Profesyonel sporda sendika

Profesyonel sporun giderek popüler hale gelmesi/getirilmesi yeni bir idol sınıfını yaratıyor ve sporu meslek olarak yapan "profesyonel sporcular", kazançları, özel yaşamları ve yetenekleri ile gündemi işgal eder hale geliyor.
Haber: UFUK AYDIN / Arşivi

Profesyonel sporun giderek popüler hale gelmesi/getirilmesi yeni bir idol sınıfını yaratıyor ve sporu meslek olarak yapan "profesyonel sporcular", kazançları, özel yaşamları ve yetenekleri ile gündemi işgal eder hale geliyor. Öyle ki, elit sporcuların kazançları işadamlarıyla, popülariteleri yıldız sanatçılarla kıyaslanıyor. Toplum, bu kesimin sadece elit sporculardan oluştuğu yanılgısına düşüyor, bunların dışındakileri önemsemiyor. Oysa, profesyonel sporcular içinde yıldız/elit olanlar yanında ve onlardan çok daha geniş bir kesim var. Bunlar, profesyonel sporu meslek olarak yerine getiren ama daha az popüler, genellikle ve göreceli olarak daha az kazanan ama profesyonel sporun olmazsa olmazları.
Ülkemizde, profesyonel sporun temel unsuru olan sporcular örgütlenemedikleri için, kendilerini ilgilendiren önemli konularda bile söz hakkına sahip değil. Profesyonel sporda örgütlenme, bir yönüyle profesyonel sporcuların söz hakkı sahibi olması anlamına geliyor. Ama sendikanın amacı bununla sınırlı değildir. Çok kısa mesleki kariyerlerinde, sıradan insanlardan daha yüksek gelirler elde eden profesyonel sporcuların, bu gelirleri değerlendirmeleri, kariyer sonrası dönem için mesleki ve finansal yönden hazırlanmaları da önemli bir gereksinimdir. Belki de hepsinden önemlisi, profesyonel sporun daha şeffaf, hukuk dışı faaliyetlerden arınmış hale gelmesinde sendikanın ciddi bir rol üstlenmesi olacaktır.
Tarihçesi...
İlk sporcu sendikasının 1885'te kurulan Amerikan Beyzbol Oyuncuları Sendikası (National Brotherhood of Professional Baseball Players) olduğu kabul edilir. Bugün, sendikalaşmanın göreceli olarak zayıf olduğu ABD'de dört büyük spor dalında (beyzbol, hokey, futbol ve basketbol) örgütlü profesyonel sporcular faaliyet gösteriyor. Ülke genelindeki ılımlı sendikal faaliyetin tersine, ABD'de örgütlü profesyonel sporcu sendikaları son derece agresif ve etkinler. Uyguladıkları grev ve iş yavaşlatma eylemleri ile ciddi kazanımlar elde ediyor, imzaladıkları toplu işsözleşmeleri ile üyelerine önemli haklar sağlıyor, kendi spor branşlarında bu örgütlere danışılmaksızın karar alınamıyor.
Avrupa'da örgütlü profesyonel sporcu sendikaları ise, ABD'ye göre daha ılımlı. Avrupa'da ilk profesyonel sporcu sendikası 1907'de kurulan ve bugün de faaliyetini sürdüren İngiltere Profesyonel Futbolcular Sendikası (Professional Footballers' Association- PFA). Avrupa profesyonel sporcu sendikalarında, ABD'de olduğu gibi toplu işsözleşmesi ve grev uygulamasına pek rastlanmıyor, Avrupa sendikaları sporcuların sosyal haklarına, kariyer sırasında ve sonrasındaki durumlarına odaklanıyorlar. Ancak Avrupa'da dahi, örgütlenmiş profesyonel sporcu sendikasının bulunduğu hiçbir spor branşında, sendikanın katılmadığı kararlar alınmıyor.
Profesyonel futbolcu sendikalarının oluşturduğu Avrupa merkezli üst örgüt olan FIFPro'ya 2006 yılı itibarıyla 40 ülkeden, 40'ın üzerinde sendika üye. Ama ne yazık ki, üyeler arasında birçok Afrika ve Asya ülkesi bulunmasına rağmen, Türkiye yok.
Bir zamanlar Futbol-İş
Türkiye'de profesyonel sporda ilk ve tek sendikalaşma denemesi 1965'te yaşandı. 1980 darbesiyle faaliyeti son bulan Futbol-İş Sendikası 15 yıllık dönemde 13 kez genel kurula gitti, hiçbir zaman da kayda değer bir üye sayısına ulaşamadı. Futbol-İş Sendikası ile ilgili, o dönemde üyesi olduğu Türk-İş arşivlerinde dahi, herhangi bir belge bulunmuyor. 1980'den bugüne, profesyonel sporda sendikalaşma ile ilgili ciddi sayılabilecek bir adım atılamadı, futbolda Profesyonel Futbolcular Derneği'nin faaliyetleri ise tüm iyiniyetine rağmen gerçek bir kitle hareketine dönüşemedi. Türkiye açısından bir profesyonel sporcu sendikasının kurulmasının önünde herhangi bir hukuki engel yok. Önemli olan bu alanda bir sendikanın kurulmasının gerekliliğine profesyonel sporcuları, en başta da en çok gündemde olan futbolcuları inandırmak.
Faaliyetleri...
Batıda, sendikaların sporculara sağladığı hakların başında, sporcuların tabi olacağı tavan ücret (salary cap) uygulamasının kaldırılması geldi. Özellikle ABD'de, sporcuların alacağı ücretlere üst sınır getiren sistem, sendikaların yoğun uğraşları ile kaldırıldı ya da yumuşatıldı. Sendikaların, faaliyet gösterdikleri spor branşında sporculara yönelik disiplin uygulamalarında üyelerinin yanında yer alması da sıkça görülen bir durumdur. Profesyonel sporda disiplin uygulamaları çok yönlüdür. Müsabakadaki davranışı sebebiyle ihraç edilen bir sporcu, aynı fiil sebebiyle hem kulübünce ve hem de federasyon tarafından cezalandırılabiliyor. Profesyonel sporcu sendikaları bu süreçlerde bir yandan üyesine hukuki danışmanlık hizmeti verirken, diğer yandan disiplin cezası uygulayacak komitelerde yer alarak üyelerine çok yönlü destek sağlıyor. Nitekim, İngiltere'de doping skandalında Adrian Mutu, uyuşturucu skandalında Abel Xavier ve şiddet suçlamalarında Lee Bowyer'in savunmalarında PFA'in ciddi katkıları oldu.
Profesyonel sporcuların en çok destek ihtiyacı hissettiği sakatlık dönemlerinde üyesi oldukları sendikalar, oluşturdukları yardım fonları ya da sigorta olanakları ile sporcunun faaliyetine geri dönmesini sağlıyor. Sendikalar kısa süren aktif sporculuk dönemi ve sonrasında da üyelerine kariyer danışmanlığı, finansal ve hukuksal danışmanlık, antrenörlük eğitimleri, bireysel emeklilik, ölen sporcuların ailelerine maddi destek sağlanması gibi faaliyetleri gerçekleştiriyorlar.
Profesyonel sporcu sendikalarının faaliyetleri, sadece üyelerine yönelik olanlarla sınırlı değil. Üyelerinin popülaritesinden de yararlanan sporcu sendikalarının katıldığı sosyal faaliyetler sendikal sisteme yönelik önyargıları ortadan kaldırır nitelikte. Örneğin, PFA'in "Irkçılığa Kırmızı Kart" (Show Racism Red Card) kampanyasında, ABD Hokey Oyuncuları Sendikası'nın "Kanserle Savaş" (Hockey Fights Cancer) kampanyasında, birçok sendikanın antidoping kampanyalarındaki katkıları büyük oldu.
Bazılarına göre, profesyonel sporcuların sendikalaşması gereksiz. Zira, profesyonel sporcular zaten çok iyi koşullarla istihdam ediliyor ve yüksek ücret düzeyleriyle çalışıyorlar. Bunlar için sendikanın katkıda bulunabileceği bir alan yok. Ancak bu görüş kabul edilemez. Zira, dünyada en yüksek ücretlerin ödendiği NBA Ligi'nde, sporcular arasında sendikalaşma oranı yüzde 95'in üzerinde. Benzer şekilde, İngiltere Premier Ligi'nde futbolcuların sendikalaşma oranı yüzde 90'ı aşıyor.
Profesyonel sporda sendikalaşma başta 'sporcular için gerekli', zira her sporcunun bir şekilde, ekonomik ya da mesleki, sporu yaparken ya da bıraktıktan sonra sendikaya ihtiyacı oluyor. Sendika, sporcuların haklarını korurken aynı zamanda onların kendi branşlarında söz sahibi olmalarını sağlıyor, bu yolla kendilerini ilgilendiren süreçlere kendi temsilcilerinin katılmasına olanak tanıyor.
Profesyonel sporda sendikalaşma, 'sporun kendisi için gerekli'. Zira, bu yolla sporun demokratikleşmesi, sporun ve kulüplerin şeffaflaşması, hukuk dışı uygulamalardan uzaklaşılması, adam kayırma, bölgecilik gibi kuraldışı uygulamaların önüne geçilmesi ve kulüp yönetimlerinin etkisinin kısmen de olsa hafifletilmesi söz konusu olabilecektir.
Profesyonel sporda sendikalaşma, 'sendikal faaliyetin kendisi için de gerekli'. Zira, profesyonel sporcu sendikaları, üye yapısı itibarıyla sempatik sendikalardır ve bu yolla sendikal faaliyete yönelik olumsuz yargıların kaldırılması ve kamuoyunun sendikal faaliyete daha olumlu yaklaşmasına olanak tanınmış olur.
Günümüzde profesyonel spor konusunda her toplum kesimi bir şeyler söylüyor, yorumlar yapıyor, sporcular adına ve sporcular için kararlar alınıyor ama bu kararlara sporcular katılmıyor. Profesyonel sporun ve sporcunun günümüzdeki popülaritesi, onun kolektif bir harekete konu edilmesini gerekli kılıyor. Her sporcunun sendikadan elde edebileceği kazanımlar var. Yeter ki, profesyonel sporun gereklerine ve profesyonel sporcunun gereksinimlerine göre oluşturulmuş bir yapılanma ve örgütlenme olsun...

UFUK AYDIN: Doç. Dr., Anadolu Üni.