canlandırıyor. Dünyaya Mars'tan gönderildiğini düşünen 10 yaşındaki Dennis'i (Bobby Coleman) evlat edinerek yararlı bir şeyler yapmanın peşinde.
Çocuk bakımına dair bu iki filmin birden gösterime girmesi ilginç bir tesadüf. Diğer bir tesadüf de, iki filmin de görünüşte aile güzellemesi gibi durmasına rağmen bir yerlerden bile isteye fire vererek, aile, ebeveynlik kavramlarının kalın çizgilerini inceltmesi.
Malum, Hollywood çekirdek aile güzellemelerinin beşiği. Eğer ideal yaşam deyince aklımıza anne, baba, iki çocuk ve bahçe içinde kutu gibi bir ev geliyorsa, bunda Hollywood'un sorumluluğu büyük. Ne var ki olayın, alanı vereni belli bir ideoloji aktarımından ibaret olmadığını gösteren yeteri kadar örnek de var.
Dadım Âşık, aileye dair daha farklı bir resim çizeceğinin haberini, meseleyi basit ve şematik bir üsluba indirgeyerek veriyor. Hikâyenin antropoloji meraklısı kahramanı Annie Braddock (Scarlett Johansson), dünyanın farklı yerlerinden toplumların çocuk yetiştirme tekniklerini aktardıktan sonra lafı, Manhattan'lı zengin ev kadınlarına ve paragöz kocalarına getiriyor. Bu grupta çocuk yetiştirmek, kahramanın da bir süre sonra içlerine gireceği dadıların görevi. İşin esprisi ise tüm bu sahnenin doğal tarih müzesi mumyaları eşliğinde aktarılması. Kahraman, zorlu dadılık mesleğine başladıktan sonra ise başından geçenleri saha araştırması yapan bir antropologmuş gibi aktarıyor. Ritüelleriyle, adabıyla bir üst orta sınıf bir Manhattan yaşam rehberi çıkartıyor. Tabii ki bu, Annie'nin farklılığını, bu ortamdaki yabancılığını vurgulamak için gayet elverişli bir yöntem.
Eksantrik aileler
Bir açıdan Dadı Günlükleri'ni kahramanımızın "değerlerinden uzaklaşmış" üst orta sınıfı dize getirmesi, onlara "aile olmanın önemini" yeniden öğretmesi olarak değerlendirmek için de yeterince malzeme var. Ama filmi değerlendirirken bu malzemeyle yetinmek biraz haksızlık. Filmin ideolojisini saptamaya çalışırken çözüme doğru hikâyede hangi öğelerin bertaraf edildiğine bakmak bile Dadı Günlükleri'nin daha karmaşık bir resim çizdiğini gösteriyor. Annie'nin dadılık macerasından arta kalan, pek aile güzellemelerinin dişine göre değil.
Merhaba Dünyalı'da da hikâyenin çözüme nasıl ulaştırıldığı, aile güzellemesinden farklı bir yolun habercisi. Mesele, kendisi de bir uyumsuz sayılabilecek yazar David'in, soyutlanmak için elinden geleni ardına koymayan bir çocuğu uyumlu hale getirip getiremeyeceği. Bu sorunun nasıl hallolduğunun cevabı, sinemalarda. Ama işin, bildik bir aile güzellemesi olmayacağını anlamak için başrolde John Cusack'ın olduğunu bilmek yeterli.
Gerçi Hollywood'un eksantrik karakter sevgisinin haddi hududu yok. Zira bu karakterler, başlarda eğlencenin âlâsını sağladıkları gibi uyum süreçleriyle, o kadar eksantrikliğin de kabul edilemeyebileceğini söylemek için idealler. Ama bu süreci, onları dışlayanları ters köşeye yatırmak için kullanan freak'lerden de yeterince var. Merhaba Dünyalı'nın bu freak'lere katkısı da gayet esaslı. Güneşten korunmak için gündüzlerini mukavva bir kutuda geçiren, beynine kan gitsin diye baş aşağı duran, gönülden uzaylı Dennis. Baba adayı, küçüklüğünü onun kadar eksantrik hallerde geçiren, bilimkurgu yazarı David. Bu ikili, bildik rutinde sosyal hizmet kurumlarına, çevredeki kuşkululara nasıl iyi bir aile kurabileceklerini ıspata çalışıyor. Bu eninde sonunda ailenin ne kadar mühim olduğunu vurgulamaya yarıyor mu, yarıyor. Ama Merhaba Dünyalı'nın alternatif aile önerisi de yabana atılmamalı. Tüm ucubeliğinizle içinde yer alacağınız bir aile...
İki filmin yönetmenlerinin de bu tona katkıları gayet aşikâr. Dadı Günlükleri'nin yönetmenleri Shari Springer ve Robert Pulcini de, Merhaba Dünyalı'nın da yönetmeni Menno Meyjes de hikâyelerini destekleyecek görsel numaralar bulmak konusunda ellerine su döktürmüyor. Ama bu alternatif aile vurgusunu yönetmenlerle de sınırlamamalı. Zira Hollywood'un, baştacı edegeldiği ailenin alternatiflerini sık sık perdeye getirmeye başlaması, "sisteme direnen yaratıcı yönetmenler" açıklamasından daha fazlasını hak ediyor.