"Daha sol"a ihtiyaç var

22 Temmuz seçimlerinde CHP'nin izlediği politikalar ve aldığı sonuçtan sonra "merkez sol" üzerine tartışmalar yoğunlaştı. CHP'nin Deniz Baykal liderliğinde "merkez sol"dan ayrılıp devletçi-milliyetçi bir çizgiyi benimsemesiyle birlikte...
Haber: SEYFİ ÖNGİDER / Arşivi

22 Temmuz seçimlerinde CHP'nin izlediği politikalar ve aldığı sonuçtan sonra "merkez sol" üzerine tartışmalar yoğunlaştı. CHP'nin Deniz Baykal liderliğinde "merkez sol"dan ayrılıp devletçi-milliyetçi bir çizgiyi benimsemesiyle birlikte "merkez sol"daki boşluğun nasıl doldurulabileceği, AKP'ye alternatif bir "merkez sol"un nasıl yaratılacağı tartışılıyor. Ancak "merkez sol"la sınırlı kalan bir tartışmanın kendisi de fazlasıyla sınırlı. Türkiye'deki sol bundan ibaret olmadığı gibi AKP'ye alternatif oluşturulacaksa bu, neden "merkez sol" olmak zorunda? Ya da sol hareketin tümü dikkate alındığında bir yeniden inşa neden "merkez sol"la başlamak zorunda?
Baykal neden boşalttı?
Her şeyden önce Baykal'ın "merkez sol"u neden boşalttığı üzerinde düşünmek gerekir. O alanda ekmek olduğunu görse başka kapılara gider miydi? Baykal'ın CHP'si, siyasi referansları geleneksel sağ/muhafazakâr partilerden farklı olan AKP'nin karşısına geleneksel "merkez sol" siyasetle çıkılamayacağını gördü. Ya daha sola kayarak, öteden beri izlediği politikaları, örgütlenme modellerini değiştirerek AKP'nin karşısına çıkacaktı ya da daha sağa, daha devletçi ve milliyetçi bir çizgiye kayacaktı...
Baykal sağa dönmeyi tercih etti. Devleti arkasına alarak, bu toplumda güçlü köklere sahip milliyetçiliğe yaslanarak AKP'nin rüzgârını kesebileceğini düşündü. 1999 seçimlerinde Ecevit'in DSP'sinin elde ettiği başarı da Baykal için bir örnek olarak önünde duruyordu. Nitekim 2002 seçimlerindeki CHP, 1999 seçimlerindeki DSP'den farklı değildi. Ve bir kez bu yola girildiğinde artık o devletçi-milliyetçi siyasetin gerektirdiği dönüşüm tamamlanacaktı. 2007 seçimlerine gidilen süreçte artık CHP'nin MHP'nin yanındaki yeri sağlamlaşmıştı. Elde ettiği sonuç biliniyor ve doğrusu "başarı" olarak görenlerin sayısı da pek az değil!
Bu durumda Baykal'ın çekildiği "merkez sol" boşluk şimdi kim tarafından ve nasıl doldurulacak? Bunun toplumsal-siyasal maddesi var mıdır? Varsa nedir? Hangi toplumsal sınıfların veya grupların desteğiyle "merkez sol" yeniden inşa edilecek? İddiam o ki, merkezdeki bir sola değil daha sola ihtiyaç var. Bunun da esas olarak iki nedeninden söz edilebilir. Birincisi, AKP'nin diğer partilerden, daha önce Türkiye'yi yönetmiş sağcı, muhafazakâr partilerden gösterdiği farklılıklardır. Bu durumu anlamadan AKP'ye karşı bir mücadele stratejisi oluşturulamaz. İkincisi ise Türkiye'de "merkez sol" deyince akla gelen CHP deneyiminin yine kendine özgü nitelikleridir. Devletin kurucu partisinin nasıl "solcu" olduğunun bugün bir kez daha hatırlanması gerekir.
AKP farklı mı?
AKP, daha önceki DP, AP, ANAP gibi merkez sağ partileri iktidara taşıyan toplumsal tabana oturmuş ve bu siyasi mirastan beslenmekle birlikte, yine de onlardan farklılıklar gösteren bir parti. Siyasi referansları İslam olan AKP liderlerinin yetiştiği siyaset ocağı farklıdır. Geleneksel sağ kadrolar siyaseti esasen rant için, çeşitli düzeylerde iktidar mevkilerine gelmek ve çıkar elde etmek için yaparken belirli bir "dava"ya bağlı, lafta da olsa bazı ideallerin peşinde değildirler. Toplumun derinliğine nüfuz etmekten ve bu bağlamda örgütlenmekten uzaktırlar. Vaatleri ve gerçekte yaptıkları da iktidar olmanın nimetlerini bölüştürmekten öteye gitmez. Toplumu yeni bir siyasi veya kültürel kalıba dökmek, bu uğurda bazı kavgalara girişmek, statüko ile karşı karşıya gelmek de söz konusu değildir. O zaman bütün bir siyaset anlayışı ve kadroları da buna göre biçimlenir.
AKP'nin bütün bunlardan farklılıklar gösterdiği ortadadır. Bir kere Soğuk Savaş sonrasında harekete geçen dinamiklere yaslanarak gelişen siyasal İslam bu partinin ana rahmidir. Ve Refah Partisi'nden itibaren biliyoruz ki, farklı bir toplumsal örgütlenme ve siyaset yapma tarzı söz konusudur. Büyük ölçüde solun, sosyalistlerin örgütlenme ve çalışma tarzından esinlenen bu anlayış Refah'tan sonra kurulan diğer partilerde ve AKP'de de devam etti. Bugün AKP'nin en sahici siyasi örgüt olduğu, kitlelerle kurduğu ilişkinin seçimden seçime pirinç-nohut dağıtmakla sınırlı olmadığı biliniyor. Evet, geleneksel sağ partilerle örtüşen de birçok özelliği var ama içinden çıkıp geldiği siyasi geleneğin örgütlenme ve çalışma tarzını da kendi koşullarına uygun olarak sürdürüyor.
AKP küreselleşme sürecinin bir ürünü, küreselleşmeye Türkiye'deki sağ siyasetin verdiği özgün bir karşılık. AKP bir yandan, bu dönemin koşullarına uygun bir toplumsal rızayı ve hegemonyayı yeniden üretmeye çalıştı, bir yandan da yükselen İslami dalganın daha radikal noktalara kaymasını engelledi ve sisteme entegre etti. Yani Türkiye'deki siyasi sistem için bir tehlike olarak görülen AKP'nin, aslında sistem için bir "başarı" olarak değerlendirilmesi de mümkündür ve daha doğru olur.
CHP nasıl "solcu" olmuştu?
Şimdi bu özellikleri taşıyan AKP'nin karşısına "merkez sol" nasıl çıkacak? Doğrusu, Baykal'ın Avrupa sosyaldemokrasisinin küreselleşme sürecine Blair veya Schröder ile verdiği yanıttan esinlenen bazı arayışları olmadı değil. Ricky Martin gibi sahneye inmeyi de denedi, Osman Gazi'nin kayınpederinin öğütlerinden de yararlanmaya çalıştı. Ama olmadı. Sonuçta aslına rücu etmekten başka bir yol bulamadı. "Ulus-devlet" formatına sarılarak, devletin kuruluş ilkelerine ve anlayışına yeniden sahip çıkarak küreselleşme sürecine karşılık vermeye kalkışan CHP aslında siyaset alanını terk edip devletin egemenlik alanına çekildi, askeri ve sivil bürokrasinin himayesinde bir mücadeleyi seçti. Yani AKP'ye siyasi alanda meydan okumaktan vazgeçmiş oldu. Ve seçimlerde toplumun karşısına çıkınca da kaybetti...
Daha sola kayarak AKP'ye meydan okusaydı seçimlerde daha iyi sonuç alır mıydı, bilinmez. Belki de alamazdı. Ama gerçek bir muhalefet hareketi gelişirdi ve bu seçimde değilse de bir sonrakinde çok daha iyi sonuç alması mümkündü. Şimdi bu durumda bir sonrakinde de, daha sonrakinde de başarılı olması mümkün değil.
İsmet İnönü'nün başındaki CHP'nin 1960'larda "ortanın solu"nu keşfetmesi TİP'in parlamentodaki etkileyici muhalefeti ve bir toplumsal hareket halinde yükselen sosyalist hareketin zorlamasıyla olmuştu. Bunu tam da bugünlerde hatırlamakta fayda var. Ve o CHP, 1970'lerin başında bir iç mücadele yaşayarak, Turhan Feyzioğlu'nun Güven Partisi'ni içinden çıkararak, Ecevit'le "demokratik sol" bir çizgiye gelmişti. Bugün Baykal'ın CHP'sinin Feyzioğlu'nun Güven Partisi'nden farkı yok. Ve bu parti ile sol açısından bir şey yapılamaz. O partide hâlâ durmaya devam eden bir sol birikim varsa onun da harekete geçmesi "merkez sol" bir oluşumun zorlanmasıyla değil, ancak daha soldan bir hareketin gelişmesiyle olabilir.
AKP'ye kim meydan okuyabilir?
AKP'ye meydan okuyacak bir siyaset esasen sosyalistlerin tarihinde ve mücadele birikiminde var. Ancak sosyalistler AKP'nin karşısına çıkacak bir toplumsal-siyasal örgütlenme oluşturabilirler. RP'den AKP'ye uzanan geleneğin örgütlenme ve çalışma tarzında sosyalistlerden öğrenerek yaptıklarını zaten biliyor ve ortak hafızalarında barındırıyorlar. Bugünkü zayıflık ve dağınıklığa rağmen küçümsenmeyecek sayıda ve yaygınlıkta, deneyimli, özverili siyasi kadroları da var. Tabii bu kadroların -örneğin Necip Fazıl'a İslamcı mı demek uygundur, yoksa İslamcı-faşist demek mi ya da buna benzer- meleklerin cinsiyeti tartışmalarından vazgeçmeye ve ciddi bir zihniyet değişimine ihtiyaçları olduğu da açık. Ama bir kez bu siyasi doğrultuya girilebildiği takdirde, uygun bir siyasi program, liderlik ve toparlayıcı/birleştirici bir örgütlenme ile hızla yol almak mümkündür.
Pek de benzemediğimiz Batı Avrupa'daki sosyal demokrasinin, neoliberalizme eklemlenen modellerini örnek almaya çalışmaktansa, giderek daha fazla ortak yanımızın görüldüğü Latin Amerika'daki sol dalgaya bakmak ve oradan esinlenmek daha akıllıca olmaz mı? Sosyalistlerin tarihlerine ve birikimlerine bu açıdan bakıp, ortaya çıkan koşulları değerlendirip değerlendiremeyeceklerini göreceğiz. Ama ne olursa olsun, solun sosyalist bir anlayışla, 'devrimci bir kitle partisi veya kitlesel bir sol parti' ekseninde yeniden inşası, "merkez sol"un inşası kadar umutsuz bir vaka değildir...