Pop kültür kimin hizmetinde?

Her ne kadar "pop" halk anlamındaysa da "pop kültür" denince halk kültürünün kastedilmediği artık biliniyor. Pop kültür, popüler kültür kavramının bir başka telaffuzu olarak da değerlendirilebilir.
Haber: MUSTAFA ÇAPAR / Arşivi

Her ne kadar "pop" halk anlamındaysa da "pop kültür" denince halk kültürünün kastedilmediği artık biliniyor. Pop kültür, popüler kültür kavramının bir başka telaffuzu olarak da değerlendirilebilir. Popüler kültür, üzerinde hayli tartışılmış bir kavram. Buna haklı olarak "tüketim kültürü" de deniyor. Nihayetinde popüler kültür öyle kendiliğinden ortaya çıkan bir davranış, istek, moda vs. değil, belirli merkezlerden, genellikle de uluslararası/emperyalist/kapitalist kurumların desteklediği ve beslediği bir kültürel olgu olarak karşımıza çıkıyor.
Böyle olunca, pop kültürün olumluluklarını gündeme getirenler olduğu gibi, -ki bunlar elbette pop kültürün nimetlerinden yararlanan kesimler oluyor- onu lanetleyen, bu kültürün milli/manevi bütünlüğe/değerlere zarar verdiğini savunan, halkı yozlaştırıcı bir saldırı pratiği olarak gören kesimler de var. Peki, pop kültür temelde tüketim kültürünü yaymaya çalıştığı gerçeğinin yanı sıra başka amaçlara, örneğin milli/ulusal amaçlara da hizmet etmiyor mu? Sorulması gereken sorulardan biri budur. Bu soru ışığında pop kültür tartışmalarına bakılacak olursa ortaya ilginç ve çelişkili bir durum çıkıyor.
Yerli pop kültürün hedefi
Ulus-devletlerin bazı kurumları ve tabii ki ulusalcılar genellikle pop kültürün ulusal değerleri zayıflattığı yönünde şikayetlerde bulunurlar. Çünkü onlara göre pop kültür emperyalist dış güçlerin "Truva atı"dır. Bu grup, milli değerleri, milli bütünlüğü sağlamak ve devam ettirmek için pop kültüre karşı milli ve topyekûn bir karşı duruşun sergilenmesi gerektiğini savunurlar. Oysa madalyonun diğer yüzünde oldukça farklı bir görüntü vardır. Ulus-devletler ve ulusalcılar, şikayetçi oldukları pop kültürden alabildiğine yararlanmayı ihmal etmezler. Çünkü pop kültürün, kendi amaçları doğrultusunda kullanabilecekleri pragmatik yönünü keşfettiler. Türkiye'de de bu anlamda pop kültür hayli işlevsel bir özellik gösteriyor.
Nitekim Türkiye'de bütün karşı çıkışlara rağmen pop kültür bir yönüyle, devlete resmi ideolojiyi empoze etmek ve sürdürmek bakımından önemli bir hizmette bulunuyor. Mesela, "birleştirici" işlevi olan pop kültürün en uç noktasına kadar yararlanılabiliyor. Türkiye'deki somut durum bunu açıkça gösteriyor zaten. Mesela milliyetçilik, kimi "üst düzey odaklar"ın da ittirmesiyle pop kültürün en önemli öğesi olmuş durumda. Futbolcusundan şarkıcısına, mankeninden "talkshow"cusuna, "popüler yazar"ından "ankırmen/(anchorman/haber spikeri)"ine herkes ırkçılığa varan popmilliyetçiliği pompalama yarışında. Sürekli ve mümkün olan her yolla pompalanan bu "pop kültür", Türkiye'de yaşayan insanların bir kısmını ötekileştirme yolunda büyük bir ilerleme kaydediyor. Her alandan, her camiadan popülerleşmiş veya popülerleştirilmiş kişiler, söylem ve eylemleriyle ötekiyi adeta parmaklarıyla işaret ediyor; dahası bunu bir yarış havasına da dönüştürüyorlar. Aslında aklıselim için oldukça kaygı verici olan bu hezeyandan, devleti idare edenlerin oldukça etkin bir biçimde yararlandıkları net biçimde görülüyor. Elbette başka alanlarda da pop kültürün "birleştirici" özelliği üzerinde durulabilir. (Burada pop kültürün olumlu anlamda birleştirici yönünün olabileceği de dile getirilebilir. Bu mümkün olmakla birlikte, ben, pop kültürün özüne ve amacına aykırıdır diye düşünüyorum.) Ancak görünen o ki özellikle milliyetçilik türü ötekileştirici ideolojiler, popmilliyetçilik yaratırken pop kültürün aktör ve aktristlerinden en üst düzeyde yararlanıyorlar. Düşünülmeden dillendirilen ya da manipülasyon amacı taşıyan bütün şikayet ve itirazlara rağmen popmilliyetçiliği pompalayanlar açıkça pop kültürün nimetlerinden yararlanıyor ve pop kültürün çeşitlenerek yaygınlaşmasına özel bir önem veriyorlar.
Pop kültür, uzun zamandır insanları bazı konularda duyarlı hale getirirken bazılarında da duyarsız hale getirmede veya manipüle etmede bir araç olarak kullanılıyor. Örneğin Batı'dan gelen pop kültür unsurları bir yandan "Türk toplumu"na, "Türk aile yapısı"na, "milli örf ve adetler"ine uygun bulunmazken, diğer yandan şiddetli bir biçimde topluma medya aracılığıyla servis ediliyor. Aslında bu yönüyle yani insanları duyarsızlaştırma konusunda da "birleştirici" işlev görüyor. Bu bağlamda sayısız insanın açlığını göremeyen insanlar, televizyon ekranında ya da gazete sayfasında gördüğü bir kişi/aile için gözyaşı dökebiliyor, ağlayarak "rahatlayabiliyor"; üstelik açlık sınırındaki kişinin bizzat kendisi olduğunu göremeden. Medyada demokrasi, insan hakları gibi konularda "farklı" görüşteki birkaç kişi tartıştırılarak Türkiye'nin ne kadar demokrat olduğu yanılsaması yaratılabiliyor ve "pop", farklı görüşlerden insanların bir panelde tartışmasını Türkiye'nin "demokratik bir ülke" olduğu konusunda yeterli sayıyor fakat aynı "pop" bu kişilerin ya da "popüler olmayan" bazı insanların bir süre sonra sırf görüşleri yüzünden nelerle karşılaştığını merak etmiyor. Ama çok da haksızlık etmemek gerekiyor çünkü pop kültürle "demokrasi gösterisi" sunan "pop medya" yapıyor bunu. Medya ya farklı görüşteki kişileri görmezden geliyor ya da çoğunlukla yaptığı gibi "konuk ettiği" kişilerin, "aykırı görüşteki bu insanlar"ın aslında demokrat olmadığı, çizmeyi aştığı, demokrasiye zarar verdiği yönünde izleyicilerini manipüle ediyor, izleyicilerini yönlendiriyor ve onları ötekiye karşı uyarmanın da ötesinde kışkırtıyor. Sonunda pop kültür, kendi "pop medyasını" ve bu araçla da "pop demokrasi"sini yaratıyor.
Pop kültürün gözönünde bulundurulması gereken bir yanı daha var. Bu da pop kültürün ulus-devlet ideolojisinin ve ulusalcıların işini kolaylaştırdığıdır. Pop kültür azınlıkta olan etnik grup üyelerini iki kez "çarpıyor" (aslında bu, ayrıntılı bir çalışmanın konusu ama burada kısaca vurgulamak yeterli): Birincisi, bu, genel anlamda pop kültürün etkisine maruz kalma olarak beliriyor, ki bundan baskın etnik grubun üyeleri de etkileniyor. İkincisi, egemen kültürün bir biçimde bozulduğunu ve etnik grupların varlığından şikayetçi olduklarını her fırsatta dile getiren seçkinci ve milliyetçilerin işine yarayacak bir "gelişme" olarak pop kültür, azınlıktaki etnik grup üyeleri gençleri bir şekilde resmi kültürün içine çekiyor. Çünkü popüler kültürün öne çıkardığı ve çoğunlukla seçkincilerin/ulusalcıların olumsuz yönde eleştirdiği "sanatçı"lar gençlerin büyük çoğunluğu için bir model/idol oluşturuyor. Bunlardan, farklı etnik grupların üyeleri de etkileniyor doğal olarak. Örneğin Kürt, Arap ve diğer etnik gruplara mensup gençler "Türk popüler kültürü" içinde asimile oluyorlar. Nitekim, devletin resmi ve zor politikalarının bunca yıldır arzu edip de gerçekleştiremediğini "pop kültür", (1970'lerden bu yana ve artırarak) büyük bir başarıyla gerçekleştiriyor.

MUSTAFA ÇAPAR: MKÜ, öğretim üyesi