POLİSİYELER perdeye!

Bir yanda 'Polis', diğer yanda 'Sis ve Gece'... Yerli imalatta uzun zamandır ihmal edilmiş polisiyeler için en azından şu birkaç hafta, verimli bir dönem.
Haber: ERMAN ATA UNCU / Arşivi

Bir yanda 'Polis', diğer yanda 'Sis ve Gece'... Yerli imalatta uzun zamandır ihmal edilmiş polisiyeler için en azından şu birkaç hafta, verimli bir dönem. Bunlardan 'Sis ve Gece'nin özelliği, yıllar sonra bir polisiye romanı, Ahmet Ümit'in aynı adlı eserini perdeye taşıması. Turgut Yasalar imzalı film, kayıp âşığının (Selma Ergeç) izini süren, teşkilat içi çatışmalar arasında yolunu bulmaya çalışan istihbahratçı Sedat'a (Uğur Polat) odaklanıyor. Böylece polisiye kalıplarını tekrar yerli sinemanın görüş alanına sokuyor.
Filmin başarısı, bu kalıpları zorlamaya mahal vermeden sunması. 'Sis ve Gece', İstanbul'u polisiye kenti yapan son dönem romanların perdedeki uzantısı. Sedat'ın kayıp âşığının izini aradığı Kurtuluş apartmanları, Çatalca'daki ıssız villalar tam sert polisiyelere yakışacak mekânlara dönüşüyor. Yönetmenin bu hikâyeyi karaktere odaklı yürütmesi, Sedat'ın buhranlarını entrikalara yedirmesi, filmin sağlam atmosferinin diğer ayağı.
Hazır 'Sis ve Gece' ile kapı açılmışken insan perdede Celil Oker, Birol Oğuz gibi yazarların yolunu gözlüyor. Ahmet Ümit'in 'Sis ve Gece'sindeki Sedat'ından sonra, Celil Oker'in serinkanlı dedektifi Remzi Ünal da perde yüzü görse fena mı olur?
Malum, polisiye edebiyat 1990'lardan itibaren çıkışta. Ama Türkiye'deki cinayet profilinin (cinnet veya suçun soruşturmaya gerek görülmeden kabul edildiği 'namus' cinayetleri) polisiyeye uygun olmadığı kanısı yaygınsa da, Türk edebiyatında kiriminal olaylara bakışın köklü bir geçmişi var. A. Ömer Türkeş'in Radikal Kitap için yaptığı döküm, bunun ispatı. Kemal Tahir'in takma isimle yazdığı sahte 'Mike Hammer' romanlarının yanı sıra Türkiyeli suç araştırmacıları da yıllardır edebiyat sahnesinde. Peyami Safa'nın Server Bedi mahlasıyla yarattığı 'Cingöz Recai', Vala Nureddin'in 'Yılmaz Ali'si yerli maceraperestler arasında ilk akla gelenler.
Yeşilçam Mike Hammer'a karşı
Yeşilçam da bu kaynaktan hatırı sayılır bir düzeyde beslenmiş. Agah Özgüç'ün 'Türlerle Türk Sineması' kitabı rehberliğinde Yeşilçam tarihinde sayısız polisiyeye, bu tür içinde onlarca da edebiyat uyarlamasına rastlamak olası. Örneğin Vala Nureddin'in 'Yılmaz Ali'si, Faruk Kenç'in 1940 tarihli filminde Suavi Tedü tarafından canlandırılmış. Şarap tüccarının vamp kızı Öjeni'nin cinayeti ekseninde ilerleyen film, 1940'lardan fırlamış atmosferiyle, sık sık perdeye getirilen caz bandlarıyla, gizli geçitlerin, ihtişamlı köşklerin eksik olmadığı mekânlarıyla bugün için bile eğlenceli bir seyirlik. Mike Hammer'ın yerli muadili Murat Davman tiplemesi ise bir sonraki dönemin jönü Orhan Günşiray'a emanet edilmiş. Yorumcuların, ajanlıkla dedektiflik arasında gezinen bir gazeteci olarak nitelendirdiği şiddet yanlısı Murat Davman, meslektaşlarına oranla beyazperdede daha şanslı. Ümit Deniz tarafından yaratılan karakter, Atıf Yılmaz imzalı iki filmle, 1960'ta 'Ölüm Perdesi', 1963'te de 'Azrailin Habercisi'yle perdeye gelmiş. İlkinin senaryosu Kemal Tahir, ikincisininki ise Attila İlhan imzalı. Polisiye uyarlamalarının senaryolarında ünlü edebiyatçılara sık sık rastlanıyor. Örneğin yine Agah Özgüç'e başvurursak Lütfi Ö. Akad'ın 1972 tarihli filmi 'Yaralı Kurt', Graham Greene'in 'Satılmış Adam' romanından Selim İleri tarafından senaryolaştırılmış. Aynı romanın 1961 tarihli bir Memduh Ün uyarlaması da mevcut. 'Güneş Doğmasın' isimli filmde başrol Göksel Arsoy'un.
Arsene Lupin İstanbul'da
Memduh Ün'le Lütfi Ö. Akad'ın polisiye sinemaya, istemeden de olsa ortak katkıları Orhan Kemal uyarlaması 'Üç Tekerlekli Bisiklet'. Film, Lütfi Ö. Akad imzalı, ama bitirmesi Memduh Ün'e nasip olmuş. Jenerikteki yönetmen hanesine de ikisinin ismi birden yazılmış. Bir işadamını öldürmekten aranan kaçağın, (Ayhan Işık) kocası tarafından terk edilmiş bir çamaşırcıya (Sezer Sezin) sığınmasının hikâyesi, aslında yapısını adım adım ilerleyen bir cinayet soruşturmasının üzerine kuruyor. Karakterlerinin sıkıntılarını bu yapıya yedirerek Yeşilçam'ın türe esaslı bir katkıda bulunmasına vesile oluyor. Memduh Ün'ün tamamen kendi çektiği polisiyelerden 'Bire On Vardı' ise William Irish'in romanından uyarlama. Senaryoda Ün'le beraber Akad'ın da imzası var. Kendini bir cinayetin ortasında bulan hırsızın macerasındaki yıldızlar Fatma Girik ile Tamer Yiğit. Metin Erksan'ın perdeye getirmeyi tercih ettiği polisiye karakter, Peyami Safa'nın 'Cingöz Recai'si. Yerli Arsene Lupin 'Cingöz Recai', 1954 tarihli 'Beyaz Cehennem'de Turhan Seyfioğlu tarafından canlandırılmış. Zaten çoğunluğun kafasında da Cingöz Recai, hâlâ Turhan Seyfioğlu'yla özdeşleştiriliyor. Ama 1969'da karakter, Ayhan Işık'ın eğlenceli performansıyla Safa Önal imzalı 'Cingöz Recai'de tekrar perdeye geldi.
TV'de polis/polisiye
Polisiye edebiyatın yakın dönemde kazandığı ivmenin ilk adresi ise televizyon.
Polisiyelerden, ya da polis karakterlerin ağırlıkta olduğu dizilerden 'Alacakaranlık' ve '24 Saat' hâlâ hatırlarda. Furyayı, jeneriğinden itibaren polisiye tarihine saygı duruşunda bulunan, senaryosu Ahmet Ümit imzalı 'Karanlıkta Koşanlar' başlattı (dizi halen, salı günleri 21.30'da Kanaltürk'te yayınlanıyor).
Ahmet Ümit, şimdi de polisiyenin yolunun perdede açılmasına vesile oluyor. Romanı 'Sis ve Gece'nin uyarlaması, uzun süredir gözardı edilen polisiyeye hâlâ sinemamızın dilinin döndüğünü, bu tür için gayet elverişli bir yerde yaşadığımızı gösteriyor. Ve diğer yeni dedektiflerin sinemaya adım atacağı umudunu veriyor. Ne de olsa Yeşilçam'ın hatırı sayılır bir dedektif geleneği var. Kitapçı rafları da polisiye filmler için hazır bekleyen zengin bir maden barındırıyor.