Sait Faik'i doğru yerde aramak

Geçtiğimiz yılı edebiyat anlamında önemli kılan gelişmelerden biri Orhan Pamuk'un Nobel'i kazanması ise, diğeri Sait Faik'in 100. yaşı dolayısıyla yapılan etkinliklerdi.
Haber: TEMEL KARATAŞ / Arşivi

Geçtiğimiz yılı edebiyat anlamında önemli kılan gelişmelerden biri Orhan Pamuk'un Nobel'i kazanması ise, diğeri Sait Faik'in 100. yaşı dolayısıyla yapılan etkinliklerdi. Yazıya başladığı Bursa'da, memleketi Adapazarı'nda ve ömrünü geçirdiği İstanbul'da çeşitli paneller, konferanslar ve sohbetler düzenlendi. Sait Faik, belki de ilk kez birçok açıdan çeşitli kesimlerin katılımıyla tartışılmaya çalışıldı. Bu fırsatla , söylenmeyenler söylendi mi, yazılamayanlar yazıldı mı gerçekten? Soru, yanıtı sonra verilmek üzere bekleyedursun, Hece Yayınları, çocuk yaşlarda çıktığı Sait Faik yolculuğunda biriktirdiklerini 1980'lerden beri yazıya döken Necati Mert'in bu yazılarını, Sait Faik üzerine yaptığı konuşmaları ve çeşitli metinlerini biraraya getirerek, çeyrek asırlık bir birikimi kitaplaştırmak gibi akılcı ve yarar sağlayıcı bir yol izlediği için kutlanmayı hak ediyor.
Diğer Adalı
'Adalı Sinağrit'ten dem vuralım biraz: Sait Faik' in adını ilk nerede, nasıl, kimden duyduğunu hatırlamıyor Necati Mert. Ama kestirir ki, ortaokul yıllarıdır. Kendisi de Adapazarlı olduğundan, Sait Faik'in Adapazarlılığıyla ilgilidir ilkin. Ki, çevresindeki amcalara, teyzelere onu tanıyıp tanımadıklarını sormaya başlar. Tatmin edici yanıt alamayışı da uzun sürecek bir yolculuğun işareti gibidir. O günlerdir... Yolda yürürken, "Şafak Sokağı" diye bilinen bir Adapazarı sokağının başındaki tabelada "Sait Faik Sokak" yazdığını fark eder ve kendi deyimiyle, Sait Faik'in kendisine rastlamış gibi heyecanlanır. Yazar nasıl tanımlar bilemem ama, derim ki, 'Adalı Sinağrit' işte bu arayış serüveninin dökümüdür. Yarım asırdır süren bu bir nevi esrarengiz serüvenin, çeyrek asırlık yol notları, duygu dökümleri, iç konuşmaları niteliğinde 21 yazı. Bitişi bilinmeyen bir arayışın, zamanı, taşrayı, sosyal siyasal-kültürel analizler, yüzleşmeler ve farklı açılımların ışığıyla aydınlatan kayıtlarıÖ
Sait Faik'i, ama Burgazlı değil, öteki "ada"lı Sait Faik'i ararken, farkına varışlarla Sait Faik'in Adapazarı'ndan kaleme alınan bu yazılar, taşradan merkeze, -merkez demişken edebiyata- merkezden muhalefete sıçrıyor ve illa hikâyeye akıyor, Sait Faik'in hikâyesinde, Adalı Sinağrit'i arıyor parça parça. Birbirinden farklı zamanlarda, farklı duygularla, ama aynı Necati Mert hassasiyeti ve dil özeni, aynı yalınlık ve içtenlikle yazılmış bu denemeler, yazarın bakışıyla şehir, tarih, iktidar, sağ-sol ve güncelle bütünleniyor.
25 yıllık bir sürece yayılmış yazılar, sadece Sait Faik'i değil, bir sokak tabelası vasıtasıyla çıkılan yol boyunca, satır aralarında bir dönemi, bir memleketi ve onun değişim sürecini de kronolojik olarak döküyor ortaya.
Kitapta, tanımadığımız, asıl Sait Faik'i bulacak, bir bulmacanın parçalarını birleştirir gibi, Sait Faik'e ilişkin atlananları, görülmeyenleri de ekleyeceğiz haznemize elbette.
"Bana öyle geliyor ki, İstanbul dışında yaşayanlar, yani bizler, belletilmiş Sait Faik'i tanıyoruz yalnız; onunla yetiniyoruz. Oysa Sait Faik yelpazesinin öteki öykülerine de bir baksak, en az belletilmişi kadar usta, en az onun kadar içten, belki de bize ondan daha yakın bir başka Sait Faik'e rastlayacağız." (s. 33)
Ancak, bir noktayı daha fark edeceğiz bu yazılar bütünü içinde: Necati Mert, 'Adalı Sinağrit'te bir de "sır" vermektedir aslında: O sokak, "Sait Faik Sokağı", "hikâyeci" Necati Mert'e "yaz" diyendir de. Ve kitapta yer alan 1987 tarihli 'Saksıda Papatya' hikâyesi, anlattığından öte bir şeydir aslında...
"(Sait Faik Sokağı) insanı gara, yani İstanbul'a götüren, ucu uygarlığa, kâinata açılan bir sokaktır; ama ne yazık ki taşrada sokaklar hâlâ sakinlerine açıktır yalnız." (s. 24)
Ya şehir sokakları?.. Merkezin sokakları açık mıdır, sakinlerinden gayrısına diye sormaktan kendimizi alamayacağız.
"Dilerim aylaklıkta değil, bir öykü peşindesindir?"
"Bir öykünün içindeyim!"
"Kimler var öykünde?"
"Bir kentin sancısını çekmeden oralı olunabileceğini sananlarla ben. Onlara sorsam, 'Burası neresi, kar nereye düşüyor şimdi?' diye, 'Adapazarı!' derler, 'Bulvar!' derler. Sakarya'nın yatağından da öyle emindirler ki karşı çıkanın aklından şüphe ederler. Sakarya, oysa yatağını bıraktı. Gürültüyle geliyor. Ortadan akacak. Ben de Adapazarı'nın o Sakarya halini yaşıyorum." (S. 30)
'Saksıda Papatya', Sait Faik'in 100'üncü yaşı etkinliklerinde, hele ki "merkez"de çok şey konuşulup hiçbir şey konuşulmadığının kanıtıdır başlı başına, deyivereceğiz daha kitabı bitirmeden.
Affola!
Adalı Sinağrit (Sait Faik), Necati Mert, Hece Yayınları, Ankara 2006