Rant ekonomisi

23 Eylül 2007 tarihli Sabah gazetesinden, İstanbul (Kadıköy-Göztepe'deki) Meteoroloji Bölge Müdürlüğü binasının bulunduğu arsanın iki yıl önce Taş Yapı İnşaat Şirketi'ne satıldığını...
Haber: TURAN YAY / Arşivi

23 Eylül 2007 tarihli Sabah gazetesinden, İstanbul (Kadıköy-Göztepe'deki) Meteoroloji Bölge Müdürlüğü binasının bulunduğu arsanın iki yıl önce Taş Yapı İnşaat Şirketi'ne satıldığını, Şirketin bu arsaya Anadolu Yakası'nın en büyük binalarını (49'ar kat 4 bina) yapmak için proje hazırladığını, Kadıköy Belediyesi ve Mimarlar Odası Anadolu Yakası Şubesi'nin İdare Mahkemesi'ne bu proje planlarının iptali için dava açmasına rağmen, Kadıköy Belediyesi'nin "mecbur kaldığından", dava sonuçlanmadan, projeye inşaat ruhsatı verdiğini öğrendik. Ne iyi ki geçen kısa süre içinde, gazete haberinin olumlu etkisi oldu ve İdari Mahkemesi'nin oluşturduğu bilirkişi heyeti "projenin şehircilik ve plan ilkelerine uygun olmadığına" oybirliği ile karar verdi. Umudumuz, "kat karşılığı" devlet arazisinin satılmasına bir şey yapılamasa da, projenin İdare Mahkemesi'nce durdurulacağıdır. Sonuç, "kat karşılığı" devlet arazisinin satılmasına bir şey yapılamasa da, projenin durdurulmasıdır. Aslında konuya ilişkin gelişmeler, ilk bakışta tekil bir olay gibi görünse de, ülkemizin gerçeklerini anlamak açısından üzerinde durulacak, dahası üniversitelerde kamu ekonomisi derslerinde "örnek olay" (case study) olarak okutulabilecek nitelikte.
Uzmanların neredeyse her gün İstanbul'da beklenen büyük depremin giderek yaklaştığını tekrarlamalarına rağmen, deprem felaketi konusunda Göztepe için son derece gerekli stratejik bir alanın (ki bu alanın stratejik önemi 1999 depreminde kendiliğinden ortaya çıktı, bölge insanı dört gün burada sabahladı) bir inşaat şirketine "yüzde 60 kat karşılığı" satılması haberini ilk duyduğumda, bir vatandaş ve 20 yıldır bu ülkede kamu ekonomisi dersi veren bir öğretim üyesi olarak hissettiklerim büyük bir utançtı. Oğlumdan/çocuklardan, öğrencilerimden/gençlerden, bu karar dolayısıyla utandım!
Utandım çünkü Çevre ve Orman Bakanlığı'na bağlı Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü'ne ait bir Bölge Müdürlüğü arazisinin "kat karşılığı" satılması kararını veren siyasi ve bürokratik kurum, kuruluş ve yetkililerinin hangi "kamu yararı"nı gözeterek bu kararı alabileceği, bu kararla devletin/kamunun hangi açığının kapatıldığı konusunda kendimi ikna edemedim.
Utandım çünkü; çevresindeki binaların 5-10 katlı, sokakların ise yalnızca tek yönlü trafiği kaldırabildiği bir arsaya, "49 katlı 4 binada 288 lüks rezidans" projesinin hangi şehir plancılarınca yerleştirildiği, bu projenin hangi belediye kurullarından geçtiği ve hangi kurumlardan onay aldığı ve tüm bu aşamalarda hangi "kamu yararı" düşüncesinin hakim olduğu sorusunu kendime sormaktan alamadım. İtiraza rağmen, arsanın net alanı değil brüt alanı dikkate alınarak bir proje yapılması ve bunda ısrar edilmesinin sizce nedeni ne olabilir?
Rant kollama
Yormayın kendinizi, ben size sadece iktisatçıların da benzer olayları açıklamakta kullandığı teorik çerçevenin, vatandaşın aklına gelenle aynı olduğunu söylemekle yetineyim: Rant kollama, rant aktarma teorisi.
Bu somut olaydan hareketle, bundan sonra sırasıyla, İstanbul Anakent Belediye Başkanı, Çevre ve Orman (Eski) Bakanı ve Başbakanımızdan "vizyon, hak, hukuk, adalet", sözcüklerini duyduğumda, "rant odaklarının kurutulduğundan" söz etiklerinde, hep "Kral Çıplak" özdeyişini anımsayacağım.
"Benden sonra tufan" zihniyetiyle kamu kararlarının alındığı bir ülkede "hukukun üstünlüğünün" ne kadar önemli olduğunun bir kez daha anlaşılması, devletin "kat karşılığı" elde edeceği gelirin toplumsal faydasıyla, deprem anında çok gerekli olacak boş alan ya da mekânlar bulamamanın toplumsal maliyetinin düşünülmesi, günü geldiğinde hatırlanması için tarihe şerh düşmek isterim.

TURAN YAY: Prof. Dr., Yıldız Teknik Üni.