scorecardresearch.com

Rüşvet, irtikap ve ahlaki çürüme

Rüşvet, irtikap ve ahlaki çürüme
Rüşvet, irtikap ve ahlaki çürüme

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan.

Türkiye toplumunun takriben yarısının rüşvet ve irtikap yanında, "güç ve yetki suistimali" yaptığı konusunda güçlü karineler olan bir kişiye eli titremeden oy verecek olmasının esas izahı, toplumsal çürüme halidir
Haber: AHMET İNSEL / Arşivi

Bugün dünyanın dört bucağında gazeteler aynı anda taransa, karşımıza en fazla çıkacak siyasal nitelikli haber türü, aralarında seçilmişlerin ve kamu görevlilerinin isimlerinin de yer aldığı “yolsuzluk şüphesi” haberleri olur. Polonya’da GlaxoSmithKlina tıp malzemeleri firmasıyla ilgili yolsuzluk soruşturması devam ediyor. BBC’nin Nisan ortasında verdiği habere göre, aynı firmanın Çin, Irak, Ürdün ve Lübnan gibi ülkelerde de benzeri rüşvet mekanizmalarıyla pazar payı sağladığı tespit edilmiş.

Dünyadan örnekler

Yolsuzluğun çok yaygın olduğu Çin’de, Çin Komünist Partisi rejimin siyasal temelini zedeleyeceği endişesiyle bu gidişe dur demek için Ulusal Halk Meclisi Başkan Yardımcısı Li Jianghu hakkında geçen yıl soruşturma başlattı. Büyük bir rüşvet ve irtikap pratiği ortaya döküldü. Fransa’da da eski cumhurbaşkanı Sarkozy ile ilgili iddialar giderek ete kemiğe bürünüyor. Sarkozy’nin, 2007 cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde, seçim kampanyasını finanse etmek için Libya diktatörü Kaddafi’den 57 milyon avro aldığı iddiası, geçtiğimiz hafta yayımlanan bir kitapla daha da somutluk kazandı. Catherine Graciet, ‘Bir İhanetin Gizli Hikâyesi’ başlıklı kitabında, iki defada yapılan bu ödemenin doğrudan şahidi olduğunu söyleyenlerin iddialarını aktarıyor. Kitapta, petrol ürünlerinden silah ticaretine çok geniş bir yelpazede aracıların nasıl bu yolsuzluk çarkının dişlilerini yağladığını, kamu otoritesinin taraf olduğu satış veya alışların geniş bir diplomatik ağın da içinde olduğu bir kamu kaynağı paylaşımına nasıl döndüğünü anlattığı ilk bölüm, son derece önemli.
İspanya’da Başbakan Mariano Rajoy’un partisinin finansmanının nasıl kamu ihaleleri karşılığı alınan paralarla beslendiğini, Rajoy’un güvenilir adamının ifşaatlarıyla ortaya çıktığını daha önce Radikal İki’de ele almıştık. Konu kapanmadı ve Rajoy ve partisi bu yolsuzluk iddialarından, İspanya’nın 2008 krizi nedeniyle yürütmek zorunda kaldığı çok ağır kemer sıkma politikasından daha fazla yara aldı. Örnekleri Güney Amerika’dan, Afrika’dan çoğaltmak mümkün.

Gelelim memlekete


Türkiye ’de hükümette uzun yıllar görev yapmış dört bakan hakkında yolsuzluk soruşturma komisyonu kurulması kararı, AKP ’nin haberin üzerini örtme, iddiaların basında en az yer almasını sağlama çabalarıyla birlikte, mecliste karara bağlandı. Bu komisyondan çıkacak karar ve rapordan çok, komisyonda yer alacak muhalefet partileri üyelerinin dikkat, beceri ve çalışkanlıkları etkili olacak. Daha önce iktidar partisi üyelerinin çabalarıyla sonuçsuz bırakılan birçok komisyon çalışması, muhalif bazı milletvekillerinin uğraşları sonucunda kamuoyuna çok değerli bilgiler sunulmasına aracılık etmişti. AKP çoğunluğunun bu komisyonun çalışmalarını cumhurbaşkanlığı seçimleri sonrasına erteletmeye çalışması beklenir. Ama ne yapılırsa yapılsın, fezlekelerden basına yansıdığı kadarıyla ortada çok somut suç karinelerinin olduğu rüşvet ve irtikap iddiaları var. Bunların araştırılması sadece komisyon üyelerinin görevi değildir.
Benzer iddialar hükümetin başının çevresi için de geçerli. Hükümet bütün bu iddiaları ve soruşturma girişimlerini 17 Aralık darbesi olarak tanımlayıp, rüşvet ve irtikap suçu şüphelerinden bahsedenleri “darbeci” veya “darbe yandaşı” ilan ederek, etkisiz kılmaya çalışıyor. Bunda başarısız olduğu söylenemez. Bu başarıda, Tayyip Erdoğan ile AKP’yi ehveni şer olarak gören geniş bir seçmen kitlesinin ve onların bu yöndeki değerlendirmelerini onaylamak ve pekiştirmek görevini üstlenmiş güçlü bir medya ordusunun payı büyük. “Darbe” kelimesinin ikili kavramını büyük bir ustalıkla kullanıyor kıvrak kalemler, AKP danışmanları ve Tayyip Erdoğan. Hükümete karşı darbe yapmakla, iktidar partisine darbe vurmanın veya vurmaya teşebbüs etmenin aynı şeylermiş gibi algılanmasını ustaca başarıyorlar. Halbuki 17 ve 25 Aralık soruşturma girişimlerini sadece hükümete karşı darbe olarak tanımlamak, dünyada bütün iktidarlara açılan soruşturmaların bir hükümet darbesi girişimi olduğunu kabul etmek demektir. 17 ve 25 Aralık soruşturmalarının arkasında hükümeti yıpratma anlamında, hükümete ve özel olarak Başbakan’a darbe vurma çabasının olduğu açık. Ama hükümetin yıpratılması girişimi, üstelik güçlü ve haklı gerekçelere dayanıyorsa, demokratik rejimde temel haklardan biri. Sadece muhalefetin değil, tüm yurttaşların temel haklarından biri bu. İktidara darbe vurma girişimlerini iktidarı yasadışı yollarla devirmeye çalışmak, darbe yapmak olarak tanımlamak, rüşvet ve irtikap iddialarının araştırılmasını engellemeye çalışmak, işlendiği iddia edilen suçların gizlenmesine yardımcı olmak demektir.

Toplumsal çürüme

17 Aralık soruşturmalarının arkasında örgütlü bir güç olduğu iddiası da, ortaya bunun somut delilleri halen konmamışsa da, güçlü karineleri olan bir iddia ve demokratik düzen için rüşvet ve yolsuzluk kadar vahim bir tehdit. Ama böyle bir örgütlenmenin varlığını teşhir etmekle yetinmek bugün iktidar partisi üyelerinin ve yandaş çevresinin karıştığı rüşvet ve yolsuzluk iddialarını itibarsızlaştırma işlevi görüyor sadece.
Türkiye toplumu çok ciddi bir sınavdan geçiyor. Birkaç ay sonra ilk kez cumhurbaşkanı doğrudan referandumla seçilecek. Ve seçmenlerin takriben yarısı, evinde çok yüklü miktarda para tutan ve oğluyla yaptığı “paraları sıfırla” konuşması kamuya mal olmuş bir kişiye, aday olursa oy verecek. Bu davranış türlü çeşit sosyolojik değerlendirmeyle izah edilebilir. Siyasal olarak alternatifsiz bırakılmış olmanın çaresizliğine yorulabilir. Kimlik siyasetinin bir kimlik savaşına dönüştüğü ortamda, bu savaşın reflekslerinin diğer değerlendirmelerin üzerini örttüğü öne sürülebilir. Bunların hepsi doğru da. Ama Türkiye toplumunun takriben yarısının rüşvet ve irtikap yanında, “güç ve yetki suistimali” yaptığı konusunda güçlü karineler olan bir kişiye devletin en üst makamına yerleşmesi için eli titremeden oy verecek olmasının esas izahı, toplumsal çürüme halidir.

Alınlarının karası

Rüşvet ve irtikap, güç ve yetki suistimali elbette sadece Türkiye’de karşımıza çıkmıyor. Yukarıda verdiğimiz örnekler, buzdağının görünen kısmı bile değil. Ne var ki, bu suç iddialarının üzerini iktidarın örtmeye çalışmasını alkışlayarak, bu iddiaların merkezinde yer alan kişiyi başkan seçerek demokratik bir toplum olmaya devam ettiği iddia edilen örnek bulmak pek kolay değil. Evinde çok yüklü miktarda para sakladığı konusunda kuvvetli karineler olan bir kişinin cumhurbaşkanı seçilmesi olağan bir gelişme olmayacaktır. Bunu olması gereken, olağan bir gelişme olarak sunmak, değerlendirmek çabasında olanlar ise, alınlarında bu ahlakiliği şaibeli duruma, çürüme haline peştamal tutuyor olmanın karasıyla yaşayacaklardır.


    http://www.radikal.com.tr/119128311912830

    YORUMLAR

    Bu habere henüz yorum yazılmamış.