Sahneden atlıyorum, gözlerim kapalı...

Punk rock'ın doğum yeri Amerika, daha doğrusu New York'tur. Ama onu dünyaya bir alternatif dünya hayali olarak sunan İngiltere ve onun işçi sınıfından çıkan asabi yeniyetmeler oluşturdu. Ne var ki, punk hayali kısa süren bir düştü.
Haber: MERT EMCAN / Arşivi

Punk rock'ın doğum yeri Amerika, daha doğrusu New York'tur. Ama onu dünyaya bir alternatif dünya hayali olarak sunan İngiltere ve onun işçi sınıfından çıkan asabi yeniyetmeler oluşturdu. Ne var ki, punk hayali kısa süren bir düştü. Elbette ki, endüstri bu kadar ilgi gören bir oluşumu alıp etrafını yontacak ve geniş kitleler tarafından tüketilen bir meta haline getirecekti. Sonuç, 80'lerin gözdesi new wave oldu. 'Turning Japanese' veya 'My Sherona' gibi şarkıların lokomotifliğinde, yeni yeni emeklemeye başlayan MTV'nin de yoğun desteğiyle genelde tek şarkılık kariyerleri olan içi boşaltılmış, omurgası kırılmış, yozlaşmış ve bilinçsiz bir müzik sınıfı yaratıldı nerededeyse. Bu noktada bu yeni oluşuma karşı tepki yine punk'ın doğduğu yerden, Amerika'dan geldi. Gürültülü, hızlı, tutkulu, kışkırtıcı ve son kertede herkese has.iri çeken bir zihniyetin beslediği bu yeni oluşum ismini bulmakta da gecikmedi: Hardcore punk. Ulus çapında ki bu oluşum belki milyonlar satan albümler çıkarmadı, hatta grupların büyük çoğunluğu kendi yerel ortamlarının dışına dahi çıkamadı ama eğer hardcore punk olmasaydı ne grunge olurdu, ne metalin sert kategorileri ne de Metallica, Red Hot Chili Peppers gibi müzikal altyapısını oradan almış gruplar.
DVD'si de gelse
Ne var ki, o dönemle ilgili bugüne kadar yapılmış çok derin bir çalışmaya rastlamak pek mümkün değil. Bugüne kadar janrı ve kültürü bir bütün olarak en kapsamlı değerlendiren çalışma, eski bir organizatör olan Steven Blush'ın 2001 tarihli 'American Hardcore: A Tribal History' kitabı. Beş yıllık bir araştırma ve mülakatların sonucu olan çalışma, sadece bir bölgeye yoğunlaşmak yerine Amerika'nın çeşitli bölgelerindeki hardcore kültürünü incelemiş ve konu hakkında birinci elden bilgiler sunmuştu. Şimdi ise kitabın yayın tarihinin üzerinden geçen beş senenin ardından Blush, 'American Hardcore: The History Of American Punk 1980-1986' ismiyle hem CD hem de belgesel olarak DVD formatında bu çalışmayı zenginleştiriyor. DVD'si Türkiye'ye gelir mi bilinmez ama Balet çok hayırlı bir iş yaparak gerçek bir arşiv değeri taşıyan 'American Hardcore...' albümünü memleketin müzik raflarına yerleştirilmek üzere getirmiş durumda.
Albüm Henry Rollins öncesi Black Flag'in 'Nerveous Breakdown'ıyla açılıyor. Siyah punk grubu Bad Brains'in 'Pay To Cum' ile birlikte (ki o da bu albümde mevcut) hardcore punk'ın ilk şarkılarından olarak kabul edilen şarkı aynı zamanda gerek Black Flag'in, gerekse hardcore punk janrının en olağanüstü şarkılarından. Henry Rollins tarafından Black Flag'den atılan Keith Morris'in grubu Circle Jerks 'Red Tape' ile temsil edilirken, bu alt türe 'Hardcore '81' adlı albümleriyle ismini veren D.O.A. 'Fucked Up Ronnie' ile kendini tanıtıyor. "Straight edge" akımının öncüsü (sadece müzikal bir tavır değil ama aynı zamanda yaşama dair bir tavır ortaya kuran bu straight edge kitlesi, ne sigara içer ne alkol ne de uyuşturucu kullanır, hatta tek gecelik ilişkilere dahi karşı çıkarlardı) ve aynı zamanda hardcore döneminin en etkili gruplarından Minor Threat de hak ettiği yeri almış albümde. Bunların dışında Adolescents, Scream, Gang Green, Die Kreuzen ve D.R.I. gibi türün önemli grupları da boy gösteriyorlar burada.
Dön de geçmişe bir bak
Hardcore'un en yoğun olduğu bölgeler Washington D.C. veya Los Angeles'a odaklanmak yerine bütün ülke çapındaki hardcore gruplarına yer verildiği toplamada birbirinden ilginç ve karakterli 26 şarkı 37 dakikaya sığdırılmış durumda (ortalama şarkı süresi 1:25). Ne var ki, bazı önemli gruplar bu derlemenin -nedeni bilinmez- dışında bırakılmış. Örneğin türün en önemli gruplarından Dead Kennedys (ki burada onlara rastlamamak gerçekten şaşırtıcı), Boston'lu Hüsker Dü, korku punk'ın babaları The Misfits ve The Germs bu derlemede ilk bakışta göze çarpan eksikler.
Hardcore punk'ın dünyaya bıraktığı miras sadece kısa, sert ve hızlı şarkılardan oluşan bir külliyat ve artık rock konserlerinin standart davranışlarından biri olan sahneden atlama eylemi değil. Bu gruplar bize sistemin dışında kalarak da bir şey yapılabileceğini hatırlattı. Müziğin sadece müzikten ibaret olmadığını, bir hayat tarzı, bir muhalefet aracı, daha da önemlisi bir aidiyet duygusu üzerine kurulu olduğunu gösterdi. O yüzden yüzümüzü bir kez daha geçmişin bu alternatif yoluna dönmenin zamanıdır şimdi. Kim bilir, belki hayatımızda neleri eksilttiğimizi, uyum sağlamak adına hangi değerlerden feragat ettiğimizi hatırlamamıza yardımcı olur.
American Hardcore: The History Of American Punk 1980-1986/Various Artists/Balet