Putkırıcı geldi hanııım!

Putkırıcı geldi hanııım!
Putkırıcı geldi hanııım!

?Kürtleri birbirine kırdırma politikası Kürtlerin kendi töreleri midir??

Aç, kimsesiz, dilsiz bırakılmış, devletin suç ortağı aşiretler tarafından köle edilerek yaşayagelmiş, ölümün kıyısından bu yana bir adım atamamış Kürt halkını, törelerle sakatlanmış barbarlar ilan etmek nasıl putkırıcılıktır?
Haber: YILDIRIM TÜRKER / Arşivi

Mardin katliamıyla birlikte kimi putkırıcıların sevinçli bir telaş içinde olduğu görülüyor.  Önce Hadi Uluengin, yaradana sığınıp meselenin özünü ilan etti.
Kürtler, bu töre möre gibi konularla tüm insanlığa ibretlik bir halktır. Bütün bu akıl almaz canavarlıklar onların bağrından çıkar.
Akabinde ilk atışı kaçırdığı için biraz buruk bir dille Ertuğrul Özkök putkırıcılığa soyunduğunu bir kez daha ilan etti. Evet, töre cinayetleri Kürt sorunudur. Türkler hakkında her şey denebiliyor da Kürt sorunu deyince kıyamet kopuyor. Niye? “Yoksa Kürtlerle iligili bir ‘üstün ırk’ faraziyesi var da biz mi bilmiyoruz?”
Şimdi bu putkırıcılık meselesini biraz deşelim.
Az beslenmiş seferberlik medyamızın, biliriz, bir putkırıcılık merakı vardır. Aday zevatın başını elbette Ertuğrul Özkök çekmektedir. Kendisi put gördü mü kalemi kaşınanlardandır vesselam. Benzerlerinin de arada bir başlarını masalarından kaldırıp, Yılmaz Güney’i yeteneksiz, Nâzım Hikmet’i şuursuz, Deniz Gezmiş’i milliyetçi ilan ederek gündem başı tutma çabalarına tanık oluruz.
Putkırıcılık diye bildiğimiz, yerleşik ve sorgulanmaz ideolojik aygıt ve unsurların, eleştirilmesi fevkalâde tehlikeli ‘anıt’ şahsiyetlerin, kısacası devlet ve aygıtları tarafından koruma altına alınmış dokunulmazların tartışmaya açılması, onların itibarlarının sorgulanması ile olur.
Bizim ülkemizde büyük özen ve baskıyla putlaştırılmışlar listesi oluşturacak olsak sözgelimi din kurumundan, ordudan, Atatürk’ün hayatının bilinmeyenlerinden başlayabiliriz.
Dolayısıyla putkırıcılık, şıpınişi edinilmiş bir caka eşliğinde, söylenmesi en azından ayıp, ısrarla savunulmasıysa açıkça insanlık suçu olan ifadeler yumurtlamak değildir.
Galileo Galiei, bir putkırıcıydı. Bilimi en bükülmez dönemini yaşayan din kurumlarının karşısına dikmiş, bambaşka bir dünya resmiyle insanların karşısına dikilmişti.
Edward Said, Filistinli çocuklarla birlikte taş atarken, büyük ihtimalle büyük bir tartışmaya yol açacağını, üniversite kurumu ve ‘şiddetin her türüne karşıyım’ orta sınıflığını taşa tuttuğunun farkında bir putkırıcıydı.
Ülkemizden de örnekler bulmak mümkün elbet. Ama konumuz bu değil.
Konumuz, cesur, müdanaasız, doğru bildiği konuda hayatını tehlikeye atabilecek aydın pozuna özenenlerin eğretiliği.
Eğretiler, çünkü daha birkaç yıl öncesine kadar varlıkları resmen kabul edilmeyen, adlarının telaffuz edilmesi bile yasak olan, daha yeni yeni köylerinin yüzlerce yıllık adlarının geri verilmesi tartışmaya açılmış, ana dillerini konuşan anaları gözlerinin önünde tekmelenen bir halka, üstelik gerçekçilik adına tükürmeyi putkırıcılık, aydın olma hali zannediyorlar.
Konu hassas olmasa gülüp geçeceğiz elbet.
Özkök diyor ki; “Gerçek acıtıcıdır. Kimse kusura bakmasın. Kürtleri inciteceğim diye, bu sorunun adını koymaktan vazgeçmem”.
Gerçek elbette acıtıcıdır. Kimsenin de sizin kusurunuza bakacağını zannetmeyin. Çünkü zaten şimdiye kadar Kürtleri incitmeyeyim diye bir çabaya girmişliğinize tanık olmadık. Kürtler de incinmek için yıllardır sizin bu cümlenizi beklemiyordu zaten. 
Töre diye yalnız Kürtlere yakıştırdığınız kepazelikler manzumesi, yine çok yakın zamana dek ve hâlâ kimi durumlarda yüce yargınız tarafından hafifletici neden olarak görülmüyor mu?
Töreler, tartışmaya açık değildir. Otorite’nin töreler karşısında takındığı riyakâr tavır, koskoca bir toplumu yüzyıllardır baskısı altına almış, onu bir cemaat çimentosuyla birarada tutmuş bir kurumu destekler niteliktedir.
Törenin tabularına bulaşmadan, hatta o örgütlenmeden ulusal bir kimlik inşaatında alabildiğince yararlanarak mutlaklaşmak.
Anadolu insanı duygusaldır, mükrimdir, namusuna çok düşkündür, halkın duygularını rencide etmemeli, törenin parmağı cinayeti işaret ediyorsa, bu ‘haklı bir neden’dir.
Töreyle iktidarın bu kirli alışverişi, bu kanlı pazarlığı şehitler dünyasının yolunu döşer. Ölümün kutsandığı, kimi durumlarda kaçınılmaz, yegâne çözüm olarak desteklendiği o tüketici dilin imlası göğsümüze çökmüş işte. O dilin emzirdiği insanlar vahşetin tetikçileri oluyor işte.
Evet, gerçek, acıtıcıdır.
Üstüne toz kondurmadığınız yüce devletiniz aşiretleri besleyen, onları semirten güç değil mi yoksa?
En kolay hatırlayacağınızı analım; Bucak aşireti ile Genelkurmay’ın sıkı ilişkileri hanginizin bilgi alanı dışında gerçekleşti? Sedat Bucak’a dokunulabildi mi?
Koruculukla taçlandırılan nice aşiret o sizin barbarların topraklarında yüzlerce yıldır kök söktürmüyor mu?
Aşiretleri, töreleri koruyan, sakınan, PKK’yı ille de ve her neye mal olursa olsun yok etmeye niyetli devletimiz değil mi?
Sosyolojik bulgularınız arasında devlet-aşiret ilişkileri yok mu? Pekiyi neden yok?
Aç, kimsesiz, dilsiz bırakılmış, devletin suç ortağı aşiretler tarafından köle edilerek yaşayagelmiş, onlarca yıldır ölümün kıyısından bu yana bir adım atamamış Kürt halkın törelerle sakatlanmış barbarlar ilan etmek size hangi putkırıcılık ödülünü kazandıracak?
Devletin resmi dilini, utanmadan kullandığınızda açık sözlü ve cesur aydınlar mı oluyorsunuz?
Kürtlere küfretmek ne zamandan beri tabu idi de kolları sıvayıp işbaşı yaptınız?
Siyasi doğruculuk bu memleketin dilini ne zamandır lâl etti de sonunda zincirlerinizi kırıp isyanı başlattınız?
Diyarbakır hapishanesinde tarihin benzersiz cehennemlerinden biri fokur fokur kaynarken neredeydiniz? Bakanlarınız, olağanüstü valileriniz ‘Ermeni dölleri’ diye Kürtlere akılları sıra hakaret yağdırırken sesiniz neden çıkmıyordu?
Ordu mensupları oranın kadınlarına tecavüz ederken, buna karşı çıkanları ihbar etmek, onlara hayatı zehretmek dışında bir eyleminiz oldu mu?
İnsanlar öldürülüp toplu mezarlara gömülürken, ormanlar birer birer yakılıp yörenin direy bitey çeşitliliği tüketilirken neredeydiniz?
Pako’nun sayfasında göremedik Güneydoğu’da nesli asker müdahalesiyle tüketilen kuş, börtü-böcek üstüne tek bir satır.
Gerçekler acıtıcıdır elbet.
Kürtleri birbirine kırdırma politikası Kürtlerin kendi töreleri midir?
Kürtlerin bir ırk olduğu yeni kabul edilmişken ‘Kürtler de üstün bir ırk mı?’ diye efelenmenin delikanlılığına nasıl inandıracaksınız?
Sizden kimsenin putkırıcılık beklediği yok.
Yeter ki o çok korktuğunuz ırkçılık yaftasını hak etmeye böylesine can atmayın.