scorecardresearch.com

Sandık gönüllüleri aranıyor!

Sandık gönüllüleri aranıyor!
Sandık Başındayız hareketi, 30 Mart seçimlerinde herkesi sandığına sahip çıkmaya çağırıyor. Şu ana kadar 2350 gönüllü görevli belli oldu, daha fazlasına ihtiyaçları var
Haber: REYAN TUVİ* / Arşivi

Bir Pazar günü, Kadıköy Belediyesi’nin kültür merkezindeki sunum, katılımcıların sorularıyla sık sık bölünüyor. Gençler, orta yaş üzeri çiftler, emekliler birbirlerini tanımıyorlar belki ama hepsinin soruları aynı konu etrafında dönüyor: “Siyasi parti üyesi olmadan seçim günü sandık başında görev alabilir miyim?”, “Apartmanımızda oturmayan birinin seçmen listesinde yer aldığını fark ettik, ne yapmalıyız?”, “Seçim günü sandık başında görev almak için muhtarlığa başvurdum, ancak bir sonuç alamadım”, “Polisler istedikleri sandıkta oy kullanabilir mi?”, “Bir usulsüzlük görmeme rağmen sandık başkanı itirazımı kabul etmezse, son çare olarak kime başvurmalıyım?”, “Oylar sayıldıktan sonra nereye götürülüyor?”, “Oyların sisteme doğru girilmediği konusunda kuşkular ve duyumlar var. Bu süreç nasıl işliyor?”

30 Mart yaklaşırken

Görünen o ki, bu seçimlerde halk sandığına sahip çıkmaya kararlı. Bunun itici güçlerinden biri, geçmişten ders alan ve “adil ve şeffaf bir seçim” mottosuyla biraraya gelen gönüllü vatandaşlardan oluşan ‘Sandık Başındayız’ sivil hareketi. Gezi direnişinin ardından ortaya çıkan bu hareketin temel motivasyonu, milletin iradesinin sandığa en geniş biçimde, kuşkusuz ve sorunsuz yansımasının önemine duydukları inanç. Belki de Türkiye tarihinde ender rastlanan bir şekilde halk, partilerden bağımsız bir sivil hareketle sandığına göz kulak olmak ve ülke geleceğinde fark yaratabilmek için sandık başında olmaya hazırlanıyor. Temiz Seçim Platformu’nun araştırma raporuna göre, 2009 yılı İstanbul yerel yönetim seçimlerinde, kullanılmayan oy yüzde 18, geçersiz oy yüzde 3 olmak üzere, toplam kaybedilen oy yüzde 21. Yine araştırmadan çıkan sonuçta, ilk iki parti arasındaki farkın yüzde 7.7 olduğunun da altı çiziliyor. Bir kentin kaderini değiştirebilecek yüzdelerin yanına bir de geçmişteki seçimlerden zaman zaman akıllara gelen olası usulsüzlükler eklenince, 30 Mart 2014 yerel seçimleri daha da önemli bir hal alıyor.

Vatandaşlık hakkı

Sahnede sunum yapan genç adam Cenap Bıyıklı aslında bilişimci ve ilk günden beri bu hareketin içinde: “Gezi’den sonra çıkan somut hamlelerden biriydi bu. Facebook’ta bir grup kurduk, görenler katıldı. ‘Siyasi partiler bunu zaten yapıyor, size ne gerek var?’ dediler. Bu, bizim vatandaşlık hakkımız. Bağımsız adaysanız, sizin adaylığınızı kimse korumaz. Siyasi partinin derdi oyu korumak değildir. Peşinde olduğumuz, seçimlerde hile yapılıp yapılmadığını ortaya çıkarmak da değil ama eğer bu tür şüpheler varsa, seçim sisteminin doğru uygulanması için neler yapabiliriz diye düşündük. Türkiye’de demokrasi oy vermekle ölçülüyor, Başbakan ‘Bu sokakta olmaz, sandıkta olur’ diyor. Bu söylemi kabul ettik diyelim, o zaman oyun sayılabilmesi için biz de orada olmalıyız. Bu ve önümüzdeki seçimlerin şeffaf olması için tanık olduklarımızı, önerilerimizi raporlandırmak da istiyoruz. Bunun için de mümkün olduğu kadar çok gönüllümüzle sandıkta olmamız gerekiyor.”

Bağımsız adaya müşahitlik

‘Sandık Başındayız’ hareketi, önce kendini eğitiyor. Seçim yasalarını okuyorlar, seçim hukuku konusunda uzmanlarla görüşüyor. İlk aşamada oy vermenin önemi ve seçmenlik işlemleri konusunda kamuoyunu bilinçlendirmek üzere yola çıkıyor ancak daha sonraları kendilerine bir dizi hedef belirliyorlar: Gönüllülerin seçim günü sandık başında bağımsız ve yasal birer gözlemci olarak yer alabilmesi için gerekli altyapıyı oluşturmak, şeffaf bir seçim yapılmasına yönelik onlara destek vermek, olası ihlalleri belirlemek ve gereken yasal işlemlerin yapılmasına yönelik hukukçulardan destek almak.
‘Sandık Başındayız’ inisiyatifinin eğitimlerine gelen katılımcıların en sık sorduğu soru: Hiçbir siyasi partinin üyesi olmayan vatandaş, sandık başında herhangi bir usulsüzlükte müdahale etme hakkına sahip mi? Ekibin üyelerinden insan kaynakları uzmanı Günnur Aktoros, YSK’nın kanununu ve Şeffaflık Derneği’nin önerilerini inceledikten sonra bu engeli nasıl aştıklarını anlatıyor: “Seçimlerde oy vermek, oyların sayılmasını izlemek, hatta bir ölçüde de itiraz etmek her vatandaşa 298 sayılı yasayla verilen anayasal bir hak olsa da bazı durumlarda sandık başkanının yetkilerini aşamayabiliyorsunuz. Ancak partilerin sandık başında görevlendirdikleri ‘müşahit’ olarak adlandırılan üyeler, daha fazla yetkiye sahip. Gönüllülerimizi sandık başında görevlendirebilmek için partilerden müşahit kartı almak prensibimize aykırı olduğundan kendi bağımsız adayımızı açıklayalım, onun müşahit kartlarını takarak sandık başına gidelim ama bağımsız adayımız için oy istemeyelim dedik.”
Bağımsız adayları olarak caz piyanisti ve besteci Selen Gülün’ü seçiyorlar. Gülün de bu harekete destek vermekte tereddüt etmiyor.

2350 gönüllü görevli

Gönüllülerden lojistik uzmanı Pınar Sevinç de “Acaba ne yapmalıyım?” sorusunun peşine düşenlerden. “Bize hep sanıdığı gösterdiler. Milli irade orada, sandıkta görüşelim deyince hedefi çok net görebildik. Ben de gönüllü oldum. Şimdi konuşmayı bırakıp kolları sıvama zamanı. Bir uçurumun kenarındayız ve düşmemek için dört elle son halatı tutmalıyız. Bu ilk adım.’’
Sandık Başındayız hareketinin eğitimlerine katılanlar, bu sivil inisiyatife ilgi duymalarının nedenlerini sıralarken hep aynı özellikler üzerinde duruyorlar: Hareketin hiçbir siyasi parti ile bağının olmaması, herhangi bir partinin siyasi mücadelesine destek vermemesi, hiçbir kâr amacı gütmemesi ve hilesiz ve temiz bir seçim süreci yaşanması için katkıda bulunmak isteyen vatandaşları biraraya getirmesi.
Cenap’ın endişesi istedikleri sayıda gönüllüye ulaşamamış olmaları. “İstanbul’da 33 bin sandık var. 33 bin gönüllü bulduk diyelim, bu sayıyı eğitmemiz fiziksel olarak mümkün olmadığından sunum ve eğitimlerimizi web sitemize koyduk. Bugüne dek 550 kişi sandık gözlemcisi olmak üzere bizden eğitim aldı. 2350 gönüllü görevli yarattık. Yaklaşık 25 bin kişiyle iletişim kurduk. Asıl mesele 30 Mart günü sandık başında kaç kişi olacağı. Ayrıca şu ana kadar ulaşabildiklerimiz bu konularda duyarlı kesimler. Hâlâ İstanbul’un erişemediğimiz ilçeleri var. İstenirse oralara da gidip eğitim vermeye hazırız. Biraz daha sokağa inmemiz gerektiğine inanıyorum.”

Şikayet etmekle olmuyorKadıköy’deki eğitime eşiyle birlikte katılan Aslı Kaban, seçimlerin adil olmadığı inancında: “Bir yerde oturup şikayet etmek olmuyor. Önceki seçimlerde birçok şaibe oldu; elektrikler kesildi, yanmış oy çuvalları bulundu, Seçsis sistemiyle ilgili birçok belirsizlik dile getirildi. Bunların soruşturulmasını beklemekten artık sıkıldık o nedenle şeffaf seçimler adına üzerimize düşen görevi yapmak için buradayız.”
info@sandikbasindayiz.org

* Belgeselci


http://www.radikal.com.tr/117608111760810

YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yazılmamış.